MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 2013 yılı Haziran ayında Mersin'de yapılan 17. Akdeniz Oyunlarının düzenleyicisi olan Mersin 2013 Akdeniz Oyunları Genel Koordinatörlüğü bünyesinde 04/10/2011 tarihinde işçi olarak işe başladığını, 31/12/2013 tarihine kadar sigortalı ve sürekli- kesintisiz olarak aylık 4.000,00 TL brüt maaşla çalıştığını, davacının iş akdinin 31/12/2013 tarihinde davalı tarafından feshedildiğini, davacı ile davalı arasında 04/10/2011 tarihide 1 yıl süreli belirli iş sözleşmesi yapıldığını, 04/10/2012 tarihinde ve yeniden 31/12/2013 tarihine kadar sürecek belirli süreli ikinci kez iş sözleşmesi yapıldığını, davacının iş akdinin 2 yıl, 3 ay devam ettiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsilini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın haksız açıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dosyadaki bilgi, belge ve deliller göz önüne alındığında iş sözleşmesinin işveren tarafından 30/12/2013 tarihinde "belirli süreli sözleşmenin" sona ermesi sebebiyle feshedildiği, yapılan işin mahiyeti gereği uzatma için objektif nedenin olduğu, dolayısıyla sözleşmenin yenileme ile belirsiz hale gelemeyeceği, bu nedenle davacının kıdem tazminatı isteme hakkının olduğu ancak belirli süreli sözleşmenin sona ermesi sebebiyle ihbar tazminatı isteme hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Bozma ilamında özetle;
“Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasındaki iş sözleşmesi Mersin 2013 Akdeniz Oyunları kapsamında 04.10.2011 tarihinde 1 yıl süreli olarak akdedilmiş olup, iş sözleşmesi davacıdan alınan bir dilekçe üzerine 03.10.2012 tarihinde hiçbir objektif ve esaslı bir neden gösterilmeksizin 31.12.2013 tarihine kadar uzatılmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 11/2. maddesine göre, belirli süreli iş sözleşmesi esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz, aksi halde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir. Dosya içeriğine göre taraflar arasındaki iş sözleşmesi süre bitiminden sonra geçerli olmak üzere objektif ve esaslı bir neden gösterilmeksizin 03.10.2012 tarihinde uzatıldığından iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli hale gelmiştir. Mahkemece, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olduğunun kabulü ile davacının ihbar tazminatı talebinin kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile talebin reddine karar verilmesi hatalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; iş sözleşmesinin feshedildiği 30.12.2013 tarihindeki kıdem tazminatı tavan miktarı 3.254,44 TL olduğu halde, bu miktar aşılarak 4.000 TL üzerinden yapılan hesaplamaya itibarla kıdem tazminatının hüküm altına alınması usul ve yasaya aykırıdır.
Kısmi davada; dava dilekçesinde kısmi olarak talep edilen miktarın tahsil, kalan kısmın ise tespit hükmü olarak hüküm altına alınması gerekmektedir.
Mahkemece hüküm altına alınan kıdem tazminatında hak edilen miktarın hüküm fıkrasında gösterilmeyerek sadece kısmi olarak talep edilen miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece yapılacak iş; kıdem ve ihbar tazminatlarında hak edilen miktarları tespit ederek dava dilekçesinde kısmi olarak talep edilen miktarları tahsil, kalan kısımları ise tespit hükmü olarak hüküm altına almaktır. ” gerekçeleri belirtilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ve yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Bozmadan sonra verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı ihtilaflıdır.
Davanın belirsiz alacak davası olmayıp kısmi dava olarak açıldığı, bu hususun hükmüne uyulan bozma ilamında da belirtildiği, bozma ilamı sonrasında 21.01.2019 tarihli talep arttırım dilekçesi adı altında yapılan dava dilekçesindeki kıdem ve ihbar tazminatlarına yönelik taleplerin yükseltilmesi işlemi ıslahtır. Mahkemece bu ıslah işlemine değer verilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bozmadan sonra ıslah yapılıp, yapılamayacağı hususunda Yargıtay Hukuk Daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi amacı ile içtihatların birleştirilmesi gündeme gelmiş, konu Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunda değerlendirilmiş ve Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 06.05.2016 tarih ve 2015/1 E. 2016/1 K. sayılı kararı ile “ Her ne sebeple verilirse verilsin bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına dair 04.02.1948 tarih ve 1944/10 E. 1948/3 K. sayılı YİBK.’nın değiştirilmesine gerek olmadığına” karar verilmiştir.
Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi “İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı” hükmünü içermektedir.
Yargıtay Kanunu'nun 45/5. maddesi karşısında “Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun bozmadan sonra ıslah yapılamayacağına ilişkin 06.05.2016 tarih ve 2015/1E. 2016/1 K. sayılı kararına göre bozmadan sonra yapılan ıslaha değer verilmesi hatalıdır.
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca harçtan muaf olan davalı aleyhine harca hükmedilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 09.03.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.