MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1290 E., 2025/1560 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 31. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/206 E., 2025/89 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.12.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ... turizm bölgesinde 29.07.2008-28.03.2019 tarihleri arasında güvenlik görevlisi (bekçi) olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin müvekkilince ödenmeyen işçilik alacakları nedeniyle feshedildiğini, müvekkilinin haftanın 7 günü 07.00-00.00 saatleri arasında çalıştığını, Kurban bayramı hariç tüm ulusal bayram ve genel tatil günleri dâhil aynı şekilde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini savunarak kıdem tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; somut uyuşmazlığa KKTC hukukunun uygulanması gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın niteliğine ilişkin belirsizliğin giderilmesi gerektiğini, davacı işçinin güvenlik görevlisi olarak çalıştığı bölgede hizmet süresi boyunca müvekkil Şirket tarafından kendisine tahsis edilen konteynerde kaldığını, arazinin boş nitelikte olması sebebiyle davacının çalışma koşullarına ilişkin açıklamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının iş sözleşmesini haksız ve bildirimsiz şekilde feshettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 02.03.2023 tarihli kaldırma kararı sonrası somut uyuşmazlığa taraflar arasında seçilen hukuk olan KKTC hukuku uygulanmak suretiyle yapılan yargılamada, dinlenilen tanık beyanları uyarınca davacının haftalık 46 saat fazla çalışma yaptığının, hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı hususunun sabit olduğu, söz konusu çalışmaların karşılığının ödendiğinin işverence ispat edilemediği, bu sebeple iş sözleşmesinin davacı tarafça feshinin haklı nedene dayandığı ancak KKTC İş Kanunu'nda iş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle feshedilmesi hâlinde işçiye tazminat ödenmesine ilişkin hüküm bulunmadığından kıdem tazminatına hak kazanılamadığı gerekçesiyle davacının kıdem tazminatı talebinin reddine, diğer taleplerin kabulüne dair davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre hesaplanan alacakların tanık ifadeleri ve dosya kapsamı ile KKTC hukukuna uygun olduğu, davacının istinaf başvurusunun esastan reddi gerektiği; ancak usul hukukuna ilişkin yasal karineler ve ispat yükü, hâkimin hukukuna (lex fori) tâbi olup yabancılık unsuru taşıyan ve Türk mahkemelerinde görülen bir davada ispat hukukuna ilişkin konulara Türk hukukunun uygulanması gerekeceği, 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (7251 sayılı Kanun) 28.07.2020 tarih ve 31199 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 177. maddesinde yapılan değişiklik dikkate alındığında Dairelerinin kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılamada davacı vekilince sunulan 16.08.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerin artırıldığı, kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada 08.11.2024 tarihinde ikinci bir ıslah dilekçesi daha sunulduğu, İlk Derece Mahkemesince ikinci ıslah dilekçesine değer verilerek hüküm kurulmasının hatalı olduğu, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebinin isabetli olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve 16.08.2022 tarihli dilekçedeki miktarlar ile sınırlı olmak üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını, istinaf kaldırma kararından sonra İlk Derece Mahkemesince bilirkişi raporları alınması gibi tahkikata yönelik işlemler yapıldığı ve dava değerinin tanzim edilen bilirkişi ek raporu doğrultusunda artırıldığı gözetildiğinde Bölge Adliye Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, emsal nitelikteki Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca 08.11.2024 tarihli dilekçenin talep artırım dilekçesi olarak kabulü veya bu dilekçe ile taleplerinin ıslah mı yoksa talep artırım mı olduğu hususunda Mahkemece taraflarına süre verilip yapılacak açıklamalar doğrultusunda hüküm tesis edilmesi gerekirken bu hususa riayet edilmemesinin mahkemeye erişim hakkının dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet vereceğini,
b. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk Ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 5. maddesi uyarınca somut uyuşmazlıkta kıdem tazminatı yönünden Türk hukukunun uygunlanarak kıdem tazminatı alacağının hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının iş sözleşmesini haksız ve bildirimsiz şekilde feshettiğini,
b. Davacının iş hayatı ile özel hayatı iç içe geçmiş durumda olduğundan istirahatinin normal çalışmasından çok daha fazla olduğunun kabulü gerektiğini, davacının sürekli çalıştığına ilişkin iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının aynı zamanda çalıştığı işyerinde barınması ve bölgenin boş bir arazi olması nedeniyle fazla çalışma yapacak durumda olmadığını, aynı beyanların hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları için de geçerli olduğunu, söz konusu alacaklar bakımından sadece KKTC'ye giriş çıkış kayıtlarının dikkate alınmasının yerinde olmadığını,
c. Tanıkların tüm çalışma süresi boyunca görgüye dayalı bilgiye sahip olmalarının mümkün olmadığını, komşu işyeri çalışanları olması sebebiyle beyanlarına ihtiyatlı yaklaşılması gerektiğini, davacının ödenmeyen alacağı bulunmadığından taleplerin reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatı, fazla çalışma ile hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı hususu ile davacının 08.11.2024 tarihli dilekçesine itibar edilip edilemeyeceği hususuna ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere 6100 sayılı Kanun'un "Karşı tarafın verdiği bilgi ve tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebinini artırabilir." şeklindeki 107/2 hükmü; 7251 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrasında “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” şeklinde düzenlenmiştir.
7251 sayılı Kanun ile 107. maddede yapılan değişiklikler Dairemizce şartları mevcut olan belirsiz alacak davasında yapılan yargılama ile alacağın belirli hâle gelmesi durumunda hâkimin geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmesi için alacaklıya süre vermesi gerektiği yönünde değerlendirilmiştir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 27.03.2023 tarihli ve 2023/4108 Esas, 2023/4449 Karar; 03.02.2025 tarihli ve 2024/13392 Esas, 2025/1011 Karar sayılı kararları). Ayrıca Kanun'un gerekçesinde de bu sürenin, alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin mümkün olduğu anda hâkim tarafından verilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu sebeple, belirsiz alacak davasının şartlarını taşıyan bir davada Kanun'da belirtilen an hâkim tarafından resen gözetilerek davacıya kesin süre verilmelidir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 05.07.2023 tarihli ve 2023/10294 Esas, 2023/10943 Karar sayılı; 09.11.2023 tarihli ve 2023/15199 Esas, 2023/17098 Karar sayılı kararları). Davacının verilen süreye rağmen geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmemesi durumunda davanın, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanacağı 107/2 hükmünün son cümlesinde düzenlenmiştir.
Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; davacının fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını belirsiz alacak davası olarak açtığı, İlk Derece Mahkemesince, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 02.03.2023 tarihli kaldırma kararı öncesinde yapılan yargılamada, davacı tarafça 16.08.2022 tarihli ıslah dilekçesinin sunulduğu; kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada da aynı alacak kalemlerine ilişkin olarak 08.11.2024 tarihli ıslah dilekçesinin ibraz edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince de davacı tarafça sunulan ikinci ıslah dilekçesine itibar edilmeksizin 16.08.2022 tarihli dilekçedeki miktarlar ile bağlı kalınmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bölge Adiye Mahkemesince ikinci ıslah dilekçesine itibar edilmemesi yerinde ise de 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesi uyarınca davacı tarafa talep arttırım dilekçesi sunması için süre verilmeksizin karar verildiği anlaşıldığından; davacı tarafa, 6100 sayılı Kanun'un 107/2 hükmü uyarınca talebini tam ve kesin olarak belirlemesi için süre verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.