MAHKEMESİ: Erzurum 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde kayıtlarda belirtilen iş dışında görevde çalıştığını ancak fiilen çalıştığı işe dair ücretin kendisine ödenmediğini belirterek fark işçilik ücreti taleplerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacıya TİS hükümlerine uygun olarak ücret ödendiğini, taleplerin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, dosya kapsamına, özellikle devir tasfiye komisyonu kararındaki kayıtlara göre, davacının gösterilen pozisyon harici işte çalıştığı, intibakının, yevmiyesinin, mali ve sosyal haklarının buna göre hesaplanıp ödenmediği, davacının yaptığı işe göre TİS’lerdeki derece kademesi ile alması gereken yevmiye tespit edilip, buna göre talep konusu işçilik alacaklarına ilişkin yeniden rapor aldırılıp, rapor kabule değer görülerek, usulü kazanılmış hak ilkesi ile taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı taraf vekili istinaf başvurunsunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce, dosyada yer alan 27.03.2014 tarihli ... Valiliği İl Mahalli İdareler Müdürlüğü’nün İl Özel İdaresine ait işçilerin devri konulu ... İli Devir Tasfiye ve Paylaştırma Komisyon kararı, davacı işçiye ait özlük dosyası, SGK kayıtları ve tanık anlatımlarına göre; davacının tüm çalışma süresi boyunca yaptığı işin tespit edildiği, buna göre davacının fiili olarak ücretlendirildiği iş dışında çalıştırıldığının anlaşıldığı, hükme esas bilirkişi raporunda davacının fark ücret alacağı, ilave tediye farkı ve ikramiye alacağı ve sorumluluk zammı farkının zamanaşımı def’i dikkate alınarak hesaplandığı, hükmedilen faizlerin kanunda öngörüldüğü şekilde uygulandığı ve emsal mahiyetteki Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 29.9.2016 tarih ve 2016/17611-21728 E – K, 2016/17610-21727 E – K, 2016/17612-21729 E – K sayılı ilamları göz önünde bulundurulduğunda davalı tarafın istinaf itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu "eksik bir borç" haline dönüştürür ve "alacağın dava edilebilme özelliği"ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan yargıç tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, yasada öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur. Demek oluyor ki zamanaşımı, borcun doğumu ile ilgili olmayıp, istenmesini önleyen bir savunma olgusudur. Şu durumda zamanaşımı, savunması ileri sürülmedikçe, istemin konusu olan hakkın var olduğu ve kabulüne karar verilmesinde hukuksal ve yasal bir engel bulunmamaktadır.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Yasada ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8 maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu Kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları ise 818 sayılı Borçlar Kanununun 126/1 maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. 01.06.2012 tarihinden sonra yürürlüğe giren 6098 Sayılı TBK.’un 147. Maddesi ise ücret gibi dönemsel nitelikte ödenen alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olacağını belirtmiştir.
Kanundaki zamanaşımı süreleri, 6098 Sayılı TBK 148. Maddesi gereğince tarafların iradeleri ile değiştirilemez.
İş sözleşmesi devam ederken kullanılması gereken ve iş sözleşmesinin feshi ile alacak niteliği doğan yıllık izin ücreti alacağının zamanaşımı süresinin fesih tarihinden başlatılması gerekir (HGK. 05.07.2000 gün ve 2000/9-1079 E, 2000/1103 K).
Sözleşmeden doğan alacaklarda, zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başlar. (TBK. m. 149(818.BK.128). Türk Borçlar Kanununun 117 inci maddesi uyarınca, borcun muaccel olması, ifa zamanının gelmiş olmasını ifade eder. Borcun ifası henüz istenemiyorsa muaccel bir borçtan da söz edilemez.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 151 inci maddesinde zamanaşımının nasıl hesaplanacağı belirtilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrası, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu anda başlayacağı kuralını getirmiştir(818 sayılı BK.128). Aynı yönde düzenleme 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 151 inci maddesinde yer almaktadır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 154. maddesi (818 Sayılı BK 133/2) uyarınca, alacaklının dava açmasıyla zamanaşımı kesilir. Ancak zaman aşımının kesilmesi sadece dava konusu alacak için söz konusudur.
Somut uyuşmazlıkta, ıslah yolu ile davaya konu miktarlar arttırılmış, davalı vekili tarafından ıslaha konu miktarlar için zamanaşımı def'i ileri sürülmüştür. Davanın kısmi dava olduğu da dikkate alınarak, ıslaha karşı zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.10.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy