MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1821 E., 2025/1337 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/578 E., 2021/10 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 15.02.2005 tarihinde davalı bünyesinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından emeklilik nedeniyle feshedildiğini, müvekkilinin haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmasına devam ettiğini, Eylül ve Ekim aylarında hafta tatili kullanmadan çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirkete, Şirketin ... kontrolünde olduğundan bahisle kayyım atandığını, atanan kayyımların Şirketin yönetim ve işleyişiyle ilgili kararlar aldığını, yapılan incelemelerde, davacının, sosyal medya hesaplarında Şirketin Yönetim Kurulu ile yönettiği şirketler hakkında olumsuz paylaşımlar yaptığının tespit edilmesi üzerine davacının iş sözleşmesinin feshedildiğini, davacının talep edilen alacaklara hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, tanık beyanları ve dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı hakkında Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca 2018/30445 Soruşturma numarası ile iddianame düzenlendiği anlaşılmış ise de davalının haklı feshe gerekçe olarak gösterdiği "davacının sosyal medya hesaplarında Yönetim Kurulu ve yönettiği şirketler hakkında olumsuz paylaşımlar yaptığının tespitine" ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi belgenin bulunmadığı, işverenin fesih sebebi ile bağlı olacağı, feshinin haklı nedene dayandığını ispat yükümlülüğü kendisinde olan davalı tarafça bu yükümlülüğün yerine getirilmediği, davacı hakkında iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiği yönündeki işveren iddiasının somut delillerle kanıtlanmadığı değerlendirilerek, iş sözleşmesinin davacı tarafından emeklilik nedeniyle haklı sebeple feshedildiği kanaatine varıldığı, bu kapsamda davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde fazla çalışma yaptığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığına ilişkin iddiasının beyanlarına başvurulan tanık anlatımları ile ispatlandığı, karşılığı ücretin ödendiğinin ise davalı işveren tarafından ispatlanamadığının anlaşılmasına göre dosya kapsamına sunulan bilirkişi raporundaki, davacı ile menfaat birliği içinde olan tanığın beyanlarının dikkate alınmadığı 2. seçeneğin hükme esas alındığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dilekçesinde iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından emeklilik nedeniyle feshedildiğinin ileri sürüldüğü, davacının işten ayrılış bildirgesinde Kod (14) (Emeklilik için yaş dışında diğer şartların tamamlanması) bildiriminin yapıldığı, davacı hakkında Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/14 Esas sayılı ceza davasında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan dava açıldığı, Dairece UYAP ile oluşturulan elektronik ortam üzerinden yapılan sorgulamada davacı hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine karar verildiği, kararın 13.05.2019 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla kıdem tazminatının hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davacı tanıklarının dava tarihinde davalı Şirkete karşı dava açtıkları, bu şekilde davacı ile menfaat birliği içinde oldukları anlaşılmakta ise de Dairece UYAP ile oluşturulan elektronik ortam üzerinden yapılan incelemede tanık M.K'nın açmış olduğu davada fazla çalışma alacağının hüküm altına alındığı, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesinin 2021/1821 Esas, 2023/1035 Karar sayılı kararı ile davalının istinaf başvurusu esastan reddedilerek kesinleştiği gözetildiğinde beyanlarına itibar edilebileceği, bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun 1. seçeneğine itibarla fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacağının hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının özlük dosyası ile birlikte çalıştığı döneme ilişkin bordroların dosyaya sunulduğunu, bordrolarda görülen tahakkukların ödendiğini ispat etmek için banka kayıtlarının celbinin talep edildiğini, ancak deliller toplanmadan, banka kayıtları celp edilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini,
2. Bordrolarda yer verilen fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkuklarının değerlendirilmediğini,
3. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanına itibar edilmesinin hatalı olduğunu,
4. Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde 270 saate kadar fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğuna ilişkin düzenlemeye yer verildiğini, ancak bu hususta bir değerlendirme yapılmadığını,
5. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davalı işveren tarafından sunulan yıllık ücretli izin formları neticesinde davacının bakiye 20 günlük yıllık izne dayalı alacak talep edebileceği tespiti ile hesaplama yapıldığını, müvekkili Şirket tarafından davacının son dönem ücret bordrosunda bakiye 20 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağı tahakkuk ettirildiğini, ancak Mahkemece ödemenin yapılıp yapılmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının bulunup bulunmadığına ve alacakların hesabına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dairemizin 10.01.2023 tarihli ve 2022/15911 Esas, 2023/123 Karar sayılı ilâmının ilgili bölümü şöyledir:
"...
2. Sözleşme özgürlüğü kuralı uyarınca yasal sınırlar içinde kalan fazla çalışma ücretinin aylık ücretin içinde olduğuna dair sözleşme hükümleri kural olarak geçerlidir. Dairemiz; yerleşik hâle gelen ilkeleri ile fazla çalışma ücretinin, ücrete dâhil olarak kararlaştırılmış olmasına sınırlı olarak değer vermektedir. Bu bağlamda sözleşme hükümlerinin geçerliliğine getirilen iki temel sınırlama mevcuttur. Bunlardan ilki, 4857 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi gereği fazla çalışma süresinin bir yılda 270 saatten fazla olamayacağı; diğeri ise kararlaştırılan aylık temel ücretin asgari ücretin üzerinde olması gerekliliğidir. Bir başka anlatımla Dairemiz, ücret seviyesinin yüksekliğini kaydın geçerliliğinin tespitinde dikkate almaktadır.
3. Diğer yandan iş sözleşmesinin devamı sırasında işçinin bir hakkından feragat etmesi veya hakkından feragat sonucu doğuran bir işlem yapması geçersizdir. Ancak fazla çalışmanın temel ücret içinde ödeneceğinin kararlaştırılmış olması, fazla çalışma ücretinden feragat anlamına gelmez. Fazla çalışma ücreti ödenmeyeceğinin kararlaştırılması ile fazla çalışmanın temel ücret içinde ödeneceğinin belirlenmesi birbirinden farklı kavramlardır. (... , ..., ..., "Anayasa Mahkemesinin Fazla Çalışmaya İlişkin Bireysel Başvuru Kararının Değerlendirilmesi (... Başvurusu)", Çimento İşveren, Cilt 36, Temmuz 2022, Sayı 4, 8-35, s.31). Bu bağlamda davacı fazla çalışma ücretinden feragat etmiş değildir.
4. Fazla çalışma onayı alınmasına ilişkin düzenleme, işçinin fazla çalışma yapmaya zorlanamaması bakımından önemlidir. Düzenlemenin amacı, işçiyi işverenin olası haksız feshine karşı korumaktır. Fazla çalışma ücretinin karşılığının kararlaştırılan temel ücretin içinde olduğuna ilişkin kayıtlar ise fazla çalışmanın ücretlendirilmesine ilişkindir. İş sözleşmesindeki kayıt ile taraflar, fiilen yapılan fazla çalışmanın nasıl ücretlendirileceğini belirlemişlerdir. Fazla çalışma ücreti dâhil edilerek belirlenen ücret, işçinin aylık temel ücreti olduğundan iş sözleşmesindeki kayda rağmen yapılmayan fazla çalışmanın karşılığı ücretin, işverence geri istenmesi de mümkün olmaz. Şu hâlde fazla çalışma onayı alınması ile iş sözleşmesinde temel ücret içinde fazla çalışma ücretlerinin ödeneceği kuralı arasında herhangi bir bağlantı bulunmamaktadır.
Dairemiz kararında da açıklandığı üzere, iş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğu yönündeki kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir. Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre yıllık 270 saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğu kabul edilmektedir. Fazla çalışmaların aylık ücret içinde ödendiğinin öngörülmesi ve buna uygun ödeme yapılması hâlinde, yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresinin (aylık 22,5 saat, haftalık 5,2 saat) ispatlanan fazla çalışmalardan indirilmesi gerekir. İşçinin işyerindeki çalışması bir yıldan az ise yıllık 270 saat kriteri çalışılan ay sayısına göre azaltılarak belirlenir. Örneğin bir işçinin 10... gün süreli çalışmasında ispatlanan fazla çalışma saat sayısı 1 84... saat x 10,6 ay/ 12 ay= 238,5 gün olup çalışılan süreye göre, temel ücret içinde ödendiği varsayılan fazla çalışma süresi aşılmamış olur. Bu durumda fazla çalışma ücreti alacağı talebinin reddi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında imzalanan 15.02.2005 tarihli iş sözleşmesinde fazla çalışmanın aylık ücrete dâhil olduğu kararlaştırılmıştır. Söz konusu sözleşme hükmüne değer verilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
3. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Çalışma düzenin ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışma alacaklarının yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Dairemizin yerleşik uygulamasında, davacının tanık anlatımlarına dayanarak talep edilen alacakların varlığını ispat etmek istemesi hâlinde, kendisi ile aynı dönemde çalışan tanık beyanları ile ispat külfetini gerçekleştirebileceği kabul edilmektedir.
Yine, çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma alacağının ispatında salt menfaat birliği olan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenmesi durumunda davalıya karşı davası olan tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacağın varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar başkaca delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Aynı ilkeler, ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.
Diğer yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taraflarca getirilme ilkesi" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrası şöyledir:
"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz."
Somut uyuşmazlıkta; her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde davacı tanıklarının dava tarihinde davalı Şirkete karşı dava açtıkları, bu şekilde davacı ile menfaat birliği içinde oldukları anlaşılmakta ise de Dairece UYAP ile oluşturulan elektronik ortam üzerinden yapılan incelemede tanık M.K'nın açmış olduğu davada fazla çalışma alacağının hüküm altına alındığı, kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesinin 2021/1821 Esas, 2023/1035 Karar sayılı kararı ile davalının istinaf başvurusu esastan reddedilerek kesinleştiği gözetildiğinde beyanlarına itibar edilebileceği belirtilmiş ise de davacı tarafça söz konusu kararlara delil olarak dayanılmadığı ve bu kararların davacı tarafça dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. Bu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince resen yapılan araştırma ile davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanına itibar edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4. İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; dosyaya sunulan imzasız bordroların bir kısmında fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti tahakkukları yer almaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise tahakkuklar dikkate alınmaksızın davacı tanık beyanlarına göre hesaplama yapılmıştır. Tarafların delil listelerinde banka kayıtlarına dayandıkları görülmekle birlikte dosya kapsamında davacının hesap hareketlerine ilişkin herhangi bir belge yer almamaktadır. Bu itibarla davacının banka kayıtları celp edilerek bordrolarda tahakkuk eden fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenip ödenmediği belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
5. Davalı vekili tarafından davacının son dönem ücret bordrosundaki bakiye 20 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağı tahakkuk ettirildiği savunulmakta olup buna ilişkin dekont sunulmuştur. Bu kapsamda, davacının hesap hareketleri incelenerek söz konusu ödemenin yapılıp yapılmadığı, buna göre davacının bakiye yıllık ücretli izin alacağı bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup kararın bozulmasını gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.