MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1090 E., 2025/1528 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/419 E., 2025/67 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin endeks okuma işçisi olarak çalıştığını, alt işveren işçisi olarak gösterilmesine rağmen muvazaa nedeniyle baştan itibaren ... Elektrik Dağıtım Anonim Şirketinin (...) işçisi olduğunu, ... ve ... Bakanlığı ... Kurulu Başkanlığınca düzenlenen 10.05.2011 tarihli ve 7457 sayılı rapor ile alt işverenlerde çalışan tüm işçilerin davalı ... işçisi olduğuna karar verildiğini, davalı ...’ın söz konusu rapor aleyhine İstanbul 1. İş Mahkemesinin 2011/681 Esas sayılı dosyası ile dava açtığını ve yapılan yargılama sonucunda 07.02.2013 tarihli karar ile kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğunun kabul edildiğini, davacının ...'ın toplu iş sözleşmesinden kaynaklı alacaklarının hesaplanması gerektiğini ve davacı ile aynı görevi yapan asıl işveren işçisi olan işçilere ödenen ücret ve eklerin davacıya da verilmesi gerektiğini, davalı ... bir iktisadi devlet teşekkülü olduğundan fesih tarihine kadar tüm dönem için 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması ve 6452 sayılı Kanunla 6212 sayılı Kanunun 2 nci Maddesinin Kaldırılması Hakkında Kanun'dan kaynaklanan ilave tediye alacağının davacıya ödenmesi gerektiğini, ekte sunulan devir sözleşmesinden anlaşıldığı gibi davalı ...’ın kamuya ait hisselerinin diğer davalı ... (... Enerji AŞ) tarafından devralındığını, 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 6. maddesi gereği davalı işverenin davacının tüm hak ve alacaklarından sorumlu olduğunu, özelleştirme sonrası ... ve ... Enerji AŞ’nin aynı çatı altında, aynı adreste aynı işkolunda çalışmaya devam ettiklerini, dava konusu haklardan her iki Şirketin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını iddia ederek ücret farkı ve toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan bir kısım ücret alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında iş ilişkisi bulunmadığını, davacının yüklenici Şirketlerin işçisi olduğunu, müvekkili ile dava dışı yüklenici Şirketler arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davanın dava dışı yüklenici Şirketlere yöneltilmesi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi raporu aldırıldığı, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, davacının zamanaşımına uğrayan alacağının bulunmadığı, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, ... Sendikası ile davalı ... arasında imzalanan toplu iş sözleşmeleri uyarınca hesaplanan alacaklardan davalı ... Enerji AŞ bünyesinde çalıştığı dönemde imzalanan toplu iş sözleşmelerinden elde ettiği hakların mahsup edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4857 sayılı Kanun'un 2/6 hükmü kapsamında davalılar arasında ve davacının davalı ... Enerji AŞ'de çalışmalarının bildirilmesinden önce sigortalı gösterildiği işverenler ile davalı ... arasında muvazaaya dayalı asıl alt işveren ilişkisi bulunduğu ve dava konusu alacaklardan müştereken ve müteselsilen sorumlu bulundukları, davacının baştan itibaren davalı ... işçisi olarak sayılmasının ve özelleştirme tarihine kadar olan süreçte ilave tediye alacağı bulunduğu kabulünün Daire ve Yargıtayın benzer davaları da gözetilerek yerinde olduğu, davacının toplu iş sözleşmesinin tarafı sendika üyesi olduğu süreyle sınırlı olarak alacakların belirlendiği, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun (6356 sayılı Kanun) 53/2 hükmünün "Toplu iş sözleşmesine dayanan eda davalarında, temerrüt tarihinden itibaren işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanır." şeklindeki hükmü de dikkate alındığında ve yapılan tüm tespitlere göre, İlk Derece Mahkemesinin uyuşmazlık konusu hukuki ilişki ve hususları nitelemesi, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitleri, delilleri takdir ve değerlendirmesi, uyuşmazlığın çözümü için gereken hukuk kurallarını uygulaması, uyuşmazlık konusu hususları gerekçelendirmesinin dosya kapsamına uygun görüldüğü gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının müvekkili ... bünyesinde çalışmadığından bu Şirket yönünden davanın husumetten reddinin gerektiğini,
b. ... Enerji AŞ yönünden 01.08.2013 dönemi öncesinde müvekkilinin sorumluluğuna gidilmeyeceğini,
c. Davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini bu nedenle müvekkili şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini,
d. Her ne kadar müvekkili ... yönünden, iş müfettişliğince inceleme yapılmış ve bir kısım işyeri yönünden asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu tespit edilmiş ve bu tespit 06.05.2011 tarihli muvazaa tespit raporunda belirtilmişse de bu tarih sonrasına yönelik herhangi bir muvazaa tespitinin bulunmadığını,
e. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda müvekkili olan ... Enerji AŞ’nin ... Sendikası ile imzalamış olduğu işletme toplu iş sözleşmesinin göz ardı edilip ...’ın imzalamış olduğu işletme toplu iş sözleşmesinin dikkate alınmasının hatalı olduğunu,
f. Davacının işe alımı alt işveren şirketler tarafından yapıldığından kadrolu işçilerle aynı şartlarda olmadığından aynı ücreti almasının mümkün olmayacağını,
g. İkramiye alacağının eksiksiz ödendiğini,
h. İlave tediye alacağı talebinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu,
ı. İş güçlüğü tazminatının kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan Devlet memurlarına ödendiğinden özelleştirme sonrası döneme ilişkin yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu,
j. Hükmedilen sendikal alacaklardan giyim yardımı, gıda yardımı ve elektrik yardımı alacaklarının müvekkili ... Enerji AŞ ile ... Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinde yer almadığından davacının bu talepleri yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,
k. Talep edilen alacaklara yasal faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Hüküm altına alınan alacaklar için taraflarca toplu iş sözleşmesinde muacceliyet tarihi kararlaştırıldığını, bu alacaklar için toplu iş sözleşmesinde öngörülen muacceliyet tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini zira bu alacakların tamamı ücret nev'inden alacak olduğunu,
b. İlk Derece Mahkemesince hizmet teşvik primi, sosyal yardım, doğum yardımı, evlenme yardımı, ölüm ve maluliyet yardımı ile yol yardımına ilişkin taleplerin bilirkişi raporu doğrultusunda reddedildiğini ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunun bu alacak kalemleri yönünden hatalı olduğunu,
c. Hükme esas alınan raporda hesaplanan alacaklar yönünden gerek baz alınan ücret, gerekse hesaplama dönemi ve netleştirme usulleri yönünden denetime uygun bir hesap yöntemi uygulanmadığını, davacı ile aynı koşullara sahip birçok çalışma arkadaşının açmış olduğu davalarda hesaplama sonuçlarının çok daha yüksek rakamlara ulaştığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl işveren alt işveren ilişkinin muvazaalı olup olmadığı ve buna göre davacının uyuşmazlık konusu dönemde yararlanması gereken toplu iş sözleşmesinin tespiti, davacının ...'ın toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, talep edilen alacaklardan davalının sorumlu olup olmadığı, husumet, alacakların hesap yöntemi, hesap dönemi ve faiz hususlarına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Elektrik dağıtım hizmetini üstlenen ... Dağıtım AŞ'nin (...) özelleştirme programına alınması sonucunda ..., 28.05.2013 tarihinde ... Elektrik Perakende Satış AŞ ve ... olarak özelleştirme mevzuatı gereğince ihaleyi alan yükleniciler tarafından kurulan ... Enerji AŞ’ye ayrı ayrı işletme hakkı devir sözleşmesi ile devredilmiş olup bu kapsamda işletme hakkının %100 hissesi ... Enerji AŞ'ye ait hâle gelmiştir.
Sözü edilen devir öncesi dönemde ... ile dava dışı alt işverenler arasında 4857 sayılı Kanun'un 2/7 hükmüne aykırı olacak şekilde muvazaalı bir ilişki bulunduğu kesinleşen yargı kararı ile tespit edildiğinden, bu dönem için davacının ... işçisi olarak kabul edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Dolayısıyla davacının bu dönem için hesaplamalara esas alınacak ücretinin ve ücrete bağlı diğer haklarının davacının sendika üyeliğinin davalı ...'a bildirildiği tarihten itibaren davalı ...'ın taraf olduğu toplu iş sözleşmesine göre belirlenmesi gerekir.
Davacının 01.08.2013 tarihinden itibaren ... Enerji AŞ'de çalıştığı sürenin ise ayrıca değerlendirilmesi gereklidir. 4628 sayılı ... Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunu'nun 15. maddesine 09.07.2008 tarihli ve 5784 Elektrik Piyasası Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 5. maddesiyle eklenen ve 26.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren fıkra; "Elektrik enerjisi üretim, iletim ve dağıtım faaliyeti gösteren kamu tüzel kişileri, gerekli hallerde üretim, iletim ve dağıtım tesislerinin işletilmesi ve bakım onarım işlerini tabi oldukları ihale mevzuatı çerçevesinde hizmet alınması yoluyla yaptırabilirler” şeklindedir. Bu hüküm 30.03.2013 tarihinde yürürlüğe giren 14.03.2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun (6446 sayılı Kanun) 30. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olup 6446 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile; lisans sahibi tüzel kişilerin, lisansları kapsamındaki faaliyetlerle ilgili olarak hizmet alımı yapabileceği düzenlenmiştir. Yönetmelik'in 48. maddesine göre de, lisans sahibi tüzel kişiler, lisansları kapsamındaki faaliyetlerle ilgili olarak hizmet alımı yapabilirler. Hizmet ise dağıtım faaliyeti kapsamında; arıza giderme, endeks okuma, kesme-bağlama, sayaç sökme-takma, ihbarname dağıtma, kaçak tarama, proje, hukuk, bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, mimarlık ve mühendislik, tanıtım, basım ve yayın, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, mesleki eğitim, fotoğraf, film, fikri ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri ifade eder.
..., 6446 sayılı Kanun’un 22. maddesine göre lisans sahibi tüzel kişi olarak lisans kapsamındaki faaliyetlerle ilgili hizmet alımı yapmaktadır. ...’ın dağıtım faaliyeti kapsamında ihale yoluyla gördürdüğü işler arasında yukarıda ifade edildiği üzere arıza giderme, endeks okuma, kesme bağlama, sayaç sökme takma, bakım onarım işleri bulunmaktadır. ... Enerji AŞ'de sözü edilen ihaleler kapsamında yasal düzenlemelere uygun şekilde iş üstlenmektedir.
Dosya kapsamından 6446 sayılı Kanun'un hukuki çerçevesinde işlem tesis edildiği, davacı işçinin ihale ile verilen işler kapsamında elektrik arıza, bakım, onarım işlerinde çalıştırıldığı belirlenmiştir. Her ne kadar özelleştirme öncesi, davalı ... ile dava dışı şirketler arasındaki ilişki kesinleşen yargı kararlarına göre muvazaalı ise de, özelleştirme sonrası davalı ... ile davalı ... Enerji AŞ arasında yasal düzenlemelere uygun şekilde kurulan bir asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunduğu ve bu ilişkinin muvazaalı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Yapılan açıklamalara göre, özelleştirme sonrası davalılar arasında kurulan asıl işveren alt işveren ilişkisi geçerli olup muvazaalı değildir. Bu itibarla davacının ... Enerji AŞ'de çalışmaya başladığı 01.08.2013 tarihi itibarıyla ...'ın taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanma imkanı bulunmamaktadır.
Şu hâlde öncelikle 01.08.2013 tarihine kadar olan dönem için davacının sendika üyeliğinin davalı ...'a bildirilip bildirilmediği belirlenmelidir. Dairemizin 17.10.2022 tarihli ve 2022/13480 Esas, 2022/12661 Karar sayılı kararında muvazaanın varlığı durumunda işçinin gerçek işveren tarafından bağıtlanan toplu iş sözleşmesinden yararlanma koşulları şu şekilde açıklanmıştır:"... Somut uyuşmazlıkta olduğu gibi asıl alt işveren ilişkisinin muvazaaya dayandığının ya da geçerli olarak kurulmadığının ve işçinin çalışma süresinin en başından itibaren asıl işverenin işçisi olduğunun belirlendiği durumlarda; işçi, toplu iş sözleşmesinin imza tarihinde yetkili sendikaya üye olsa da gerçek işveren olan asıl işverenin toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmesi; ancak taraf sendika üyeliğinin gerçek işverene bildirildiği tarihten itibaren mümkündür. ...". Dosya içerisinde yer alan belgelere göre davacının 11.05.2012 tarihinde ... Sendikasına üye olduğu ve üyeliğinin 18.05.2012 tarihinde davalı ...'a bildirildiği görülmüştür. Buna göre sözü edilen dönem için, davacının ...'ın taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden ancak sendika üyeliğinin ...'a bildirildiği tarih olan 18.05.2012'den itibaren yararlanabileceği kabul edilerek hesaplamaların yapılması gerekir.
01.08.2013 tarihinden sonraya ilişkin uyuşmazlık dönemi bakımından ise davacının ...'ın taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden yararlanması mümkün değildir. Sözü edilen dönem için davacı işçinin davalı ... Enerji AŞ'de çalıştığı sürede, bu davalının taraf olduğu toplu iş sözleşmelerinden yararlanabilmesi 6356 sayılı Kanun'un 39. maddesine göre; toplu iş sözleşmelerinin imzalandığı tarihte taraf sendikaya üye olması durumunda yürürlük tarihinden, imza tarihinden sonra üyelik hâlinde üyeliğinin taraf işçi sendikasınca davalı ... Enerji AŞ'ye bildirildiği tarihten ya da dayanışma aidatı ödeyerek yararlanma talebi bulunmakta ise talep tarihinden itibaren mümkündür.
Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen hususlara göre yeniden değerlendirme yapılmalı ve sonucuna göre davacının dava konusu ettiği alacaklara hak kazanıp kazanmadığı belirlenmelidir. Açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde verilen kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.