MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1006 E., 2025/1543 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/194 E., 2023/87 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurum bünyesinde 21.12.1992 tarihinden itibaren kesintisiz şekilde çalıştığını ve hâla çalışmaya devam ettiğini, 01.10.2006 tarihinde geçerli olan esaslara göre uzman yardımcısı olarak görevlendirildiğini, davacının 01.10.2010 tarihinde uzman, 01.10.2014 tarihinde ise başuzman konumunda sayılması gerektiğini, yabancı dil şartının uzman ve başuzmanlıkta atama yetkilisince aranmayabileceğini, yabancı dil şartını gerçekleştirmediği hâlde başuzman olarak görevlendirilenler olduğunu, işverence eşit davranma borcuna aykırı davranıldığını, alması gereken ücretin aynı işi yapan başuzman kadrosunda bulunanlarla aynı ücret olması gerekirken, hiçbir başarı sertifikası bulunmayan başuzmanlara göre davacıya daha düşük ücret verildiğini, Kurum Dışında Verilen Hizmetlerin Bedelinin Tespiti ve Elde Edilen Gelirlerin Kullanımına İlişkin Yönetmelik (Yönetmelik) hükümleri gereğince yıl içinde belirlenen yöntemle hesaplanan hizmet gelirlerinin %40’ının personele ödenecek miktar olarak belirleneceği, keza hizmet gelirinden personele ödenecek miktarın "birimin o yılki hizmet gelirinin %40’ını aşmaması ve birimde görevli personele ödenen yıllık toplam giydirilmiş ücretten fazla olmaması ilkesi" şeklinde belirlendiğini, davacının da 2002 yılına kadar bu %40 oranındaki prim ödemesini aldığını ancak daha sonrasında işverence eşit davranma ilkesine aykırı davranılarak davacının Yönetmelik'te sayıldığı şekliyle araştırmacı/teknisyen/yönetici olmadığından bu prime hak kazanamadığının beyan edildiğini iddia ederek fark ücret ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, dava konusu uyuşmazlıkta adli yargı yolunun görevli olmadığını, davacının C grubu personel olarak hizmetli kadrosunda işe girişinin yapıldığını, yıllar itibarıyla mevzuata uygun olarak derece ve kademesinin belirlendiğini, 02.10.2006 tarihli insan kaynakları yazısı ile o dönemde yürürlükte olan mevzuata göre davacının şartları sağlaması nedeni ile A hizmet grubunda uzman yardımcılığına yükseltildiğini, sonrasında ise yabancı dil şartını taşımadığı için davacıya uzman veya başuzman gibi üst ünvanlar verilemediğini, işyerinde yürürlükte olan Yönetmelik ve mevzuat hükümleri gereğince bu şartın zorunluluk olduğunu, yabancı dil şartının aranmadığı tek istisnai durumun ise atama yetkilisinin gerekli görmemesi hâlinde koşul olarak aranmaması durumu olduğunu, davacı için atama yetkilisi tarafından bu takdir yetkisinin kullanılmadığını, ayrıca davacının çalıştığı birimde başuzman kadrosu olmadığının organizasyon şemasından da açıkça görüleceğini, davacıya uzman yardımcısı olarak verilen görevlerin görev tanımı içerisinde yer alan görevler olduğunu, eşit işlem borcuna aykırılık iddiası ile talepte bulunulmasının hiçbir dayanağı olmadığı gibi kötüniyetli olduğunu, davacının %40 prim ödemesi yapılacak personel olmadığını, mevzuat gereği ... ve diğer hizmetlerde görev alan kadrolu araştırmacı ve teknisyenler ile hizmetin mali, idari, stratejik ve teknik sorumluluğunu taşıyan yöneticilere bu primin dağıtılabileceğini, davacının tartışmaya açık olmayacak şekilde söz konusu primi talep etme hakkının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 21.12.1992 tarihinde davalı Kurum bünyesinde hizmetli kadrosunda C grubu personel olarak C1/1 derece ve kademesinde çalışmaya başladığı; 4 yıllık işletme fakültesini bitirdiğine dair lisans diploması ibraz ettikten sonra da o dönem yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca gerekli şartları taşıdığından 01.10.2006 tarihi itibarıyla A grubuna geçirilerek uzman yardımcısı ünvanı ile derece ve kademesinin A1/1'e yükseltildiği; davacının uzman yardımcısı olarak 4 yıl çalıştıktan sonra uzman statüsüne atanma talebinin yabancı dil koşulunu karşılamadığından dolayı reddedildiği, aldırılan denetime elverişli 12.10.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da belirlendiği üzere davacıya emsal nitelikte bulunan personelin yabancı dil koşulu aranmaksızın uzman ya da başuzman kadrosuna atandıkları ve bu konuda davacıya emsal personelle eşit davranılmadığı, davacının da dil koşulu aranmaksızın 15.09.2010 tarihinde uzman olarak atanmasından sonra başuzman kadrosuna atanması için Kurum içi meslek tecrübesine ilişkin gereken 9 yıllık sürenin de 15.09.2015 tarihinde dolduğu; buna göre davacının 15.10.2010 tarihi itibarıyla uzman ve 15.10.2015 tarihi itibarıyla da başuzman olarak atanması gerektiği ve fark ücrete hak kazandığı; ayrıca %40 prim ödemesinin de davacıya yapılması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Kurumda başuzman veya uzman ünvanını sahip olabilmek ve kademe derecenin ünvanına göre
intibak ettirilebilmesi için mevzuatın öngördüğü birtakım şartlar bulunduğu, düzenlemeye göre uzman yardımcılığından öncelikle uzmanlığa, uzmanlık ünvanından sonra da başuzmanlık ünvanına sahip olunduğu, davacının yabancı dil koşulunu sağlayamadığı ve atama yetkilisinin de takdir hakkını davacı lehine kullanmadığı anlaşıldığından uzman kadrosunu alamadığının anlaşıldığı, ilgili mevzuata göre davacının uzman ve başuzman kadrosuna atanma koşullarının gerçekleşmediği ve bu itibarla sahip olmadığı kadroya ilişkin ücret alacağını talep etme hakkına ilgili Yönetmelik hükümleri ve kadrosu gereğince hak kazanamadığı, davalı Kurum tarafından kurum dışı verilen hizmet gelirinden personele verilecek %40 prime ilişkin olarak ise; %40 prim ödemelerinin "... ve Diğer Hizmetler’de doğrudan veya dolaylı olarak görev alan
kadrolu araştırmacı ve teknisyenler ile hizmetin mali, idari, stratejik ve teknik sorumluluğunu
taşıyan yöneticilere" yapılmasınının hüküm altına alındığı, belirtilen personel dışındaki personele %40
primi ödemesinin yapılmasının Yönetmelik hükümlerine göre mümkün olmadığı, bu nedenle davacının bu alacağa ilişkin talebinin de reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafça eşit davranma borcuna aykırı ve keyfi davranıldığı olduğunu,
2. Davacının Kurum içerisinde başuzman, uzman ve yönetici kadrosunda çalışan bir çok yönetici ile birebir aynı işi yapmakla kalmadığını, ek başkaca görevler de icra ettiğini, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da başuzman kadrosunda çalışan bir çok personelde yabancı dil şartının aranmadığının tespit edildiğini,
3. İhale komisyonuna katılan üyelerin hepsi %40 primi almakta iken uzman yardımcısı olarak katılan ancak aynı sorumluluğu taşıyan davacının alamadığını, tanıklarca da prim ödemesine yönelik beyanlarda bulunulduğunu,
4. Mahkeme kararının gerekçesiz olduğunu, adli yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı işverenin eşit davranma borcuna aykırı davranıp davranmadığı, bu itibarla davacının uzman ve başuzman kadrosuna yükseltilmesi gerekip gerekmediği ile buna bağlı olarak fark ücret ve prim alacaklarına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.