MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A)Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili, davacının 05/01/2012 tarihinden itibaren ... Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti'nin Marmara Üniversitesi Hastanesi projesinde özel güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, proje ihalesinin farklı bir şirket tarafından kazanılması sonucunda davacının bilgisi olmaksızın işten çıkışının yapıldığını, davacının kendisine bilgi verilmeden işten çıkış yapılmasına onay vermeyeceğini bildirmesine rağmen işveren ve işveren vekillerince muhatap alınmadığını, fazla çalışma ücretlerine ilişkin ödeme yapılması hususunda şifahen ve ihtar yoluyla talep etmiş olmalarına rağmen işçi alacaklarının ödenmediğini ve ödenmeyeceğinin bildirildiğini, son brüt ücretinin 1.200,00 TL olduğunu, fazla mesai ücretlerinin eksik ödendiğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını karşılığının da ödenmediğini, ihbar ve kıdem tazminatının ödenmediğini, dini bayramlarda toplamda iki gün tatil yapabildiğini, milli bayramlarda tam gün çalıştığını iddia ederek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık ücretli izin alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağını talep etmiştir.
B)Davalı Cevabının Özeti
Davalı ... vekili, davacının talep ettiği alacaklardan davalının sorumluğunun olmadığını, son alt işveren Gsm Koruma ile T.C. Sağlık Bakanlığına davanın yöneltilmesi gerektiğini, belirli süreli iş sözleşmesinin sona erdiği 28/02/2014 tarihine kadar davacının şirketin Marmara Hastanesi projesinde çalıştığını, davacıya en son net 867,91 TL maaş ve 101,40 TL yol ücreti verildiğini, yenilenen ihalenin GSM koruma şirketi tarafından kazanılması üzerine davacının sigorta çıkışının kod 5'e göre yapıldığını, ancak davacının ara vermeden yeni firmada çalışmaya devam ettiğini, daha sonra 18/04/2014 tarihinde hiçbir sebep bildirmeksizin işten ayrıldığını, asıl nedenin T.C. Sağlık Bakanlığı Hastanelerinde işçi maaşlarının düşük olması olduğunu, vardiya sistemi ile çalışıldığında fazla mesai talebinin yerinde olmadığını, vardiyası genel tatillere denk geldiğinde karşılığının ödendiğini, hak ettiği tüm yıllık izinlerini kullandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı T.C. Sağlık Bakanlığı (Marmara Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi'ne izafeten) vekili, davacının 21/04/2013 tarihinden itibaren vardiyasına 3 gün mazeretsiz gelmediğini, tutanak tutulduğunu, kıdem ihbar fazla mesai ve talep ettiği diğer ücret alacaklarına hak kazanmadığını, vardiya usulü çalışıldığı için fazla çalışmanın söz konusu olmadığını, hastanede resmi ve dini tatillerde izinlerinin tam ve eksiksiz kullandırıldığını, davacının yıllık izinlerini kullandığını, bakanlığın dava konusu taleplerle ilgili sorumluluğunun ve kusurunun olmadığını, sorumluluğun yalnızca hizmet aktiyle çalıştıran yüklenici firmaya ait olduğunu, davacının önceki ihale alıcısı dönemlere ait çalışmasının da olduğunu, iş sözleşmesini davacının kendi isteğiyle feshettiğinden kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, tüm ücret alacaklarının zaman aşımına uğradığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C)Yerel Mahkeme Kararının Özeti
Mahkemece ilk kararında, davacının 12 saat çalışıp 36 saat dinlendiği ve haftalık 45 saati geçen çalışması bulunmadığı, genel tatillerdeki çalışmalarının karşılığının ödendiği, bu sebeple feshin haksız olmadığı sonucuna varılarak, davanın ... Güvenlik Şirketi yönünden tümden reddine, Bakanlık hakkında ise yıllık izin ücreti talebinin kabulüne ve diğer talepler yönünden reddine karar verilmiştir.
Hüküm Dairemizin 28.03.2016 tarih ve 2016/8056 E., 2016/7370 K. sayılı ilamı ile; bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davalı Sağlık Bakanlığı tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nin 23.05.2017 tarihli kararı, Dairemizin 16.01.2018 tarih ve 2017/24518 E., 2018/314 K. sayılı ilamı ile; “Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece Dairemizin 28.03.2016 tarihli bozma kararından sonra 29.03.2017 tarihinde yapılan ıslaha değer verilerek karar verilmesi HMK.nun 177/1. maddesinin “Islah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir” hükmü ile “Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04/02/1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK. nın değiştirilmesine gerek olmadığına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı YİBK” karşısında isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesiyle 2. defa bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı asil 17.05.2018 tarihli dilekçesi ile “sadece Sağlık Bakanlığına karşı açılmış olan davasından feragat ettiğini” belirtmiş, mahkemece 18.06.2018 tarihli ek karar ile HMK’nın 307. maddesi gereğince feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu gerekçesi ile “feragat nedeniyle davanın reddine” karar verilmiştir.
D)Temyiz
18.06.2018 tarihli ek kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E)Gerekçe
Somut uyuşmazlıkta davacı, yerel mahkemece verilmiş 02.03.2018 tarihli karar tebliğ aşamasında iken, 17.05.2018 tarihli dilekçesiyle sadece davalı Sağlık Bakanlığı hakkındaki davadan feragat etmiştir. Yerel mahkemece 18.06.2018 tarihli ek karar ile davanın reddine karar vermiştir.
Davadan feragat bir maddi hukuk işlemi olduğundan, diğer davalılara etkisi sorunu üzerinde durulması gereklidir. Gerek mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 145. maddesi, gerekse yürürlükteki 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 166. maddesi uyarınca, müteselsil borçlulardan birinin ifa ya da takas yoluyla, kısmen veya tamamen borçtan kurtulması halinde, diğer müteselsil borçlular da alacaklıya karşı bu oranda borçtan kurtulurlar. Müteselsil borçlulardan birinin alacaklıyı tatmin etmeksizin borçtan kurtulması durumunda ise, diğer borçluların borcu kural olarak devam etmekle birlikte, durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde, diğer borçlular bu borçtan kurtulmadan yararlanabilirler. Mülga 818 sayılı Kanun'un 147/2. maddesi ve 6098 sayılı Kanun'un 168/2. maddesi uyarınca da, alacaklının müteselsil borçlulardan birinin durumunu diğerleri zararına iyileştirdiği takdirde, bunun neticelerine katlanacağı düzenlenmiştir.
Kaldı ki, asıl işveren ve alt işverenin davaları birbirinden bağımsızdır. Aynı davada birlikte davalı bile gösterilseler, aralarında ihtiyarî dava arkadaşlığı bulunduğu için iddia ve savunmalarını birbirinden bağımsız olarak ileri sürerler.
“Davacı, davalı taraftaki ihtiyarî dava arkadaşlarından (davalılardan) biri hakkındaki davasından feragat edebilir. Bu feragat, diğer ihtiyarî dava arkadaşları (davalılar) hakkındaki davayı etkilemez; onlara karşı davaya devam edilir. Buna karşılık, davacının davalı taraftaki mecburî dava arkadaşlarından (davalılardan) biri hakkında davadan feragat etmesi, diğer mecburî dava arkadaşlarını (davalıları) da etkiler. Yani bu halde mahkeme, davacının (bütün davalılar hakkında) feragat nedeniyle reddine karar verir”. (Kuru, B: Hukuk Muhakemeleri Usulü, s.3582-3583)
Yapılan açıklamalar ışığında varılan neticede, eldeki uyuşmazlıkta davacı asilin davalılardan asıl işveren hakkındaki davadan feragati, diğer davalı alt işverene sirayet etmeyeceğinden bu davalı yönünden davaya devam edilerek bir sonuca bağlanması gerekirken, yazılı şekilde her iki davalı hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç
Temyiz olunan İstanbul Anadolu 15. İş Mahkemesi’nin 18.06.2018 tarihli ek kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19/03/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.