MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2024/2292 E., 2024/2603 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 35. İş Mahkemesi
SAYISI: 2023/42 E., 2024/621 K.
MAHKEMESİ : Ankara 39. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/404 E., 2019/391 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihaî kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 37.373,80 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketin Kazakistan'da bulunan inşaat projelerinde 19.07.2014-30.09.2016 döneminde aralıksız çalıştığını, Temmuz 2014-Aralık 2015 döneminde Talan Towers, Aralık 2015-Eylül 2016 döneminde ise Mega Shopping Mail inşaatında çalıştığını, son ücretinin 2.200,00 USD olduğunu, ücretlerinin bir kısmının avans olarak elden, kalan kısmının ise eşi S.K. ile olan ortak hesaplarına yatırıldığını, işyerinde ayrıca yemek ve servis hizmeti sağlandığını, davacının ilk işe girdiği tarihteki ücretinin aylık 2.000,00 USD olduğunu, sonraki aylarda ise 2.000,00 USD' den az gibi gösterilerek ve ücretin içine fazla çalışma, işçi hak ve alacakları, kira ve yol yardımları da dâhil edilerek 2.000,00 USD'ye denk gelecek şekilde ayarlama yapılarak bordro düzenlendiğini, ancak davacının gerçek ücretinin 2.200,00 USD olduğunu ve fazla çalışmasının ödenmediğini, iş sözleşmesinin ihbarsız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, Rusya ile olan uçak krizi bahane edilerek son çalıştığı proje bitiminde işten çıkarıldığını iddia ederek asıl davada kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının, birleşen davada ise ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, Şirketin sunabileceği bir bilgi ya da belgenin bulunmadığını, davacının hangi şirketlerde, ülkelerde, hangi yıllar arasında çalıştığının açıklattırılarak ilgili bilgi ve belgenin bu tüzel kişiliklerden talebi hâlinde dosyaya kazandırılabileceğini, davacının davalı Şirkette çalıştığını iddia ettiğini, ne var ki davacıya ilişkin bir kayda rastlanılmadığını, yurt dışında kurulu bulunduğu iddia edilen bir şirket var ise ve davacı bu şirkette çalışmış ise davanın bu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, davacının yurt dışında çalışması geçen işçilerin çalıştıkları, ülkenin koruyucu hükümlerinden faydalanarak çalışıp daha sonra Türk iş hukukunun olanaklarını da tüketmek için Türkiye'de dava açamayacağını, yurt dışında çalıştığını iddia eden davacının, Türkiye'deki Şirketle bağının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, dava dilekçesinden anlaşıldığı kadarı ile davacının belirli süreli iş sözleşmesiyle çalıştığını, Rusya ile yaşanan krizden bahsettiğini, zorunlu sebeplerin değerlendirilmesinin gerektiğini, zira o dönemde Türk vatandaşlarına vize kısıtlaması uygulandığını, davacının iş sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanmış olabileceğini, belirtilen aylık ücret tutarının fahiş olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı 2.000,00 USD aylık net ücret ile çalışmakta iken ücretinin 5,98 USD net saat ücretine düşürülmüş olduğunu iddia etmekte ise de dosya kapsamında bu iddiayı destekler bir delil bulunmadığını, Aralık 2014 bordrosunda da davacının 5,98 USD saat ücreti ile çalıştığının açık olduğunu, herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaldırma kararı üzerine davacının Kazakistan'da yaptığı çalışmalar yönünden taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğu, 11.09.2016 tarihinde davacının çalışmasına iş bitimi nedeniyle davalı tarafından son verildiği anlaşıldığından talep konusu alacaklar yönünden Kazakistan iş hukuku uygulandığı, davacı ile baştan itibaren aylık 2.000,00 USD ücretle anlaşıldığı, bu ücretin 01.12.2014 tarihinden itibaren ücret 5,98 USD'ye düşürüldüğü, Kazakistan İş Kanunu'nun 160. maddesinde bireysel iş uyuşmazlıklarının incelenmesi için mahkemeye başvuru şartları belirlenmekte ve işe iade dışındaki diğer iş uyuşmazlıklarında, çalışanın hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurması gerektiği, davacının işten çıkış tarihinin 11.09.2016 olduğu, dava tarihi 14.07.2017 itibarıyla bu sürenin dolmadığı, birleşen davanın ise 30.07.2019 tarihinde açılmış olup 1 yıllık sürenin geçtiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir .
V. TEMYİZ
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalının bordro hilesi yaptığını,
b. Birleşen davanın zamanaşımından reddinin yerinde olmadığını,
c. Uyuşmazlığa yabancı hukukun uygulanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verildiğinden, temyiz sebeplerine yer verilmemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yargılamada uygulanacak hukukun tespiti, davalının talep konusu hak ve alacaklardan sorumlu tutulup tutulamayacağı ve dava konusu alacakların ispatı ile zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktalarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
A. Davalı Temyizi Yönünden
Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
B. Davacı Temyizi Yönünden
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.