MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2364 E., 2025/1900 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/1264 E., 2022/633 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde uçak teknisyeni olarak çalıştığını, davalı işverenin 20.01.2016 tarih ve THY T.0.01.00.00/02 sayılı teknisyen iş grupları uygulamaları konulu bir genelge ile bazı çalışanların yetkilerini iptal ederek iş gruplarında değişikliğe gittiğini ve 10/1, 10/2 ve 10/3 iş gruplarında çalışan işçilerden bir kısmının yetkileri iptal edilerek 10/0 iş grubuna intibak ettirildiğini, yetkilerin iptali ve iş grubunun 10/3'ten 10/0'a indirilmesi nedeniyle müvekkilinin ücretinde ciddi düşmeler olduğunu, bu durum nedeniyle yetkili olan sendikanın işveren aleyhine açtığı genelgenin iptaline dair İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesinin 2017/261 Esas sayılı dosyasında davanın kazanıldığını ve kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi üzerine davalı işverenin hâlen çalışmaya devam edenlerin ücret farklarını ödemesine rağmen müvekkilinin ücret farklarını ödemediğini, çalışanların bir kısmı ile arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlandığını ancak bu kişiler ile ücretlerini 10/0 üzerinden almaya devam etmesi koşulu ile anlaşılarak aradaki farkın ödendiğini, bu durumu kabul etmeyenlerinde farklarının ödenmediği gibi 10/0'dan çalıştırılmaya devam edildiğini iddia ederek genelge iptali nedeniyle iş gruplarında yapılan değişikliğin düzeltilmesine ve iş grubunun 10/3 olarak düzeltilmesi ve ücretlerde yapılan eksik ödemeler nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere 4.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çalışma süresi içerisinde gerçekleşen kademe değişiminin şirket prosedürleri dâhilinde yapılan bir değişiklik olup davacının taban aylığında herhangi bir düşüşün söz konusu olmadığını, müvekkili Şirkette gerçekleşen iş gruplarındaki düzenlemenin tarafların anlaşmasıyla gerçekleştiğini ve 5. Dönem Toplu İş Sözleşmesi uygulaması olduğunu, iş tanımları uçağı servise sunmak ve onay bakımından daha büyük risk ve sorumlulukları olan yetkili teknisyenler bakımından bir ayrıma gidilmesinin hakkaniyet gereği olduğunu, çalışanların yaptıkları işin ücretini almalarının Yargıtay kararları gereği olduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin gizli olduğunu, davacı yanın dava dilekçesinde müvekkili Şirket ile dava dışı çalışanlar arasındaki arabuluculuk görüşmelerine dair beyanlarının, yargılama sürecine dahil edilmesinin hukuka aykırı olacağını, davacı vekili dava dilekçesinde müvekkili Şirket ile personeli arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinin içeriğinden bahsederek var olması gereken gizlilik ilkesine aykırı olacak şekilde hareket ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesinin 29.05.2018 tarihli ve 2017/2 61... /652 Karar sayılı dosyası incelendiğinde,; ... Sendikası tarafından ... aleyhine açılan dava sonucunda THY.T.0.01.00.00/02 ile yayınlanmış ve 01.01.2017 tarihinde uygulamaya konulan teknisyen iş grupları uygulamaları adlı genelgenin iptaline karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29.Hukuk Dairesinin 18.09.2018 tarihli ve 2018/3364 Esas, 2018/1145 Karar sayılı kararı ile genelgenin, taraflar arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin 14. ve 19. hükümlerine aykırı olduğunun tespitine karar verildiği, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 27.03.2019 tarihli ve 2018/11207 Esas, 2019/6901 Karar sayılı kararı ile istinaf kararının düzeltilerek onanmasına karar verildiği, davacı vekilinin, davalı tarafından çıkarılan genelge uyarınca ücretinde azalma meydana geldiği ve bu nedenle fark ücret alacağı talebinde bulunduğu, dosyada bulunan İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesinin 2017/261 Esas sayılı dosyası (UYAP sureti) ve dava dilekçesi incelendiğinde, dava dilekçesindeki beyan esas alınarak davacının 10.3 iş grubundan 10.0 iş grubuna düşürüldüğü kabul edilerek, davacının 10.3.A iş tazminatının 3.676,00 TL'den 2.087,00 TL'ye düştüğü, aradaki farkın 1.589,00 TL olduğu, vardiyalı çalıştığı kabul edilerek %17 ek iş tazminatının 624,92 TL'den 354,79 TL'ye düştüğü, aradaki farkın 270,13 TL olduğu, aylık toplam fark ücretin 1.589,00 TL + 270,13 TL = 1.859,13 TL olduğu kabul edilerek 01.01.2017 (değişikliğin uygulanmaya başlandığı tarih) - 13.12.2019 (dava tarihi) tarihleri arasına ilişkin olarak fark ücret alacağını hesaplayan bilirkişi raporuna itibar edildiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstanbul 14. İş Mahkemesinin 2017/261 Esas, 2018/652 Karar sayılı ilâmı ile; davalı tarafından yayınlanan genelgenin tek taraflı olarak sendika üyelerinin aleyhine olacak şekilde düzenlemeler içerdiği, taraflar arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinin 14. ve 19. madde hükümlerine aykırı olduğu anlaşıldığından 20.01.2016 tarih ve THY.T.0.01.00.00/02 sayısı ile yayınlanmış olan ve 01.01.2017 tarihinde uygulamaya konulan teknisyen iş grupları uygulamaları adlı genelgenin iptaline karar verilmiş olduğu ve verilen işbu kararın temyiz kanun yolundan geçerek kesinleştiği, söz konusu genelgenin iptaline karar verildiğinden bilirkişi raporu doğrultusunda davacıya eksik ödenen ücret alacaklarının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının çalışma süresi içerisinde gerçekleşen kademe değişiminin şirket prosedürleri dahilinde yapılan bir değişiklik olup davacının taban aylığında herhangi bir düşüş söz konusu olmadığını ayrıca iş tanımları uçağı servise sunmak ve onay bakımından daha büyük risk ve sorumlulukları olan yetkili teknisyenler ve bu alandaki eğitmenler bakımından ayrıma gidilmesinin hakkaniyet gereği olduğunu,
2. Müvekkili Şirkette gerçekleşen iş gruplarındaki düzenlemenin, tarafların anlaşmasıyla gerçekleştirilen 5. Dönem Toplu İş Sözleşmesi uygulaması olduğunu,
3. Çalışanların yaptıkları iş göz önünde tutularak ücretin belirlenmesinin yerleşik Yargıtay içtihatlarının bir gereği olduğunu,
4. Davacının, haksız davasına delil olarak müvekkili Şirket ile dava dışı çalışanlar arasındaki arabuluculuk görüşmelerini gösterdiğini, arabuluculuk süreçlerine ilişkin beyanların, yargılama sürecine dahil edilmesinin hukuka aykırı olacağını,
5. Davacının iş grubunda yapılan değişikliğin usul ve yasaya uygun olup davacının müvekkili Şirket uhdesinde kalmış herhangi bir ücret alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasında, davacının 20.01.2016 tarihli genelge iptali nedeniyle fark ücret alacağının bulunup bulunmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve temyiz nedenlerine göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde, genelge iptali nedeniyle iş gruplarında yapılan değişikliğin düzeltilmesine ve davacının iş grubunun 10/3 olarak düzeltilmesi ile iş grubunun 10/3'ten, 10/0'a indirilmesi nedeniyle ücretlerde yapılan eksik ödemeler nedeniyle alacak talebinde bulunmuştur.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun (7036 sayılı Kanun) 3/1 hükmünde "Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebi ile açılan davalarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Dava şartı olarak arabuluculuk sürecinin başından sonuna kadar detaylı kurallara bağlanması, yaşanması muhtemel hak kayıplarının önüne geçilmesi açısından gereklidir. Şüphesiz arabulucuğun en önemli aşamalarından biri başvurunun yapılması, diğeri ise arabuluculuk tutanağı düzenlenmesidir. Anlaşmazlıklara ve tereddütlere meydan verilmemesi için arabuluculuk tutanağında tarafların anlaştıkları ya da anlaşamadıkları alacak kalemleri tek tek belirtilmelidir.
Dava şartı arabuluculuk uygulamalarının başlangıcında, hem talepte bulunanlar ve hem de arabulucular tarafından yapılan hataların tarafların mağduriyetine sebebiyet verdiği, arabuluculuk uygulamasının amaçlandığı gibi uygulanmasına engel olduğu görülmüştür. Bu sebeple Dairemizce, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’na (6325 sayılı Kanun) dayanılarak çıkartılan ve 02.06.2018 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik ile başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihine kadar olan dönemde, arabuluculuk anlaşamama tutanağında arabuluculuğa konu alacaklar tek tek belirtilmeden "işçilik alacakları" veya "işçi-işveren uyuşmazlığı" gibi soyut ifadeler kullanılmış olsa dahi dava konusu edilen işçilik alacaklarının tamamı hakkında dava şartının gerçekleştiği görüşü benimsenmiştir. Başka bir deyişle başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden önceki dönem için taraflardan kaynaklanmayan bu tür uygulama hataları aşılarak arabuluculuk müessesesinin amaca uygun yürütülmesi sağlanmaya çalışılmıştır.
Başvuru formu uygulamasının başladığı 02.06.2018 tarihinden sonraki başvurularda ise hangi alacak veya tazminat kalemleri konusunda anlaşma sağlandığı veya sağlanamadığını açıkça belirtmeyen son tutanağa göre dava şartının gerçekleştiği kabul edilemeyecektir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki 6325 sayılı Kanun'un "Beyan ve belgelerin kullanılması" kenar başlıklı 5. maddesi ve 7036 sayılı Kanun'un 3/21 hükmü göz önünde bulundurulduğunda; arabuluculuk faaliyeti kapsamında düzenlenen belgelerden sadece son tutanağın kullanılmasına izin verilmiştir. Buna göre arabuluculuk dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediği hususu, yalnızca son tutanak esas alınarak belirlenebileceğinden, başvuru formunda yer alan alacak kalemlerinin müzakere edilip edilmediği ancak son tutanak ile anlaşılabilir. Müzakere edilmemiş bir alacak için dava şartının gerçekleştiğinden söz edilemez.
Bu açıklamalara göre somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; dava dosyasında yer alan 23.10.2019 tarihli arabuluculuk son tutanağında tarafların müzakere ettiği konunun "genelge iptali nedeniyle fark ücret alacağı " olarak belirlendiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise iş tazminatı ve ek iş tazminatı alacağının hesaplandığı ve bu iki kalem alacağın toplamının ücret farkı alacağı altında tek kalem olarak hesaplandığı görülmüştür. Dosya içeriği, genelge iptali nedeniyle dava dışı sendika tarafından davalı işveren aleyhine açılan genelge iptali konulu dava dosyası içeriği ve toplu iş sözleşmesi hükümleri ile Dairemizce aynı gün temyiz incelemesi yapılan 2025/9986 Esas, 2025/10077 Esas ve 2025/10126 Esas sayılı dosya içerisinde yer alan iş sözleşmesi birlikte değerlendirildiğinde davacı işçinin ücretinin kıdem ücreti ve iş/uçuş tazminatından oluştuğu bu hâliyle ek iş tazminatı alacağı yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği anlaşılmakla; bu alacak yönünden davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken ücret alacağı içerisinde hesaplanarak yazılı şekilde hüküm altına alınması yerinde değildir.
Ayrıca davacı dava dilekçesinde iş gruplarında yapılan değişikliğin düzeltilmesine ve davacının iş grubunun 10/3 olarak düzeltilmesini ve bu sebepten ... fark ücret alacağının tahsilini talep etmiştir. Davacının tespit talebi ayrı bir dava değil, eda davasında ele alınması gereken bir ön sorundur. İlk Derece Mahkemesince tespit istemi ayrı bir dava gibi değerlendirilmek suretiyle tahsil hükmünün yanında ayrıca tespit hükmü kurulması bir başka hatalı yön olduğu gibi kabule göre de; tespit davalarının niteliği dikkate alındığında bu davalarda verilecek kararların icrai nitelikte olamayacağı muhakkaktır. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda hüküm kurulurken "düzeltilmesine" yönünde bir karar verilemeyeceği, iş grubunun "düzeltilmesi gerektiğinin tespiti" ile yetinilmesi gerektiği gözden kaçırılarak hüküm kurulması hatalı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.