MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17/03/2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü yapılan tebligata rağmen taraflar adına kimse gelmediğinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, 30.07.2008 vade tarihli, tanzim tarihi bulunmayan 75.000.00 TL bedelli senet (bono) ile 30.08.2008 vade ve 11.07.2008 tanzim tarihli 75.000.00 TL bedelli bonolorın davacıdan ceza ve hapis yatırma tehdidiyle, manevi baskı ve ikrah altında alınmış senetler olduğunu ileri sürerek, bu senetlerin karşılığında borçlu bulunmadığının tesbitine ve geçersiz senetler için ödenen bedellerin ödeme tarihinden itibaren iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren, dava konusu senetlerin senet borçluları tarafından şirkette çalıştıkları dönemde çeşitli hileler yaparak kendi lehlerine menfaat sağlamaları ve davalı şirket yetkililerinin bunu fark etmesi sonucu şirket aleyhine doğmuş ve ilerde doğacak olan tüm maddi ve manevi zararın tazmini amacıyla davalı ve diğer çalışanların kendi rızaları ile verdikleri senetler olduğunu, senet bedellerinin iş aktinden veya İş Kanunundan doğan bu alacaktan kaynaklanmadığını, davanın kambiyo senedine ve limited şirketle ilgili olması nedeniyle Ticaret Mahkemesinin görevi dahilinde olduğunu, davalı tarafın itirazi kayıtsız ödediği senet bedellerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın usûle aykırı olarak açıldığını, diğer yandan da satış elemanı olarak şirkette çalışan davacı ve diğer senet borçlusunun çeşitli zamanlarda yaptıkları usûlsüz ve hileli satışlarla elde edilen paraları kendi adlarına tahsil ettiklerini, davacı ve diğer satış elemanının hileli işleriyle ilgili olarak hukuki yollara başvurmanın tehdit olmadığını, 900,00 TL maaşla işçi olarak çalışan davacının senet bedellerinin ihtirazi kayıtsız olarak sürelerinde ödeyebildiğini, bu durumda müzayaka iddiasının da dayanaksız kaldığını ileri sürerek davanın esastan reddini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, senetlerin bir ceza kovuşturması sırasında hapis cezası tehdidi altında ve ceza davasından vazgeçme karşılığında alındığı, ceza davasına konu edilen zararlandırıcı eylemin ne olduğu, verilen zararın ne şekilde ve ne miktar olduğu yolunda kayıt, belge, bilirkişi raporu v.b. bir kanıt bulunmadığı, bu durumda senetlerin kambiyo senedi olarak geçerli olmadığı, tehdit ve murazaka altında alındığı ve senetteki borç ilişkisinin de kanıtlanamadığı gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar verilmiştir.
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir. Dairemizin 2013/8475 E. 2013/25390 K. ve 08.10.2013 tarihli ilamı ile özetle ".. işyerinde satış elemanı olarak görev yapmış olan davacının bazı ürünlerin satış bedellerinin bir kısmını kasaya koymayarak kendisine aldığının sabit olduğu ve davaya konu senetlerin de bu nedenle dava dışında olaya karışan işçiler ile davacı tarafça düzenlendiği, bu noktada salt davacının işverene verdiği zararın tespiti yönünden gererkli inceleme ve araştırma yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği" gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulmayıp önceki kararda direnilmiş ise de Hukuk Genel Kurulunca 2014/9-1138 E. 2016/995 K. ve 26.10.2016 tarihli ilamı ile, direnme kararının bozulmasına karar verilmiş ve Mahkemece bozmaya göre yapılan yargılama sonucunda, davaya konu senetlerin baskı ile davacıya imzalatıldığı ve daha sonra bedelleri ödediği ancak senetlerin herhangi bir zararın karşılığı olmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1- Karar başlığında dava tarihinin 30/07/2009 yerine, bozmadan sonra UYAP'a kayıt tarihi olan 18/11/2013 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
2- Dairemizin 2013/8475 E. 2013/25390 K. ve 08.10.2013 tarihli bozma ilamında detaylı şekilde açıklandığı üzere, davacı davalıya ait işyerinde satış görevlisi olarak çalışırkan zaman zaman bazı ürünlerin satış bedellerinin bir kısmını kasaya koymayıp kendisine alarak işvereni zarara uğratmıştır. Durumun ortaya çıkması nedeniyle davaya konu senetler de davacı tarafça imzalanmış ve daha sonra senet bedelleri de işverene ödenmiştir. Ancak işverence uğranılan zararın senet bedelleri kadar olmadığı açıktır. Bu nedenle bozma ilamında davacının işverene verdiği zarar miktarının tespiti gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası işveren belgeleri incelenmek istense ve bu yönde işlem yapılsa da davalı vekilince daha önceden Mahkemeye sunulan yevmiye ve kebir defterlerinin bulunamadığı ve bu nedenle incelemesinin yapılamadığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar işverene ait yevmiye defterleri bulunamamış ise de davacının çalıştığı döneme ait( 2004-2008 yılları) faturaların işverende olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre Mahkemece söz konusu faturalar üzerinde inceleme yapılıp davacının verdiği zararın tespiti yoluna gidilmeli, bu yönde tespit yapılamazsa davacının ceza dava dosyası içinde bulunan 10/07/2008 tarihli ifadesinde yer alan "..iş yerine vermiş olabileceğim zarar en fazla 2000 TL kadar çıkar" şeklindeki açıklaması dikkate alınarak sonuca gidilmelidir.
Eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17/03/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.