MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1699 E., 2025/1420 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 40. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/87 E., 2025/424 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin ..’deki şantiyesinde 13.05.2015-13.03.2019 tarihleri arasında aşçıbaşı olarak çalıştığını, en son aylık net ücretinin 1.700,00 Euro olduğunu, bunun yanı sıra işveren tarafından yatacak yer, yemek gibi brüt ücretten sayılan düzenli ek hakları olduğunu, işten çıkarıldığı tarihte kendisine iradesi dışında arabuluculuk tutanağı imzalatıldığını, baskı altında ülkelerine dönememe korkusu ile ihtiyari arabuluculuğa götürülerek ilâm niteliğindeki arabuluculuk tutanağına ibra niteliği kazandırılmaya çalışıldığını, arabuluculuk tutanağının şantiyede imzalatıldığını, günde 15 saate yakın çalıştırıldığını, ..'de görevi gereği geceleri 3-4 saat ekstra çalıştırıldığını, gece çalışmaları da eklendiğinde günde 18 saat çalıştığını, 14... gün izin kullandığını, son 1 yıl hafta tatilini hiç kullanmadığını, dinî bayramlarda ikişer gün, yılbaşında 1 gün tatil yaptığını ileri sürerek fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile davalı Şirket arasında ve dava şartı arabuluculuk görüşmelerinden önce ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri gerçekleştirildiğini, bu görüşmeler neticesinde de anlaşmaya varıldığını, emredici kanun maddeleri uyarınca arabuluculuk yoluyla anlaşmaya varılan konularda tarafların dava açma veya dava şartı arabuluculuk başvurusunda bulunma hakkı bulunmadığını, bu tip taleplerin hukuki menfaat bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü "Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz." hükmünün amir olduğunu, davacı ile yapılan ihtiyari arabuluculuk toplantı tutanağında alenen, davacının çalışmasından doğan tüm alacakları yönünden ve dava konusu edilen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti, kıdem ve ihbar tazminatları, kullanılmayan yıllık izin alacağı ile kalan ücret alacağı gibi dava konusu edilmeyen hususlar da dâhil olmak üzere anlaşmaya varılmış olduğu ve tüm bu başlıklar karşılığı davacıya 12.646,53 Euro ödeme yapıldığının, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi ile sabit olup, son ay ücret bordrosunda da ödeme yapılan kalemlere ilişkin ayrıştırılmış tahakkuk yapıldığını ve dahi davacıya ait banka hesap dökümleri de arabuluculuk tutanağı ve son ay ücret bordrosunu doğrulayacak nitelikte olduğunu, banka hesabına yapılan diğer tüm ödemeler gibi davacı tarafından herhangi bir ihtirazı kayıt konulmaksızın çekilip kullanıldığını ancak davacı yanca anlaşma belgesi üzerinden geçen 2 yıla yakın zaman sonrasında davanın ikamesi de davacının iyiniyetli bulunmadığının açık göstergesi olduğunu, davacının alacak taleplerinin 5 yıllık zamanaşımına tâbi olduğunu, davacının fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatili alacak taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında 02.04.2019 tarihinde ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi tanzim edildiği, tanzim aşamasında tarafların sözleşmenin sona ermesi, anlaşma sağlanan işçilik alacakları, ödeme zamanı hususunda görüşme yaptıkları, ödenecek alacak miktarları ve ödeme zamanının tarafların iradeleri ile belirlendiği bunun dışında davacının herhangi bir işçilik alacağı olmayacağı hususlarında karşılıklı olarak anlaşmaya varıldığı ve ilgili tutanağın taraflarca imzalandığı, tutanakta herhangi bir ihtirazı kayıt ileri sürülmediği, davacı asılın Talimat mahkemesi tarafından ihtiyari arabuluculuk tutanağına ilişkin alınan beyanında " Bana göstermiş olduğunuz 02.04.2019 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağındaki imza bana aittir. Ben davalı firmanın .. ülkesindeki projesinde çalıştım. İş bitimi nedeniyle Türkiye'ye döndük. Ben davalı Şirketin İstanbul'daki işyerine haklarımı almak üzere muhasebe birimine çağrıldım. Ben gittiğimde işyerinde muhasebe sorumlusu ve işveren yetkilileri hazır bulunuyordu. Ancak burada bana kendisini arabulucu olarak tanıtan hiç kimse olmadı. Herhangi bir görüntülü bir bağlantıda yapılmadı. Bana birden fazla evrak imzalatılmak üzere hazırlanmıştı. Benim bunları kısa bir zaman diliminde okumam imkansız olduğundan dolayı haklarımı alacağım ümidiyle evrakları imzalamak durumunda kaldım. Ancak sonradan anlaşıldığı üzere bu evrakların hak kazanmış olduğum fazla mesai, yıllık izin, UBGT, prim ve hafta tatili alacaklarına ilişkin bir hakkım bulunmadığına ilişkin evraklar olduğunu anladım. Ancak bana ..de tüm haklarımın eksiksiz ödeneceği söylenmişti. Benim bütün haklarımın TL olarak hesaplandığında daha fazla olduğu ortaya çıkacaktır" şeklinde beyanda bulunduğu, eldeki davanın 01.09.2021 tarihinde açıldığı bu hâli ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesinde yer alan “Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır." hükmü gereğince irade fesadına ilişkin iddianın 1 yıl içerisinde ileri sürülmediği anlaşılmakla ihtiyari arabuluculuk belgesinin geçerli olduğu, alacak davasında anlaşma belgesinin geçerli olup olmadığı ön sorun olarak incelenebileceği, anlaşma belgesinin geçerli olduğu sonucuna varılırsa davanın esası hakkında ret kararı yerine dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin hatalı olacağı anlaşılmakla davanın esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvusnun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davaya konu ihtiyarı arabuluculuk tutanağının Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu ile belirlenen geçerlilik şartlarını taşımadığını,
2. İradilik ve eşitlik ilkesinin ihlal edildiğini, arabuluculuk tutanağının işverenin adresinde kesinlikle bağımsız olmayan bir ortamda gerçekleştiğini ve tutanak daha sonra e-posta yoluyla gönderilerek arabulucunun gözetiminden çok uzakta işveren baskısı altında imzalandığını, davacının şantiye alanında işveren temsilcileri ile dolu bir odada arabulucu ile görüştürülmeden, haklarından haberdar edilmeden ve isterse bir avukat tarafından temsil edilebileceği konusunda bilgilendirilmeden baskı ile parasını alabilmek adına bir evrak imzaladığını, işçi lehine yorum ilkesine aykırı davranıldığını,
3. Arabulucuk tutanağını imzalayan müvekkilinin 1 yıllık hak düşürücü süreye tâbi tutulmasının açıkça hukuka ve hukukun tüm temel ilkelerine aykırı olduğunu, yerel Mahkemece müvekkilinin irade fesadına uğrandığını öğrenme tarihi, irade fesadına uğrayıp uğramadığı gibi hususların araştırılmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 02.04.2019 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçerli sayılıp sayılmayacağına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle irade sakatlığı bulunmadığı ve 1 yıllık süre geçtiği gerekçesiyle tutanağın geçerli olduğuna karar verilmiş ise de davacının arabuluculuk sözleşmesinin kendisine iradesi dışında imzalatıldığına ilişkin iddiasını ispat edemediğinin anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.