MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/510 E., 2025/1450 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2012/62 E., 2025/3 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili Bankanın .... Şubesinde servis görevlisi olarak görev yapmakta iken bankalarına ... Bankası AŞ'den devredilen... Kurumu (...) emekli maaş hesabı mudisi N.K. adına sahte belgelerle talep edilen atm kartı ile vefat tarihi olan 22.03.1999 tarihinden sonra ... maaşından para çekilmesi işlemleri ve sahte belgelerle kredi başvurusunda bulunularak usulsüz kredi kullandırımı işlemleri neticesinde müvekkili Bankanın zararının doğmasına sebep olduğunu ileri sürerek 52.099,98 TL mali sorumluluk tutarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki ve zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkilinin iddia edilen zararın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, kendini N.K. olarak tanıtan şahsın 22.03.1999'dan bu yana ... emekli maaşını almaya başladığını, müvekkili tarafından verildiği ve hatta kullanıldığı iddia edilen kart dışında 2007 yılına kadar ilgili şahsa 4 adet kartın başka şubelerden verildiğini, bu şahsa başka şubeler tarafından kredi kullandırıldığını ve çeşitli tarihlerde tediye işlemleri yapıldığını, davacının müvekkili ile ilgili iddialarının ise 2007 yılından sonraki döneme ilişkin olduğunu, işbu hususun dahi iddia edilen zarar ile davalı müvekkilinin tediye işlemlerinden ibaret olan ... ve işlemleri arasında nedensellik bağı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/268 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılamada resmî belgede sahtecilik suçu yönünden zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, dosya kapsamında yapılan tahkikatta davalı aleyhine maddi vakıa tespiti bulunmadığı, dolandırıcılık suçu yönünden ise sanıkların üzerlerine yüklenen suçları işlediklerine ilişkin cezalandırılmalarına yeter ölçüde her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve böylelikle yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığından beraatlerine karar verildiği ve düşme ile beraat kararlarının istinaf denetiminden geçerek kesinleştiğinin anlaşıldığı, tüm dosya kapsamına göre davalının kusurlu olduğuna ve illiyet bağına dair ispat bulunmadığı, ceza hâkiminin maddi olguya ilişkin tespitinin hukuk hâkimini de bağlayacağı, davacı tarafça iddiasına esas başkaca somut delil de ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalı lehine verilen düşme kararının lehe yorumlanmasının ve hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğunu,
2. Banka müfettişleri tarafından düzenlenen raporda davalının rapor içeriğinde ifade edilen şüpheli işlemler nedeni ile dolandırıcı şahıs ve şahıslarla birlikte hareket ettiği sonucuna varıldığını, rapor ve ekleri incelenmesizin sadece ceza davasına göre karar verildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalının usulsüz işlemleri ile Bankayı zarara uğratıp uğratmadığına ilişkindir.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi davasına etkisi, hukukumuzda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) “Haksız Fiillerden ... Borç İlişkileri” ayrımında, yargılamanın ceza hukuku ile ilişkisinin anlatıldığı 74. maddesinde düzenlenmiş olup “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmü ile hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işveren; davalının müvekkili Bankanın ... Şubesinde servis görevlisi olarak görev yapmakta iken bankalarına Türkiye Emlak Bankası AŞ'den devredilen ... emekli maaş hesabı mudisi N.K. adına sahte belgelerle talep edilen atm kartı ile vefat tarihi olan 22.03.1999 tarihinden sonra ... maaşından para çekilmesi işlemleri ve sahte belgelerle kredi başvurusunda bulunularak usulsüz kredi kullandırımı işlemleri neticesinde müvekkili Bankanın zararının doğmasına sebep olduğunu ileri sürmüş; davalı işçi ise zararın meydana gelmesinde kusuru olmadığını, iddia edilen zarar ile tediye işlemlerinden ibaret olan ... ve işlemler arasında nedensellik bağı olmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/268 Esas sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılamada resmî belgede sahtecilik suçu yönünden zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verildiği, dosya kapsamında yapılan tahkikatta davalı aleyhine maddi vakıa tespiti bulunmadığı, dolandırıcılık suçu yönünden ise sanıkların üzerlerine yüklenen suçları işlediklerine ilişkin cezalandırılmalarına yeter ölçüde her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği ve böylelikle yüklenen suçların sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığından beraatlerine karar verildiği ve düşme ile beraat kararlarının istinaf denetiminden geçerek kesinleştiğinin anlaşıldığı, tüm dosya kapsamına göre davalının kusurlu olduğuna ve illiyet bağına dair ispat bulunmadığı, ceza hâkiminin maddi olguya ilişkin tespitinin hukuk hakimini de bağlayacağı, davacı tarafça iddiasına esas başkaca somut delil de ibraz edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiş ise de Mahkeme kabulü dosya içeriği ile örtüşmemektedir.
Şöyle ki davalının delil yetersizliğinden beraatına ilişkin hüküm, ceza ve hukuk mahkemeleri kararları arasındaki ilişkiyi düzenleyen ve 6098 sayılı Kanun'un 74. maddesi hükmü ve yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, sanığın isnat edilen eylemi işlemediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanan beraat kararı olmadığından bağlayıcı değildir. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince davalının kusurunun değerlendirilmesine ve davacının zararının belirlenmesine ilişkin yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Şu hâlde Mahkemece yapılması gereken iş, zararın doğmasına davalının sebebiyet verdiği iddiasıyla davacı Banka tarafından tanzim edilen müfettiş raporu ve ceza davası dosyaları tüm ekleri ile getirtilerek, dosyalar kapsamındaki iddialar, savunmalar ve bilirkişi raporları tek tek nazara alınıp konusunda uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınmak suretiyle davacının zarar miktarı ile davalının sorumlu olup olmadığı hususları tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.