MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1221 E., 2025/1495 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malatya 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/7 E., 2025/172 K.
MAHKEMESİ : Malatya 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/202 E., 2017/586 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Temmuz 2011'den iş sözleşmesini ücret alacakları ödenmediğinden haklı nedenle feshettiği 28.03.2017 tarihine kadar davalı işyerinde fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı olarak görev yaptığını, son olarak yenilenen 03.01.2017 tarihli sözleşmeye göre alması gereken ücretin 72.000,00 TL'lik ciroya kadar fiks 18.000,00 TL ayrıca 72.000,00 TL'nin üzerindeki cironun %25'i tutarında olduğunu, ancak ücretlerinin hiçbir zaman tam ve zamanında ödenmediğini, hak ediş karşılığı verilen toplam 300.000,00 TL tutarındaki bonoların da ödenmediğini iddia ederek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... Hizmetleri Tıbbi Cihazlar ve İlaç Ürünleri AŞ (... Şirketi) vekili birleşen dava dilekçesinde; davalının hastanelerinde doktor olarak çalıştığını, ücret konusunda anlaşamadıklarından dolayı doktor davalının alacaklarına karşılık kendisine bono ve çeklerin teminat olarak verildiğini, ancak söz konusu çek ve bonoların Şirket yetkililerinden sadece C.D. imzası ile keşide edildiğini, diğer yetkili E.D'nin imzasının olmadığını, kambiyo evraklarının çift imza ile temsil nedeni ile geçersiz olduğunu ayrıca borçlarının da olmadığını, Malatya İcra Müdürlüğünün 2017/11912 Esas sayılı dosyasında takibine konu edilen bonolar ile henüz vadesi gelmeyen bonolardan dolayı davalıya borçlu olmadıklarının tespitini, alacak talebi ile ilgili olarak; çalıştığı süre boyunca 352.121,90 TL hak ediş ve 1.035.000,00 TL de sabit ücret hak ettiğini, kendisine, banka bono ve çekler karşılığında 2.096.651,09 TL ödeme yapıldığını bu nedenle 709.529,19 TL davalıdan alacaklı olduklarını belirterek bu aşamada fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesini haklı nedenle değil başka bir hastanede çalışmak için feshettiğini, davacıya fazla ödemeler yapıldığından asıl kendilerinin alacaklı olduğunu, bonolarla ilgili icra takibinin devam ettiğinden derdestlik durumu söz konusu olduğunu, davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmadığını, ayrıca hak ettiğinden daha fazla yıllık ücretli izin kullandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; verilen bonoların teminat nitelikli olmadığını, davacı tarafın kötüniyetli olduğunu, çift imza kuralının davacı tarafça bilinmediğini, bonoların alacaklarına karşılık verildiğini ancak teminat mahiyetini haiz olmadığını, söz konusu altı adet bonodan dolayı 50.000,00 TL x 6 bono = 300,000,00 TL'nin tahsil edilmesi hâlinde toplam ücretten düşülmesi, mahsup edilme ve tahsilde tekerrür edilmeme koşulu ile talepte bulunduklarını savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl dava yönünden davacının, davalı ... Şirketine ait işyerinde 04.07.2011 - 01.04.2017 tarihleri arasında 5 yıl 8 ay 28 gün çalıştığı, her ne kadar davacı taraf 16.09.2019 tarihli davaya dâhil etme dilekçesi ile hastane işletme ruhsatının ... Özel Sağlık Hizmetleri Medikal İlaç Oto. ... İnş. Tek. San. ve Tic. AŞ Şirketine (... Şirketi) devredildiğinden bahisle zorunlu dava arkadaşlığı mevcut olduğunu iddia etmiş ise de, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında belirtildiği üzere, anılan Şirket ile davalı ... Şirketi arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığı ve usulüne uygun olarak açılan bir dava sözkonusu olmadığından ... Şirketi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, davacının ücret ve birtakım işçilik alacaklarının bulunduğunun hükme esas alınan 09.12.2021 tarihli bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu durum davacıya haklı fesih imkânı tanıdığından davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, dinlenen tanık beyanlarına göre, davacının dinî bayramlar dışındaki ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, ödenmeyen ücret, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücretinin bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen dava yönünden ise somut olayda menfi tespit davası söz konusu olup davalı doktorun sözleşmeler gereği alacağının olmadığı, davacı Şirketin borçlu olmadığının tespitinin talep edildiği ancak bilirkişi raporundaki tespitler karşısında işverenin davalı doktora borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (6100 sayılı Kanun) dâhili davalı başlığı altında bir müessese düzenlenmediği, mecburi dava arkadaşlığı dışında mevcut davaya başkasının ithaline imkân tanınmadığı, Türk hukuk sisteminde hükmün sadece davada taraf olanlara yönelik olarak verilebileceği, bu kural uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen tarafın dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile davaya dâhil edilemeyeceği gibi mecburi dava arkadaşlığı dışında ıslah yolu ile dahi taraf değiştirilemeyeceği, mecburi dava arkadaşlığının 6100 sayılı Kanun'un 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hallerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır.'' şeklinde ifade edildiği, dava tarihi itibarıyla ... Şirketi ile ... Şirketi arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalı ... Şirketine karşı açılan ve derdest olan dava mevcut iken usul ve yasaya uygunluğu tartışılacak bir şekilde davalı Şirkete ait hastane ruhsatının ... Şirketine devredildiğini, bu aşamada davada harçlar yatırılmak sureti ile devralan Şirket olan ... Şirketinin davaya dâhil edildiğini, burada usule aykırı bir durum söz konusu olmadığını, davada taraflar arasında zorunlu dava arkadaşlığı oluştuğunu,
2. Burada ruhsat devri ile işyerinin yeni Şirkete tamamen devredildiğini ve işyerinin tümünün devrini de kapsadığının (işçiler, ekipman, faaliyet, yönetim ekonomik birim vs. ) anlaşıldığından 4857 sayılı İş Kanunu anlamında işyeri devri söz konusu olduğunu, devralan Şirketin işçilik alacaklarından müteselsilen sorumlu olup devir tarihinden önce doğmuş borçlar için devralan ile müteselsil sorumlu olduğunu,
3. Her iki Şirket yetkilileri ve ortakları arasında akrabalık bağı olduğunu, faaliyet alanlarının aynı olduğunu, davacının hep aynı yerde, aynı işi yaparak çalıştığını ve iki Şirket arasındaki bağa dair tanık beyanları nazara alındığında organik bağ iddiasının ispatlandığını ve işçilik alacakları bakımından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ... Şirketi hakkında açılmış usulüne uygun bir dava bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin asıl davada davacı-birleşen davada davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.