MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ
YARGITAY KARARI
Dairemizin “2-Taraflar arasındaki iş ilişkisinin nasıl sona erdiği uyuşmazlık konusudur.
Davacı iş akdini fazla çalışma karşılıkları ödenmediğinden haklı nedenle feshettiğini iddia ederken davalı işveren ise davacının istifa ettiğini savunmuştur.
Dosya içeriğine göre, davacının el ile yazılı ve imzalı istifa dilekçesi ibraz edilmiş, davacı imzasını inkâr etmemiş, aldatılarak veyahut baskı altına alındığına ilişkin bir delil de ortaya koyamamıştır.
Davacı tanıklarının uyuşmazlığın aydınlatılması için yeterli ve inandırıcı beyanları bulunmadığı, davalı tanığının görgüye dayalı beyanında ise davacının yeni iş bulması nedeniyle istifa dilekçesini kendisine verdiğini açıkladığı görülmüştür. Kayıtlarda davacının davalı işyerinden ayrılış tarihinin 18.05.2012, nedenin ise istifa olarak gösterildiği, iş ilişkisinin sona ermesine ilişkin ilk ihtarnameyi bu tarihte davalı işverenin keşide ettiği, davacının ise haklı nedenle fesih bildirimine ilişkin ihtarnameyi 21.05.2012 tarihinde keşide ettiği görülmüştür. Kayıtlardan davacının yeni işe başlamasının 16.05.2012 tarihinde olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan bu delil durumu karşısında, davalının istifa savunmasının ispatlandığının kabulü ile kıdem tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile verdiği bozma kararı usul ve yasaya uygun olup, dosya içeriğine göre istifa dilekçesinin işçilik alacaklarının ödenmemesi nedeniyle verildiği veya iradenin fesada uğratılarak alındığının ispatlanamadığı gibi davacı işçinin haklı nedenle fesih ihtarının işverenin fesih ihtarnamesinden sonra olup, direnmenin yerinde olmadığı anlaşıldığından, dosyanın temyiz incelemesinin yapılmak üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 4. maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na GÖNDERİLMESİNE, 04.03.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.