MAHKEMESİ : İSTANBUL 23. İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ret kararına karşı davacılar avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi davacılar avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davacılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre davacıların yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nun 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, 17/06/2020 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı işçi davalı işveren hakkında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti ile dini ve milli bayram çalışmaları ücretlerini her bir alacak için 200 TL talepte bulunmak suretiyle 02.04.2014 tarihinde kısmi dava açmıştır.
Mahkemece 07.05.2015 tarihli ara kararında, bilirkişi ücreti ile davetiye giderlerinin mevcut gider avansından karşılanmasına, masrafın eksik olması halinde davacı tarafından karşılanmasına dair davacı vekiline iki haftalık süre verilmiştir. Davacı vekili tarafından bilirkişi ücreti yatırılmadığı ve eksik gider avansı tamamlanmadığı için 08.07.2015 tarihli oturumda ise bir önceki ara kararının yerine getirilmesi için davacı vekiline bu defa dört haftalık kesin süre verilmiştir. Kesin süreye riayet edilmediği gerekçesiyle mahkemece "ispat edilemeyen davanın reddine" karar verildiği belirtilerek, davanın esastan reddine dair hüküm kurulmuştur. Kararı yasal süresi içinde davacı vekili temyiz etmişse de, daha sonra verilen temyizden feragat dilekçesi üzerine Dairemiz tarafından 23.02.2016 tarihinde verilen karar ile temyiz isteğinin feragat sebebiyle reddine dair hüküm kurulmuştur.
Davacı vekili temyize konu bu davayı ise 04.05.2016 tarihinde açmış ve işverenden 5.000TL kıdem tazminatı, 1.000TL ihbar tazminatı, 2.000TL izin ücreti, 10.000TL fazla çalışma ücreti, 1000TL bayram ve genel tatil ücreti talep etmiştir. Dava dilekçesinde, daha önce açılan davanın usulden reddedildiği de açıklanmıştır.
Mahkemece, ilk kararın maddi anlamda kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinafı üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kesin hüküm oluşturduğu ileri sürülen yargılama sırasında davacı vekiline verilen kesin sürede esasen gider avansının tamamlanması istenmiştir. Ara kararında 350 TL bilirkişi ücreti ve davetiye giderinin gider avansından karşılanacağı, eksik masraf olması halinde avansın, davacı tarafça karşılanması gerektiği açıklanmıştır. Davetiye giderlerinin yatırılması gerektiğinden de ayrıca söz edilmiştir. O halde sadece delil avansı için değil, gider avansının da yatırılması için de süre verilmiştir. Hatta delil avansının dahi gider avansından karşılanmasına ve avansın davacı tarafça tamamlanmasına dair ara kararı tesis edilmiştir.
Ara kararının yerine getirilmemesi üzerine bu defa kesin süre verilmiş ve kesin süreye uyulmaması sonucunda mahkemece davanın esastan reddine karar verilmiştir. Mahkemece ispatlanamayan davanın reddine şeklinde karar vermiş olması bu konuda sonuca etkili görülmemelidir. Yargıtay uygulamasında gider avansının yatırılmaması usulden red nedeni olup( Yargıtay 3. HD. 05.06.2017 gün, 2016/4690 E, 2017/9015 K. ; Yargıtay 5. HD. 20.09.2016 2015/26988 E, 2016/12990 K.), esasa ve usule dair red nedenlerinin varlığı halinde öncelikle usulden redde dair karar verilmelidir. Mahkemece davanın ispatlanamadığı belirtilerek esasa dair karar verilmesi bu yönüyle sonuca etkili olmayıp, reddin gider avansının yatırılmaması nedenine dayandığı kabul edilmelidir. Hatalı gerekçeyle verilen red kararının temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olması da bu noktada önemsizdir. Dairemiz uygulamasında; gider avansının yatırılmaması davanın esastan değil, usulden reddi nedenidir (Yargıtay 9.HD. 12.04.2018 gün, 2017/6341 E, 2018/8541 K.).
İlk olarak verilen kararın usule dair olduğu ve daha sonra açılan davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacağı görüşünde olduğumdan, bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onamaya dair kararına katılamıyorum. 17.06.2020