MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/981 E., 2025/466 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 10. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/416 E., 2025/187 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... Bakanlığına bağlı ... ve Araştırma Hastanesinde 20.10.2015- 22.12.2020 tarihleri arasında çalıştığını, işyerinde yürürlükte olan ... ... Sendikası (...) ile ... ve ... ... Sendikası (TÜHİS) arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden dayanışma aidatı ödeyerek yararlandığını, iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedilmesi üzerine davalı işveren aleyhine İzmir 17. İş Mahkemesinin 2021/43 Esas dosyası ile açılan işe iade davasının kabulüne karar verildiğini, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, davalı işverene gönderilen 22.06.2023 tarihli noter ihtarnamesi ile davacının işe başlatılma talebinde bulunduğunu, aynı ihtarnamede bu talebin kabul edilmemesi hâlinde işe başlatmama tazminatı, 4 aylık boşta geçen süre ücreti ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının ödenmesinin talep edildiğini, anılan ihtarnamenin davalı İdareye 28.06.2023 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen herhangi bir cevap verilmediğini ileri sürerek davacının işe iade davasının maddi sonuçlarına ilişkin olarak boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı ile davacının işe başlatılmayarak iş sözleşmesinin feshedilmesinden dolayı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı talepleri yönünden kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğundan yeniden hüküm kurulamayacağını, huzurdaki davada bu taleplerin reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı İdare nezdinde 4/d sürekli işçi kadrosunda çalışan davacı işçi hakkında düzenlenen ... Sağlık Müdürlüğünün 20.11.2019 tarihli yazısına ekli 12.11.2019 tarihli Disiplin Soruşturması Raporu'nda "Mazeretsiz, izinsiz ve bildirimsiz olarak 12-13-14-15-16-17-18-19-20-21-22-23-24-25-26-27-28-29- 30... tarihlerinde ve 01.10.2019-31.10.20 19... .12.2019-12.11.2019 tarih aralığı günlerde mesailerine gelmediğini ve bu durumun amirlerince tutulan tutanaklarda da kayıt altına alındığını, konuyla ilgili ifadesine başvurulmak üzere sistemde kayıtlı 05...52 numarasından aranmasına rağmen kendisine ulaşılamadığı ve sonrasında dönüş yapılamadığı ..." iddialarına istinaden ilgili disiplin hükümleri uyarınca iş sözleşmesinin sonlandırıldığını, davacı işçinin sürekli işçi kadrosuna alınmasına dayanak olan 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (375 sayılı KHK) geçici 23. maddesinde belirtilen feragat yazısını imzaladığını, davacının taleplerinin bu yönüyle de reddedilmesi gerektiğini, yine sürekli işçi kadrosuna geçirilmeden önceki dönemlerde yüklenici firmalar nezdinde çalışan davacının, davalı İdare çalışanı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 20.10.2015-22.12.2020 tarihleri arasında 5 yıl 2 ay 3 gün davalıya ait işyerinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile temizlik işçisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin 22.12.2020 tarihinde Disiplin Kurulu kararı ile feshedildiği, davacı tarafından İzmir 17. İş Mahkemesinin 2021/43 Esas, 2023/85 Karar sayılı dosyası ile işe iade davası açıldığı, yargılama neticesinde devamsızlık nedenine dayandırılan feshin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 26. maddesinde düzenlenen 6 iş günlük hak düşürücü süre içinde yapılmadığı gerekçesiyle feshin geçersizliğinin tespiti ile davacının işe iadesine karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 07.06.2023 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme şerhinin 14.06.2023 tarihinde düzenlendiği ve davacının 22.06.2023 tarihli noter ihtarnamesi ile işe iadesi için başvuru yaptığı, ihtarnamenin davalıya 27.06.2023 tarihinde tebliğ edildiği, ancak davalı Kurum tarafından davacının işe başvuru ihtarına karşı cevap verildiğine, işe davet edildiğine dair bir savunma veya belgenin dosya içerisinde bulunmadığı, davacının işe iade kararı sonrasında işverene hak düşürücü süre içinde başvuru yaptığı ancak davalı işverenin davacıyı işe davet etmediği ve davacının işe başvurusunun kabul edilmediği, buna göre 27.07.2023 tarihi itibarıyla feshin kesinleştiğinin anlaşıldığı, buna karşın dava dilekçesinde 29.07.2023 tarihinden itibaren faiz talep edilmesi nedeniyle taleple bağlı kalınarak feshin kesinleştiği tarihin 29.07.2023 olduğunun kabul edildiği, buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanmış olduğu, işe iade davası sonrasında davacının işe iadesine ve boşta geçen 4 aylık süre ücretinin ödenmesine karar verilmesinden sonra, davalının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davacıyı işe başlatmaması nedeniyle, Yargıtay kararları gereği söz konusu 4 aylık sürenin davacının hizmet süresine eklenmesi ile davacının toplam kıdeminin 5 yıl 6 ay 3 gün olduğunun kabul edildiği, davacı tarafından bildirilen emsal işçilere ilişkin ücret bordrolarının sunulduğu, davacı işçinin 01.10.2020 tarihinden itibaren dayanışma aidatı ödemek suretiyle işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesi hükümlerinden yararlandığının tespit edildiği, davacının 27.07.2023 tarihli giydirilmiş ücretinin ... İş Sendikası ile bağıtlanan 01.01.2023-31.12.2024 tarihleri arası dönemi kapsayan işletme toplu iş sözleşmesi ve emsal işçi bordrolarından aylık brüt 41.296,06 TL olarak belirlendiği ancak aynı dönemde brüt 23.489,83TL olan brüt kıdem tazminatı tavan ücretini aştığından, kıdem tazminatının tavan ücretten hesaplanarak hüküm altına alındığı, işe iade davası yargılaması sonucunda belirlenen boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı tutarlarının kararın kesinleşmiş olduğu gözetilerek hüküm altına alındığı, davacının yıllık ücretli izin hakkının toplu iş sözleşmesi düzenlemesi ve davacının fesihten önceki son yıllık izin formunda yazılı kalan izin süresi gözetilerek belirlendiği gerekçesiyle bilirkişi raporundaki hesaplamalar doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle isdtinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının sürekli işçi kadrosuna geçişinden önceki dönemlerde davalı Bakanlığın ihale yolu ile hizmet satın aldığı firmalar nezdinde çalıştığını, bu dönemde davalı Bakanlık ile doğrudan işçi işveren ilişkisi söz konusu olmadığından, davacının o döneme ilişkin tüm işçilik hak ve alacaklarından yüklenici firmaların sorumlu olduğunu, davalı Kuruma karşı hak talebinde bulunulamayacağını,
2. Dava konusu alacakların belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceğini ve zamanaşımına uğradıklarını,
3. Hüküm altına alınan miktarların fahiş olup kabul edilemez bulunduğunu,
4. Faiz türü ve faiz başlangıç tarihlerinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kesinleşen işe iade davası sonucunda yasal süresinde yapılan başvurusuna rağmen işe başlatılmayan davacı işçinin dava konusu boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacaklarının hesaplanma yöntemi ile hüküm altına alınan alacaklara işletilmesine karar verilen faiz türü ve başlangıç tarihlerinin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı Kanun'un 21/5 hükmüne göre işçi, kesinleşen Mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmalıdır. Aksi hâlde işverence yapılan fesih geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Aynı maddenin 1. fıkrasına göre de işveren işe iade için başvuran işçiyi 1 ay içinde işe başlatmak zorundadır.
İşçinin işe iade yönündeki başvurusu samimi olmalıdır. İşçinin gerçekte işe başlamak niyeti olmadığı hâlde, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmak için yapmış olduğu başvuru geçerli bir işe iade başvurusu olarak değerlendirilemez. Başka bir anlatımla, işçinin süresi içinde işe iade yönünde başvurusunun ardından, işverenin daveti üzerine işe başlamamış olması hâlinde, işçinin gerçek amacının işe başlamak olmadığı kabul edilmelidir. Bu durumda işverence yapılan fesih, 4857 sayılı Kanun'un 21/5 hükmüne göre geçerli bir feshin sonuçlarını doğurur. Bunun sonucu olarak da işe iade davasında karara bağlanan işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süreye ait ücret ve diğer hakların talebi mümkün olmaz. Ancak geçerli sayılan feshe bağlı olarak işçiye ihbar ve koşulları oluşmuşsa kıdem tazminatı ödenmesi gerekir.
İşverenin işe davete dair beyanının da ciddi olması gerekir. İşverenin işe başlatma niyeti olmadığı hâlde işe başlatmama tazminatı ödememek için yapmış olduğu çağrı, gerçek bir işe başlatma daveti olarak değerlendirilemez.
Somut uyuşmazlıkta; 20.10.2015 tarihinden itibaren davalı Bakanlığa bağlı ... ve Araştırma Hastanesinde alt işverenler nezdinde klinik destek personeli olarak çalışan, 02.04.2018 tarihinde 696 sayılı Kanun Hükmünde kararname (696 sayılı KHK) kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçen davacı işçinin iş sözleşmesi davalı işveren tarafından 22.12.2020 tarihinde devamsızlık sebebine dayalı haklı fesih iddiası ile feshedilmiştir.
Süresi içinde açılan işe iade davası sonucunda feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iade ve mali sonuçlarına ilişkin karar verilmiş; bu karar istinaf incelemesinden geçerek 14.06.2023 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı, yasal süre içinde 23.06.2023 tarihinde noter ihtarnamesiyle işe iade başvurusunda bulunmuş; ihtarname 27.06.2023 tarihinde davalı işverenin e-tebligat adresine tebliğ edilmiştir. Davalı işveren bir aylık yasal süre içinde davacıyı işe başlatmadığı gibi ihtarnameye cevap da vermemiş; bu nedenle fesih 27.07.2023 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili, davacının işe iade kararı gereğince davalı işverene usulüne uygun şekilde yapılan işe başlatılma talebine karşın davacının işe başlatılmaması ve yasal tazminat ve alacaklarının da ödenmemesi nedeniyle işbu davayı açmış, davacının, davalı işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinden dayanışma aidatı ödemek suretiyle yararlandığı gözetilerek boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacaklarının hesaplanarak hüküm altına alınmasını istemiştir.
02.04.2018 tarihinde 696 sayılı KHK kapsamında sürekli işçi kadrosuna geçen davacı ile kadroya geçişte yapılan belirsiz süreli iş sözleşmesinin 7. maddesinde ücretinin asgari ücretin %5 oranında fazlası olduğu belirlenmiştir.
375 sayılı KHK'nın geçici 23. maddesinde; "Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerden, geçiş işlemi yapılırken mevcut işyerinin girdiği işkolunda kurulu işyerinden bildirilenlerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki idarelerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitimine kadar bu toplu iş sözleşmesinin uygulanması suretiyle oluşan ücret ile diğer mali ve sosyal haklardan fazla olamaz. Sürekli işçi kadrolarına geçirilenlerden; geçişten önce toplu iş sözleşmesi bulunmadığından kadroya geçirildiği tarihte yürürlükte olan bireysel iş sözleşmesi hükümlerinin geçerli olduğu işçiler ile geçiş işleminden önce yapılan ve geçişten sonra yararlanmaya devam ettiği toplu iş sözleşmesi bulunmakla birlikte bu madde kapsamındaki idarelerde alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesinin bitiminden önce toplu iş sözleşmesi sona eren işçilerin ücreti ile diğer mali ve sosyal hakları, bu madde kapsamındaki idarelerde geçişten önce alt işveren işçilerini kapsayan, ... tarafından karara bağlanan ve süresi en son sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirlenir. ..." düzenlemesine yer verilmiştir.
375 sayılı KHK'nın ilgili hükmünün ve bu KHK gereğince 31.10.2020 tarihine kadar uygulanması öngörülen toplu iş sözleşmesinin amacı; gerek alt işverenin taraf olduğu ve 31.10.2020 tarihinden önce sona erecek olan toplu iş sözleşmesinden yararlanmakta olan işçileri, gerekse alt işverenin taraf olduğu herhangi bir toplu iş sözleşmesinden yararlanmayan işçileri belli bir süre için toplu iş sözleşmesi etkisinden mahrum bırakmamaktır. Bu nedenle 02.04.2018 tarihinde 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 23. Maddesi Uyarınca İdarelerce Sürekli İşçi Kadrolarına Geçirilen İşçilerin Ücret ile Diğer Mali ve Sosyal Haklarının Belirlenmesinde Esas Alınacak Toplu İş Sözleşmesi hükümlerinden yararlanmaya başlayan yahut alt işveren nezdindeki toplu iş sözleşmesinin bitimini müteakip kanun gereği kendiliğinden yararlanmaya başlayan işçilerin, aynı dönem içinde bir başka toplu iş sözleşmesinden yararlanmayı talep etmeleri 375 sayılı KHK gereği mümkün değildir. Bir toplu iş sözleşmesinin geriye etkili olarak yürürlüğe konulabilmesi kural olarak mümkün olsa da sonraki toplu iş sözleşmesi hükümlerinin geriye etkili olabileceği en erken süre önceki toplu iş sözleşmesinin bitim tarihidir. Sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçiler yönünden yapılacak değerlendirmede de bu ilkeden ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır. Buna göre sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin kadroya geçirildikleri işyerinde yürürlükte bulunan bir toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri için en erken tarih her hâlükârda 01.11.2020 tarihi olmalıdır.
Sürekli işçi kadrolarına geçirilen işçilerin 375 sayılı KHK gereğince üyelik şartı aranmaksızın yararlandıkları toplu iş sözleşmesinin süresi 31.10.2020 tarihinde sona erdiğinden, sürekli işçi kadrosuna geçirilen işçilerin işyerinde uygulanmaya başlanan toplu iş sözleşmesinden yararlanıp yararlanamayacakları belirlenirken 31.10.2020 tarihinden önceki ve sonraki dönem bakımından yukarıda açıklanan ilke ve esaslara göre ayrı ayrı değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta; davacının 01.10.2020 tarihinden itibaren dayanışma aidatı ödeyerek işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinden yararlandığı, süresi içinde işe iade davası açarak feshin geçersizliğini tespit ettirdiği ve yasal sürede işe dönmek için başvuruda bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir.
Bu çerçevede toplu iş sözleşmesinden yararlanma bakımından, iş sözleşmesi hiç feshedilmemiş gibi değerlendirme yapılması ve feshin kesinleştiği 27.07.2023 tarihindeki ücretin; ... Sendikası ile TÜHİS arasında 08.09.2021 tarihinde imzalanan 01.01.2021-31.12.2022 yürürlük süreli ve 05.06.2023 tarihinde imzalanan 01.01.2023-31.12.2024 yürürlük süreli toplu iş sözleşmeleri hükümleri uygulanarak ve emsal işçi ücret bordroları esas alınmak suretiyle hesaplanması yerindedir.
Ne var ki yıllık ücretli izin alacağının hesabında hata yapılmıştır. Fiilî hizmet süresi olan 20.10.2015-22.12.2020 dönemine dört aylık boşta geçen sürenin eklenmesiyle bulunan 5 yıl 6 ay 3 günlük hizmet süresine göre hak kazanılan yıllık ücretli izin, feshin kesinleştiği 27.07.2023 tarihi itibarıyla ... Sendikasının taraf olduğu toplu iş sözleşmesinin "Hizmet süreleri 1 yıldan 10 yıla kadar (10 yıl dâhil) olanlara 20 gün ücretli izin verilir." şeklindeki 30/a hükmü kapsamında hesaplanmıştır. Oysa davacı 696 sayılı KHK kapsamında kadroya geçen bir işçi olduğundan ... Sendikası toplu iş sözleşmesinden en erken 01.11.2020 tarihinden itibaren yararlanabilecektir.
Bu itibarla işe giriş tarihi ile kadroya geçiş tarihi arasındaki döneme 4857 sayılı Kanun hükümleri, kadro geçişinden 01.11.2020 tarihine kadar geçen döneme ise ... kararıyla bağıtlanan toplu iş sözleşmesi hükümleri uygulanarak yıllık ücretli izin süresinin belirlenmesi gerekirken, tüm hizmet dönemi bakımından ... Sendikası toplu iş sözleşmesi hükümlerine göre hesaplama yapılması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.