MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1115 E., 2025/1817 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 30. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/618 E., 2023/48 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket bünyesinde 24.01.2007 tarihinden iş sözleşmesinin davacı tarafça haklı nedenle feshedildiği tarihe kadar 12.000,00 TL net ücret ile aylık ortalama 25.000,00 TL prim karşılığında genel müdür sıfatıyla çalıştığını, davalı Şirketin farklı kıdem ve nitelikteki tüm çalışanlarının tamamının ücretini 2019 yılı Ocak ayına kadar gerçeğe aykırı beyan ile asgari ücret üzerinden gösterdiğini, çalışanların ücretlerinin sigorta beyanlarına ilişkin 2019 yılı itibarıyla düzenlemeye gidildiğini, davacının ... Kurumu (...) üzerinden gösterilen ücretinin asgari ücrete tekabül eden kısmının banka hesabına yatırıldığını geri kalan kısmın ise elden ya da hesaba transfer şeklinde ödendiğini, davalı Şirket tarafından 2019 yılı başından beri davacıya ücret ve prim ödemesi yapılmaması nedeniyle, davalıya ... Noterliğinin 03.05.2019 tarihli ve ... yevmiye No.lu ihtarnamesi keşide edilerek 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 24. maddesi gereğince iş sözleşmesinin tek taraflı olarak haklı nedenle feshedildiğini, davalı tarafça müvekkilinin 26.03.2019 tarihinden itibaren bilgi vermeden ve izin almadan işe gelmediği için iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun'un 25/11 hükmü gereğince haklı nedenle feshedildiğinin bildirildiği, ancak ... çıkışının 15.05.2019 tarihinde yapıldığını, müvekkiline davalı işyerinde çalıştığı sürece yıllık ücretli izin kullandırılmadığını belirterek kıdem tazminatı, ücret alacağı ile yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacı ile müvekkili arasında işçi işveren ilişkisinin olmadığını, davacının 2013 yılında kendi şahıs firmasının faaliyetlerini davalı Şirketten kiraladığı odada yürüttüğünü, davacı ile Şirket sahibi arasında ... ve ... Limited Şirketi isimli Şirkette ortaklık bulunduğunu, davacının davalı Şirkette, sektörel tecrübesinden kaynaklı danışmanlık yaptığını, genel müdür olmadığını, davacının davalı Şirketin faydalanmasını sağlamak amacıyla sembolik bir ücret ile sigortasının yapıldığını ve asgari ücret üzerinden ödeme yapıldığını, böylece davacının hem davalı Şirketin tüm personellerinden destek alabileceğini, hem de Şirketin kiralık araçlarını rahatça kullanabileceğini, davacının Şirket sahibine ve davalı Şirkete zarar vermesi, borçlarını ödememesi nedeni ile 3.000,000 TL'ye yakın zarara neden olduğunu, söz konusu borca dair Şirket sahibinden özür dilediğini, etraftaki başka insanların da para konusunda güvenini suiistimal ettiğini belirttiği bir e-posta gönderdiğini, bu nedenlerle davacının iş sözleşmesinin davalı Şirket tarafından sonlandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı yanında genel müdür olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, ödenmeyen ücret alacağı ile kullanmadığı yıllık ücretli izinlerinin olduğu gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Mahkemece gerekçesiz karar verildiğini,
2. Davacı tarafından kesin süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmadığını, Mahkemece usulsüz şekilde dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini,
3. Talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını,
4. Davacı ile müvekkili Şirket arasında işçi işveren ilişkisinin olmadığını, davacının Şirkete danışmanlık yaptığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava türü, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi olup olmadığı, iş sözleşmesinin feshi, ücret ve yıllık ücretli izin alacaklarının ispat ve hesaplanması ile zamanaşımı noktalarında toplanmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dairemiz uygulamasına göre koşulları bulunmadığı hâldebelirsiz alacak davası olarak açılan yıllık ücretli izin ve ücret alacağı bakımından davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı ret kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek açılan belirsiz alacak davasında bu husus, dava tarihi ve Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.