MAHKEMESİ : ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Davalı vekili tarafından verilen 12.01.2020 havale tarihli dilekçede; Dairemizin 21/01/2020 tarihli ve 2019/8301 E., 2020/753 K. sayılı temyiz isteminin süreden dolayı reddi kararının maddi hataya dayalı olarak verildiği ileri sürülerek kararın ortadan kaldırılması ve hükmün bozulmasına karar verilmesi talep olunmuştur.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Bölge Adliye Mahkemesi kararının istifa eden davalı vekiline tebliğ edildiği, bu nedenle usule uygun olmayan tebliğin temyiz süresinde dikkate alınamayacağı gözden kaçırılarak karar verildiği anlaşılmakla yukarıda tarih ve numarası belirtilen ONAMA KARARININ ORTADAN KALDIRILMASINA ve hükmün aşağıdaki şekilde bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, Haziran 2010 tarihinden 15/06/2015 tarihine kadar davalı Şirkete ait... Cafe isimli iş yerinde usta aşçı olarak çalıştığını, 15/06/2015 tarihinde davalı işverene... Noterliğinin 15684 sayılı ihtarnamesi göndererek fazla mesai ücretlerinin, dini bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden bildirilmemiş olması nedeni ile iş akdini haklı nedenle feshettiğini, en son aldığı aylık net ücretin 2.350,00 + asgari geçim indirimi olduğunu, 2015 haziran ayına ilişkin 14 günlük ücretin ödenmediğini, çalıştığı süre boyunca dini milli bayram ve genel tatillerin tamamında çalışmasına rağmen ücretlerinin ödenmediğini, çalıştığı süre boyunca yıllık izinlerinin tamamını kullanamadığını, kullanamadığı yıllık izin ücretlerinin de kendisine ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı ile fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık ücretli izin ve ücret alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının yaptığı feshin İş Kanunu'nun 26. maddesinde öngörülen 6 iş günü ve 1 yıllık sürelerin geçirilmesi nedeni ile geçersiz olduğunu, 2010 yılında doğduğu iddia ettiği ücret alacağı, fazla mesai alacağı, dini milli bayram ve genel tatil ücreti alacağına ilişkin 2015 yılında itirazda bulunmaması davalı işverenin ödemeler konusundaki uygulamalarını kabul ettiğini gösterdiğini, dini milli bayram ve genel tatillerde çalışması olmadığından bu dönemlere ilişkin ücretlerinin olmadığını, davacıya yıllık izinlerinin kullandırıldığını, davacının ıslak imzalı yıllık izin çizelgesinde de bu hususun belirtildiğini, davacının ödenmediğini iddia ettiği 2015 Haziran ayına ilişkin 14 günlük ücretinin banka hesabına ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, davacının, 01/06/2010 tarihinden itibaren fasılasız iş akdinin feshedildiği 15/06/2015 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığı, dinlenen tanık beyanları ve emsal ücret araştırmalarına göre aylık ücretin net 2.350,00 TL olduğu, iş akdinin davacı tarafından fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmemesi üzerine haklı nedenle feshedildiği, fesih tarihinden sonra düzenlenen devamsızlık tutanaklarına itibar edilemeyeceği, bu durumda davacının kıdem tazminatı almaya hak kazandığı, çalışma süresi dikkate alındığında davacının 70 gün yıllık ücretli izne hak kazandığı, 57 gün yıllık ücretli izin kullandığı, 13 gün yıllık iznin kullandırıldığının davalı tarafından kanıtlanamadığı, dinlenen tanık beyanlarına göre davacının haftalık 27,5 saat fazla çalışmasının bulunduğu, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, Haziran ayına ilişkin 14 günlük ücret alacağının ödendiğinin davalı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D)İstinaf başvurusu:
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili istinaf istinaf başvurusunda; dava tarihinden önce davalı aleyhine keşide edilen ihtarname ile davalının 19/06/2015 tarihinde temerrüde düştüğünü bu nedenle mahkemece faize temerrüt tarihinden itibaren hükmedilmesi gerekirken, temerrüt ve ıslah tarihi ayrımı yapılmak suretiyle faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacının iş akdini haklı sebep olmaksızın ve hak düşürücü süreleri de kaçırdıktan sonra feshettiğini, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanmadığını, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, zamanaşımı itirazlarının mahkemece nazara alınmadığını, davacının davalı nezdinde çalıştığı sürede tüm ücret ve alacaklarının kendisine ödendiğini, mahkemece ücret tespitinin hatalı olarak yapıldığını, taraflı tanık beyanlarına göre alacak kalemlerinin hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu, davacının tüm yıllık izinlerini eksiksiz olarak kullandığını ileri sürmüştür.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, yapılan inceleme sonunda, mahkeme kararına karşı davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin ise yerinde olmadığı, yerel mahkeme kararının da usul ve yasaya aykırı olduğu, lakin dosyada delillerin toplanmış olmasına göre; karardaki aykırılığın yerel mahkemesine gönderilmeksizin dosya üzerinden Dairemizce değerlendirilebileceği anlaşıldığından mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulüne karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davalı işverenlikte aşçı olarak çalışan davacının fazla çalışma süresi tanık deliline dayalı olarak haftalık 27,5 saat olarak kabul edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının haftanın 5 günü 07.00-19.00 arası, bir günü de 07.00-23.30 arası, takip eden haftada ise 5 gün 09.30-23.30 arası, bir günü de 07.00-23.30 arasında çalışma yaptığı kabul edilip ara dinlenmelerin tenzili ile sonuca gidildiği görülmüştür. Bu kabulü destekleyen tutarlı ve ispata elverişli tanık anlatımları bulunmamaktadır. Bununla birlikte, davalı işyerinde davacı ile birlikte üç aşçının çalıştığı ve çalıştığı bu işyerinin gece açık olmadığı anlaşılmaktadır. Taraf tanık beyanları ile davacının pozisyonu, işyerinin ve işin niteliği ile yoğunluğuna göre davacının haftanın 6 günü günlük 12 saat çalıştığı, buna göre de ara dinlenmelerin tenzili ile haftalık 18 saat fazla çalışmasının bulunduğunun kabulü dosya içeriğine göre yerinde olacaktır.
Açıklanan nedenlerle, davacının fazla çalışma süresinin hatalı olarak saptanması bozmayı gerektirmiştir.
I) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 03.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.