MAHKEMESİ:Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 26.06.2009 tarihinde davalı işverene ait otelde çalışmaya başladığını turizm sezonunda mevsimlik olarak aralıksız olarak çalıştığını, fazla mesai alacakları ödenmediği için 28.10.2012 tarihinde haklı nedenlerle iş akdini feshettiğini, davacının çalıştığı sürece fazla mesai yaptığını, hafta tatilinde, ulusal ve dini bayramlarda ve genel tatil günlerinde de çalıştığını, ancak yasal karşılıklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve fazla mesai alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş akdini kendi isteğiyle haklı neden olmadan feshettiğini, kıdem tazminatı alacağının bulunmadığını, çalışma süresi boyuncu ödenmesi gereken ücretlerini tamamen aldığını, ücret bordrolarını davacının imzaladığını, itirazı kayıtta bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kabulü hakkındaki 22.10.2014 tarihli ilk karar davalı vekilinin temyiz başvurusu üzerine, Yargıtay (Kapatıla ) 22. Hukuk Dairesi'nin 21.09.2017 tarih ve 2016/1770 Esas, 2017/18708 Karar sayılı ilamı ile “Fazla çalışma olgusunun ispatına yönelik olarak beyanları esas alınan davacı tanıklarının davacı ile menfaat birliği içinde oldukları ve yalnızca bu tanıkların beyanlarına itibar edilmesinin isabetli olmadığı ancak dosya kapsamında dinlenen davalı tanığı ...’in beyanlarına göre de davacının fazla çalışmasının ispatlandığı anlaşıldığından bu tanığın beyanları ile davacının imzasına havi iş sözleşmelerinde yazılı yıllık 270 saate kadar yapılan çalışmaların ücrete dahil olduğuna dair kayıtlar birlikte değerlendirilerek kararın davacı tarafından temyiz edilmemekle davalı yararına kazanılmış usuli haklar da gözetilerek fazla mesai alacağının hesaplanması gerektiği " gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karar davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında davalının usuli kazanılmış hakkının ihlal edilip edilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Mahkeme uyma kararını kaldırarak, direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da farklı bir karar vermeden yeniden hükümde karar vermek zorundadır. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usulü kazanılmış hak oluşturur.
Somut olayda, bozma kararı öncesi yapılan yargılamada, davacı 10.000,00 TL olarak talep ettiği fazla mesai alacağının talep tutarını, 02.10.2014 tarihli ıslah dilekçesi 16.750,00 TL olarak belirtmiş ve bu miktar üzerinden harcını yatırmış, mahkemece fazla mesai alacağına %30 oranında hakkaniyet indirimi uygulandığı belirtilerek 11.725,56 TL olarak hüküm altına alınmıştır. Mahkemenin ilk kararının gerekçesinde de açıkça “fazla mesai alacağına %30 oranında hakkaniyet indirimi” uyguladığını belirtmesine rağmen, karar gerekçesini yanlış yorumlayarak, davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan bahisle, bozma ilamından sonra yapılan yargılamada, fazla mesai alacağını indirimsiz olarak hüküm altına alması isabetsiz olmuştur.
Mahkemenin bozma ilamına konu ilk kararı, sadece davalı tarafından temyiz edilmiş olup, fazla mesai alacağına %30 oranında indirim uygulanarak hüküm altına alınması gerektiği hususunda davalı lehine usuli kazanılmış hak doğmuştur. Bu durum karşından davacının fazla mesai alacağına indirim uygulanmasına ilişkin bozma sebebi olmamasına ve bozma ilamı davalı lehine olmasına karşın, usuli kazanılmış hak ihlal edilerek, bozma kararı sonrası aldırılan yeni bilirkişi raporu ile tespit edilen fazla mesai alacağının %30 oranında indirim uygulanmadan hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
F.K.