MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1307 E., 2025/1639 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Manisa 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/456 E., 2022/11 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından davalı aleyhine sendikal tazminat talepli olarak açılan işe iade davasında Manisa 2. İş Mahkemesinin 2018/445 Esas sayılı dosyası ile iş sözleşmesinin sendikal nedenle haksız şekilde feshedildiği kabul edilmek suretiyle müvekkilinin işe iadesine karar verilerek davalı aleyhine sendikal tazminata hükmedildiğini, kararın Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçerek onandığını, kararın kesinleşmesini müteakip müvekkili tarafından işe başlatılması için süresi içinde davalı işverene başvurulduğunu ancak işe başlatılmadığını belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, sendikal tazminat ile boşta geçen süre ücreti alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesi müvekkili Şirket tarafından geçerli sebeple feshedilmiş olup Manisa 2. İş Mahkemesinin 2018/445 Esas sayılı işe iade talepli dava dosyasının dayanak olarak gösterilmesinin hukuken yerinde olmadığını, davacının iş sözleşmesinin, müşteri siparişlerinin ve üretimin azalması sebebiyle yaşanan istihdam fazlalığı uyarınca feshedildiğini, feshin son çare olması ilkesinin gözetildiğini, müvekkili Şirketin ekonomik geleceğine ilişkin olarak aldığı yönetimsel ve işletmesel kararlar yönünden yerindelik denetimi yapılamayacağından davacının, müvekkili Şirketin bu yönde yapmış olduğu feshi ve hukuken hatalı olmasına rağmen işe iade davası dosyasını gerekçe göstererek huzurdaki davadaki talepleri ileri sürmesinin hukuki dayanaktan yoksun olup kötüniyetli olduğunu, sendikal baskının varlığının kanıtlanamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Manisa 2. İş Mahkemesinin 2018/445 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davanın kabulü ile davalı işverence yapılan feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 25. maddesi gereğince davacının başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın ödenmesi gereken sendikal tazminat miktarının davacının 1 yıllık brüt ücret tutarı 34.369,20 TL olarak belirlenmesine, davacı işçinin işe iadesi için işverene yasal süresi içinde başvurusu hâlinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık brüt tutarı 17.962,80 TL olarak hesaplanan ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsili gerektiğinin tespitine, davacının işe başlatılması hâlinde varsa ödenen ihbar ve kıdem tazminatının bu alacaktan mahsubuna karar verildiği, işbu hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesinin 2020/3221 Esas, 2021/306 Karar sayılı kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yasal süresi içinde davalı işverene işe iade başvurusunda bulunulduğu, ancak davalı işverenin yasal süre içerisinde davacıyı işe başlatmayarak iş sözleşmesini haksız olarak feshettiğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı vekili tarafından Telepost yöntemiyle 17.03.2021 tarihinde davalı işverene işe iade başvurusunda bulunulduğu, davalı Şirketin yasal süre içerisinde davacıyı işe başlatmayarak iş sözleşmesini haksız olarak feshettiği, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı vekilinin 23.11.2021 tarihli dilekçesinde, müvekkili Şirket tarafından ücret bordrolarına tahakkuk ettirilen tutarlar yönünden davacı yana herhangi bir ödeme yapılmadığının beyan edildiği, davacının davalı işyerinden çıktıktan sonra dört ay içinde başka bir işyerinde işe başlamış olması hâlinde başka işten elde edeceği gelirin boşta geçen süre ücret alacağından mahsubu gerektiğine dair yasal düzenleme bulunmadığı, bu nedenle fesih sonrası başka bir işyerinde işe başlamasının sonuca etkili olmadığının (Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2016/11408 Esas, 2019/22589 karar sayılı kararı) anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının iş sözleşmesinin Ülkemizde yaşanan ekonomik dalgalanma neticesinde müvekkili Şirkette üretimin azalması ve istihdam fazlasının ortaya çıkması nedeniyle müvekkili Şirket tarafından geçerli nedenle feshedildiğini,
2. Feshin akabinde davacıya hak kazanmış olduğu tüm alacak kalemlerinin eksiksiz biçimde ödendiğini, davacının da müvekkili Şirketi gayrikabili rücu ibra ettiğini,
3. Müvekkili Şirketin ekonomik sebeplerle aldığı işletmesel kararın denetime tâbi olmadığını, davacının iddiaları doğrultusunda talep konusu tazminatlara hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
4. Müvekkili Şirket tarafından feshin son çare olması ve ölçülülük ilkelerine de riayet edildiğini, davacının iş sözleşmesi feshedilmeden evvel kendisine uygun başkaca pozisyon arandığını fakat bulunamadığını, dolayısıyla son çare olarak feshe başvurulmuş olup davacının yerine yeni bir eleman da alınmadığını,
5. Sendikal tazminat talep eden davacının feshin sendikal nedenlere dayandığını ispat etmekle mükellef olmasına karşın işbu dosyada ispat yükünü yerine getiremediğini, bu sebeple sendikal tazminat talebinin reddi gerektiğini,
6. Bilirkişi raporunda hatalı hesaplama yapıldığını, hatalı bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, işe iade kararı üzerine işe başlatılmayan davacının kıdem ve ihbar tazminatları ile sendikal tazminat ve boşta geçen süre ücretine hak kazanıp kazanmadığı ile tazminat ve alacakların hesabına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.