MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/486 E., 2025/508 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 06.03.2013-25.02.2015 tarihleri arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde ekipbaşı dizel motor ustası olarak çalıştığını, aylık ücretinin net 2.000,00 USD olduğunu, üç öğün yemek ve barınma yardımının davalı işverence karşılandığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından iş bitimi gerekçe gösterilerek haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini, davalıya ait işyerinde fazla çalışma yapıldığını ve müvekkili davacının 7 gün boyunca 07.00-18.00 saatleri arasında çalıştığını, ayda ortalama bir gün hafta tatili kullandırıldığını, dinî bayramların birinci veya ikinci günleri hariç tüm ulusal bayram ve genel tatillerde de çalışmaya devam ettiğini, bu çalışmaları karşılığı hak ettiği ücretlerinin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığı gibi karşılığı ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirsiz alacak davası açılamayacağını, davaya konu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkili Şirket nezdindeki çalışmasının fasılalı olduğunu ve 06.03.2013-10.03.20 14... .06.2014-26.02.2015 tarihleri arasında iki dönem hâlinde çalıştığını, her iki çalışma döneminin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini, ücret konusundaki iddianın gerçeği yansıtmadığını; yurt dışı hizmet sözleşmesinde de kararlaştırıldığı üzere saat ücretinin 5,35 USD olduğunu ve aylık 1.204,00 USD ücret aldığını, iş sözleşmesini kendi isteği ile istifa etmek suretiyle fesheden davacının, son çalışma süresi bir yılı aşmadığı için kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, imzalı bordrolarından da anlaşılacağı üzere tüm haklarının eksiksiz olarak kendisine ödendiğini, yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.12.2019 tarihli kararı ile; davacının 06.03.2013-10.03.20 14... .06.2014-25.02.2015 tarihleri arasında toplam 1 yıl 8 ay 6 gün süre ile davalı nezdinde çalışması olduğu, fasılalı çalışmalar arasında on yıllık zamanaşımı süresi geçmediğinden ve önceki dönem tasfiye edilmediğinden davacının çalışmalarının birleştirildiği, denetime elverişli olmayan tüm raporlara davacı yanca itiraz edildiği, dizel motor ustası olarak çalıştığı sabit olan davacının ücreti konusundaki iddiasının dosyaya celbedilen banka kayıtları ve tanık beyanları ile uyumlu olduğu, emsal ücret araştırmasının da davacı iddiasını doğruladığı, davacıya sağlanan yemek, barınma, ısıtma ve aydınlatma gibi sosyal yardımların da aylık 200,00 USD olarak giydirilmiş brüt ücrete ilave edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, dava tarihinden sonra yapılan ödemenin hesaplanan kıdem tazminatı ve yıllık izin alacakları ile faizlerini karşıladığı, davalının yaptığı ödemenin mahsubundan sonra davacının bakiye ihbar tazminat alacağının bulunduğu, tanık beyanlarına göre hesaplanan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu ile hesaplanan tutarlarda hüküm altına alındığı, ancak bilirkişinin fazla çalışma alacağı hesabında hafta tatili çalışılan günler ile hafta tatili kullanılan günlere ilişkin değerlendirmesinin hatalı olduğu, söz konusu hatanın Mahkemece resen yapılan hesaplamaya göre düzeltildiği, davalı tarafından haricen yapılan ödemelerin mahsubu sonucu bulunan alacakların hüküm altına alındığı açıklanarak kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti bakımından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, diğer alacaklar bakımından davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 10.12.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesinin 27.12.2023 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.12.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davacının Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan bir ülkede çalıştığı dikkate alınarak ücreti brütleştirilirken dosya kapsamından tespit edilen net ücretine 5510 sayılı ... ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 5/1-(g) hükmü gereğince yalnızca %5 oranında genel sağlık primi eklenmek sureti ile sonuca gidilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu, Mahkemece, dava tarihinden sonra davacıya ödenen fazla çalışma ücreti bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeksizin ödeme tarihine kadar faiz hesaplanmak suretiyle mahsup yapıldıktan sonra bakiye miktar için hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, bozma kararı doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Mahkemece davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini,
b. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda brüt ücret tespit edilirken bordrolarda belirtilen ücretin içerisinde %5'lik Sosyal Güvenlik Kurumu payının da yer aldığı hususunun göz ardı edildiğini,
c. Davacı lehine fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
d. Davacının iş sözleşmesinin ihbar tazminatına hak kazanamayacak şekilde istifa nedeniyle sona erdiğini,
e. Dosyaya sunulu ibranameye itibar edilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
f. Önce takdiri indirim ardından mahsup yapılması gerektiğini,
g. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları bakımından en az %50 oranında indirim yapılması gerektiğini,
h. İtiraza uğramış raporun hükme esas alındığını,
ı. Zamanaşımı değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu ileri sürmüştür.
2. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde;
a. Fazla çalışma olan dönemlerin dışlanmasını kabul etmedikleri gibi bu miktarların mahsup edilmesini de kabul etmediklerini, zira bordrolardaki bu tahakkukların gerçekte fazla çalışma olmadığını, bordrolara itibar edilmemesi gerektiğini,
b. Mahkemece %30 oranında indirim yapılmış olmasının hatalı olduğunu,
c. Faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; aylık ücretin brütleştirilmesi ile fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanmasına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.