MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : Davacı, TİS gereği kendisine ödenmeyen işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yerel mahkeme kararının davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (kapatılan) 7. Hukuk Dairesi'nin 30/10/2014 tarih, 2014/10574 Esas, 2014/19811 sayılı kararı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, Bursa 3. İş Mahkemesinde ikame edilen ilk dava ile mahkememize ikame edilen işbu davanın tarafları aynı olsa dahi hukuki sebepleri farklı olduğu için kesin hükümden bahsedilemeyeceği ve emsal davada Hukuk Genel Kurulunca yerel mahkemece verilen direnme kararının yerinde olduğu yönünde 11/04/2019 tarih, 2016/7-360 esas ve 2019/450 karar sayılı kararı ile karar verildiği ve verilen bu kararında Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanlığınca onandığı gerekçesiyle bozmaya karşı direnme kararı verilmiştir.
Direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6763 sayılı Kanun'un 45. maddesi ile eklenen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici dördüncü maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
YARGITAY KARARI
Yargıtay (kapatılan) 7. Hukuk Dairesi’nin “…kesin hükmün varlığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
6100 sayılı HMK'nın düzenlemesinde bir davanın görülmesini engelleyen durumlar dava şartları olarak düzenlenmiştir.
HMK'nın 114/1-i maddesine göre aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartıdır.
Somut uyuşmazlıkta, davacı daha önce TİS'den yararlanamadığı gerekçesiyle 21/07/2009 tarihinde alacak davası açmış ve Bursa 3. İş Mahkemesinin 2009/729 Esas nolu dosyasında görülen davada mahkemece bozma kararına uyularak 11/04/2012 tarihinde davanın reddine karar verlmiş, verilen karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesince onanarak kesinleşmiştir. Daha sonra bu dava ile eşitlik ilkesine aykırılık gerekçesiyle yeniden aynı taleplerini yinelemiştir. Her ne kadar mahkeme, önceki kararın bu dava için kesin hüküm oluşturmayacağı gerekçesiyle, dosyaya sunulmuş Yargıtay Dairelerinin emsal onama kararlarına itibarla davayı kabul etmiş ise de verilen karar hatalıdır. Çünkü, davacısı, davalısı ve dava konusu aynı olan bir konuda verilmiş karar, aynı taleple, aynı kişiler arasında açılacak ikinci davada kesin hüküm oluşturur. Davacının ilk davada talep ettiği TİS'den yararlanma talebinin reddedilmesi ve kararın kesinleşmesi karşısında ilk dava tarihi olan 21/07/2009 tarihine kadar olan talebi yönünden kesin hüküm oluşmuştur. Yapılacak iş, 21/07/2009 tarihine kadarki döneme ilişkin talebin kesin hüküm nedeniyle reddine karar vermek, 21/07/2009 tarihi ile 2011 yılında yürürlüğe giren ve büro işçilerine yasal olarak TİS'den yararlanma hakkı veren, TİS'in yürürlük tarihi olan 15/03/2011 tarihine kadar ki dönem yönünden hesaplama yaptırılarak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir. Mahkemece hatalı değerlendirme ile talebin tüm dönemi kapsar şekilde hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozma nedenidir.
O halde davalı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.” gerekçesi ile verilen kararına karşı Yerel Mahkemece “… Dava konusu olayda, Yüksek Daire bozma ilamında her iki davanın taraflarının ve dava konusunun aynı olduğunu bu nedenle ilk davanın ikinci davada kesin hüküm oluşturduğunu belirtmiş ancak; kesin hükmün 3. şartı olan dava sebebinden bahsetmemiştir. Her iki davanın dava sebepleri farklıdır. Açıklandığı üzere kesin hükümden bahsedebilmek için her iki davanın taraflarının, konusunun, dava sebeplerinin (vakıaların) aynı olması gerekir. Davacı tarafça mahkememize açılan işbu dava ile Bursa 3. İş Mahkemesinde açılan ilk davanın taraflarının aynı olduğu tartışmasızdır. Ancak dava sebepleri (vakıalar) farklıdır. İlk davada, dava sebebi (olaylar) davacının fiilen dışarıda çalışmasına karşın büro işçisi gibi (içeride) sayılarak TİS'ten yararlandırılmaması dava sebebine dayanılmış olup, bu ilk dava davacının dışarıda değil, içeride büroda çalıştığının kabulüne bağlı olarak reddedilmiş ve hüküm kesinleşmiştir. İşbu davada ise; anılan kesinleşmiş karar nedeniyle davacının dışarıda çalışan işçi değil, büro işçisi olduğundan bahisle farklı bir olaya, dava sebebine dayanılarak mahkememize ikame edilmiştir. Davalı kurum aleyhine büro işçisi (içeride çalışan) olduğu halde TİS'ten yararlandırmadığı için dava açan onlarca çalışanın davaları kabul edilmiş, Yüksek Yargıtay'ca onaylanarak kesinleşmiştir. Bursa 3. İş Mahkemesinde ikame edilen ilk davada mahkemenin incelediği dava sebebi; davacının dışarıda mı yoksa içeride mi çalıştığı yönünde olup, yapılan yargılama sonucunda davacının içeride (büroda) çalıştığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Mahkememize ikame edilen işbu dava ise; davacının içeride (büroda) çalışmasına karşın diğer büro işçileri TİS'lerden yararlandırıldığı halde davacının eşitlik ilkesine aykırı olarak yararlandırılmaması dava sebebine dayanılmış olup, mahkememizce incelenen dava sebebi; tüm büro işçileri TİS'lerden yararlandırıldığı halde yine büro işçisi olan davacının TİS'lerden yararlandırılıp yararlandırılmadığı hususundadır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; davacının, büro işçisi olmasına karşın diğer birçok büro işçisinin açtığı davalarda ileri sürdükleri gibi TİS'lerden hukuka aykırı olarak yararlandırılmadığı tespit edilmiş ve ileri sürülen dava sebebine göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bozma ilamı konu kesin hükme ilişkin dosyamıza celp ve ibraz edilen emsal mahiyette ki Bursa 4. İş Mahkemesinin 2014/1044 esas ve 2015/106 karar sayılı dosyası ve bu dosyaya ait Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin bozma ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11/04/2019 tarih, 2016/7-360 esas ve 2019/450 karar sayılı kararı ile Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin onama ilamı, dava konusu itibariyle aynı ancak davacıları farklı ve emsal mahiyette olan diğer iş mahkemeleri dava dosyalarında alınmış gerekçeli karar örnekleri ve Yargıtay ilamları ile, yine emsal mahiyette Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ile mahkememiz ilk kararında ayrıntılı olarak açıklanan gerekçeler de dikkate alındığında; davacı tarafından Bursa 3. İş Mahkemesinde ikame edilen ilk dava ile mahkememize ikame edilen işbu davanın tarafları aynı olsa dahi hukuki sebepleri farklı olduğu için kesin hükümden bahsedilemeyeceğinden Yargıtay 7. H.D.Bşk.'nın bozma ilamında ki bozma nedenleri yerinde görülmediğinden, mahkememiz kararının isabetli olduğu …” gerekçesi ile direnilmiş olup, direnme kararının Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11/04/2019 tarihli ve 2016/7-360 E.- 2019/450 K. sayılı ilamı ile Dairemizin 2019/5528 E. sayılı onama ilamına göre doğru olduğu, Yerel Mahkemesince bu hususun düzeltildiği anlaşıldığından, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 4. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 10.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy