MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2738 E., 2025/1086 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/65 E., 2019/468 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.02.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı vekili Avukat .. .. ile davacı vekili Avukat ... .. geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde 17.02.2014-08.06.2016 tarihinde davalının ..'da bulunan işyerinde çalıştığını, projedeki işlerin azalması nedeniyle iş sözleşmesinin işverence feshedildiğini, son ücretinin net 5.500,00 USD olduğunu, işyerinde fazla çalışma yapıldığını, iki haftada bir hafta tatilleri ile bir kısım ulusal ... ve genel tatillerde çalıştığını, söz konusu çalışmalarının karşılığının ödenmediğini savunarak bakiye ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 17.02.2014 - 08.07.2016 tarihleri arasında teknik ofis şefi olarak çalıştığını, son ücretinin 3.056,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin 25.05.2016 tarihinde yapılan bildirim ile ihbar öneli kullandırılmak suretiyle feshedildiğini, davacının yönetici konumunda olduğundan fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanmayacağını, hafta tatilleri ile ulusal ... ve genel tatillerde çalışma yapılması hâlinde karşılığının ödendiğini, yıllık izinlerinin kullandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Şirkete ait işyerinde 17.02.2014 - 08.06.2016 tarihleri arasındaki dönemde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile ..'da bulunan işyerinde teknik ofis şefi olarak çalıştığı, son ücretinin net 5.500,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir neden olmaksızın kıdem tazminatı ödenerek feshedilmesi, ihbar önelinin ise kullandırılmaması nedeniyle davacı işçinin ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanları uyarınca davacının çalıştığı döneme ait ödenmeyen fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava belirsiz alacak davası olarak açılmış olup dava zamanaşımı def'inin dikkate alındığı, davalı tarafça işçiye ihbar öneli verilmiş ise de kısmi ihbar tazminatı ödemesi yapılmış olduğundan yapılan ödemenin mahsubu ile ihbar tazminatının kısmen kabulü ve temel ücrete ilişkin tespitin yerinde olduğu, davacının yurt dışı çalışan olduğu dikkate alındığından dinlenilen tanık beyanları uyarınca yapılan fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin hesaplamaların isabetli olduğu, alacaklardan %30 oranında indirim de yapıldığı, yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, toplanan deliller, ... kurumu ve işverenlik kayıtları, hükme esas alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka ve dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Somut uyuşmazlığa Türkmenistan hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. Belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını,
3. Davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını,
4. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, ücretin 3.056,00 USD kabulü gerektiğini,
5. Ücretin brütleştirilmesinin hatalı yapıldığını,
6. Davacıya fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil alacaklarının ödendiğini, ödemelerin ihtirazi kayıtsız kabul edildiğini,
7. Davacının yönetici pozisyonunda olması sebebiyle de fazla çalışma ücreti alacağına hak kazanmayacağını,
8. ..'daki ulusal ... ve genel tatil günlerinin hesaplama dışı bırakılması gerektiğini, davacının söz konusu tatillerde çalışmadığını,
9. Davacıya kıdem süresine göre 42 gün ihbar süresinin kullandırıldığını,
10. Alacaklara en az %60 oranında indirim uygulanması gerektiğini,
11. İlk Derece Mahkemesi kararının yeterli gerekçe içermemesi nedeni ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davanın niteliği, hukuki yarar, işçilik alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, davacının ücretinin tespiti, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile alacaklara uygulanan indirim oranına ilişkindir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle ücretin hatalı brütleştirilmesine ilişkin itirazın istinaf sebebi yapılmamış sayılmasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmekle birlikte infazda tereddüt meydana geldiğinden aşağıdaki paragraf doğrultusunda kararın düzeltilmesi gerekmiştir.
2. Şöyle ki, Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a hükmünde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden hüküm altına alınan alacaklara, 3095 sayılı Kanun'un 4/a hükmü uyarınca Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir. Bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davalı tarafın temyiz itirazlarının reddine,
2. İnfazda tereddüt hasıl olduğundan temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “yasal faizi ile birlikte” ibaresinin çıkartılarak yerine “ Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte” ibaresinin yazılması;
(2), (3), (4) numaralı bentlerinde yer alan " en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte" ibaresinin çıkartılarak yerine “ Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile birlikte” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Davalı tarafın tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olması hususu ve düzeltilerek onama sebebi dikkate alındığında davalı lehine duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.