MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 30. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1715 E., 2025/2073 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 55. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/398 E., 2025/207 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 17.02.2026 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalı vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat .. geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının ..'da bulunan şantiyesinde 25.07.20 17... yılı Ekim ayı arasında saha mimarı olarak net 3.500,00 USD ücretle çalıştığını, yemek ve barınma giderinin davalı tarafından karşılandığını, davacının çalıştığı süre boyunca işyerinde fazla çalışma yaptığını, ulusal ... ve genel tatil günleri ile ayda en az 2 hafta tatili gününde çalışmaya devam ettiğini, söz konusu çalışmaların karşılığı ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ücretlerinin ücret hesap pusulası imzalatılarak banka aracılığı ile ödendiğini, ücretinin USD olarak belirlenmediğini, davacının aylık ücretinin 2017 yılı Eylül ayı ile 2018 yılı Şubat ayı arasında net 7.112,07 SAR, 2018 yılı Mart ayı ile 2019 yılı Ekim ayı arasında net 9.051,72 SAR olduğunu, imzalı ve ihtirazı kayıtsız ücret bordroları ile sabit olduğu üzere davacının hak kazandığı fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücretlerinin banka aracılığı ile ödendiğini, aksinin yazılı delille ispatı gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 21.11.2024 tarihli kaldırma kararı sonrası yapılan yargılamada, davacının 25.07.2017-07.10.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığı, davacının 25.07.2017-28.02.2018 tarihleri arasında net 7.1112,07 SAR, 01.03.2018-07.10.2019 tarihleri arasında net 9.051,72 SAR ücret aldığı, davacının davalıya ait işyerinde tanık beyanlarına göre bir hafta 72 saat, bir hafta ise 82 saat çalıştığı, taraflar arasındaki iş sözleşmesine göre aylık ücrete fazla çalışmanın dâhil olduğu, yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücretin içinde olduğunun kabulü gerektiği, yine tanık beyanlarından davacının ayda iki hafta tatili gününde ve dinî bayramların bir günü ile 23 Eylül Suudi Arabistan Ulusal Bayramı hariç ulusal ... ve genel tatillerde çalışmaya devam ettiği, söz konusu çalışmaların karşılığının ödenmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının cevap dilekçesinde ve/veya ön inceleme duruşmasında, taraflar arasındaki uyuşmazlığa davacının çalıştığı ülke (Suudi Arabistan) hukukunun uygulanması gerektiğine dair bir iddiada ve savunmada bulunmadığı gözetildiğinde taraflar arasındaki ihtilafın çözümünde Türk hukukunun uygulanmasının yerinde olduğu, davacı tanık anlatımları ile emsal nitelikteki dosyalar dikkate alındığında davacı ücretinin USD karşılığı SAR cinsinden olduğu, elden ödeme ispatı bulunmadığı gibi hileli bordro iddiasının dava dilekçesi ile ileri sürülmemesi nazara alındığında Mahkemece aylık ücretin SAR olarak tespitinde isabetsizlik görülmediği, davacı tarafça seçimlik hakkın SAR yönünden kullanılarak ıslahın buna göre yapıldığı, kaldırma kararı sonrası kapsama alınan İŞKUR onaylı iş sözleşmesinde ücrete fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil ücretlerinin dâhil edilmediği anlaşılmakta ise de ücret miktarının 550,00 USD olarak belirlendiği, davalı tarafça dosyaya sunulan iş sözleşmesinde ise ücretin net 7.112,07 SAR (ilgili tutarın USD karşılığının ise 1.896,55 USD olduğu) olarak belirlendiği, bu sözleşmede ücretin hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ile fazla çalışma ücretlerini kapsayacağına dair hüküm yer alsa da yerleşik Yargıtay içtihatları gereği ücrete hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil günü ücretlerinin dâhil edilemeyeceği ancak yıllık 270 saatlik fazla çalışma ücretinin (asgari ücretin altında kalmayacak şekilde) ücrete dâhil edilebileceği dikkate alındığında yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu kabulü ile haftalık fazla çalışma süresinden haftalık 5,20 saat mahsup edilerek yapılan hesaplamada isabetsizlik bulunmadığı, kabul edilen ücret miktarının işçi lehine olduğu, kabul edilen çalışma düzeni ve hükme esas alınan rapordaki hesaplamalarda da hata bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının ücretinin SAR cinsinden kabulünün hatalı olduğunu, davacının USD cinsinden ücret aldığını, tanık beyanları ve dosya kapsamı ile davacının ücretinin USD cinsinden kararlaştırıldığının ispatlandığını, alacakların USD cinsinden hesaplanması gerektiğini,
b. Davalı tarafça sunulan bordrolarda, bordro hilesi bulunduğunu, hileli bordrolar gözetilerek hafta tatili, fazla çalışma, ulusal ... ve genel tatil alacakları yönünden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, bordroların baskı ile ve zorla imzalatıldığını, bordrolardaki fazla çalışma ücretlerinin ücretin bir parçası olduğunu, ücretin oldukça eksik ödendiğini,
c. Davacı ile davalı Şirket arasında imzalanan iş sözleşmesinde ücretin USD olarak belirtildiğini, davacının gerçek ücretinin ödenenden daha fazla olduğunu,
d. İŞKUR sözleşmesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil edildiğine ilişkin bir madde bulunmadığını, davacı ile davalı Şirket arasında imzalanan sözleşmenin tarih içermemesi, maktu şekilde düzenlenmesi hususları dikkate alındığında işçi lehine olan sözleşmenin dikkate alınması gerektiğini, ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının yurt dışı çalışan olması nedeniyle hesaplamaların net ücret üzerinden yapılması gerektiğini, ücretin hatalı şekilde brütleştirildiğini,
b. Davacının hak ve alacaklarının ödendiğinin imzalı ücret bordroları ile sabit olduğunu, aksinin yazılı delil ile ispatlanması gerektiğini,
c. Yalnızca davacı tanığının beyanı ile onunla ortak çalışma dönemi de aşılacak şekilde hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, tanıklık yaptığı tarihte Şirket çalışanı olmayan ..'nin beyanına itibar edilmesinin mümkün olmadığını,
d. Ücrete fazla çalışmaların tümünün, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil günlerindeki çalışmaların da dâhil olduğunu, ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ücret miktarı, hüküm altına alınan ücret alacaklarının ispatı ve hesap yöntemi, alacak kalemlerinin hesaplandığı para birimi ve yıllık 270 saat fazla çalışmanın ücrete dâhil olup olmadığı hususlarına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm; davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Ücret bordrosundaki ücretin, davacının gerçek ücret miktarını yansıtmadığının anlaşılması hâlinde, bordroların imzalı ve imzasız oluşuna göre bir ayrım yapılması gerekmektedir. Bu hâlde imzalı bordroda yer alan fazla çalışma saati davacıyı bağlayacağından, davacı bordrodaki süreden daha fazla süre ile çalıştığını ancak yazılı bir delil ile ispat edebilir. Davacının imzalı bordrodaki süreden daha fazla çalıştığını yazılı delil ile ispat etmesi hâlinde, bordroda ödendiği belirtilen fazla çalışma ücreti davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanan alacaklardan mahsup edilir. İmzalı bordrodaki fazla çalışma süresinden daha fazla çalışma yapıldığının yazılı kayıtlar ile ispat edilememesi durumunda, bordrodaki fazla çalışma saati ile bağlı kalınarak değerlendirme yapılır. Yani bordrodaki fazla çalışma süresinin işçinin gerçek fazla çalışma süresini yansıttığı, ancak karşılığı olan ücretin gerçek fazla çalışma ücretini yansıtmadığı kabul edilir. Davacının bordrodaki fazla çalışma süresinin karşılığı olan fazla çalışma ücreti gerçek ücret miktarı üzerinden yeniden hesaplanır. Bu hâlde de bordrodaki tahakkuk miktarı hesaplanan alacaktan mahsup edilir.
Ücret bordrosunun imzasız olması hâlinde ise davacının bordroda görünen fazla çalışma süresinden daha fazla çalıştığını tanık delili dâhil olmak üzere her türlü delil ile kanıtlaması mümkündür. Bu durumda ispat edilen fazla çalışma ücretinin davacının gerçek ücreti üzerinden hesaplanması gerektiğinde tereddüt olmamalıdır. Ayrıca hesaplanan bu alacaklardan bordroda tahakkuk eden ve ödendiği banka kayıtları ile sabit olan miktarın mahsubu gerektiği de göz ardı edilmemelidir.
Bordro hilesinin söz konusu olduğu hâllerde, bordrodaki tahakkukların (fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ve ulusal ... genel ücreti gibi) aslında gerçekte bu çalışmaların karşılığı olan ücretler olmadığı, işçinin temel ücretinin bir parçası olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda işverenin kayıtlarında hileli bir işlemin varlığı kabul edildiğinden, ücret bordrosunun imzalı veya imzasız olması sonucu etkilemez. Bu kabulün sonucu ise bordroda "fazla çalışma", "hafta tatili", "ulusal ... ve genel tatil ücreti" gibi adlarla gösterilen ancak temel ücrete dâhil olduğu kabul edilen ödemelerin gerçekte fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil çalışmalarının karşılığı olarak dikkate alınmamalarıdır. Bir diğer ifade ile bordro hilesinde bordroda ücret olarak gösterilen miktar ile fazla çalışma ve/veya hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti ödemelerinin toplamı gerçek ücreti yansıttığından fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil çalışmasının varlığı her türlü delille ispatlanabilir. Ancak bordrodaki fazla çalışma saati, hafta tatili ile ulusal ... ve genel tatil gün sayısı, diğer delil veya olgularla desteklenmediği sürece tek başına ispat aracı olarak kabul edilemez. Yeri gelmişken belirtmek gerekir ki bu husus, davacı ile menfaat birliği içindeki tanıkların beyanlarına itibar edilmesini gerektiren bir olgu olarak değerlendirilebilir. Fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil günlerinde çalışma iddiasının ispatlanması hâlinde, hileli bordroda gösterilen fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti ödemelerinin hesaplanan miktardan mahsup edilmesi de söz konusu değildir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı işçi net ücretinin 3.500,00 USD olduğunu iddia etmiş, davalı işveren ise davacının ücretinin imzalı ücret bordrolarında belirtildiği şekilde 2017 yılı Eylül ayı ile 2018 yılı Şubat ayı arasında net 7.11,07 SAR; 2018 yılı Mart ayı ile 2019 yılı Ekim ayı arasında net 9.051,72 SAR olduğunu savunmuştur. Davacı tanığı .. kendisinin muhasebe yardımcısı olarak çalıştığını, davacının aylık ücretinin 3.500,00 USD olduğunu, ücretin USD cinsinden olacağı konusunda anlaştıklarını ..'a gidince ödemelerin SAR üzerinden yapıldığını, oturum izni olanlara banka aracılığıyla, oturum izni olmayanlara ise elden ödeme yapıldığını, elden ödeme yapılırken bordroya imza attırıldığını, bu imzanın karşılığında ödeme yapıldığını beyan etmiştir. Davacı tanığı D.C. beyanında, davacının aylık ücretinin 3.500,00 USD olduğunu, oturum izni alınana kadarki ilk 3 ay içinde elden sonrasında banka aracılığıyla Arabistan para birimi üzerinden ödeme yapıldığını beyan etmiştir. Davalı tanıkları ise davacının ücretinin 9.000,00 SAR olduğunu, ücretlerin oturum vizesi alınana kadar 3-4 aylık süreçte elden, diğer dönemlerde banka aracılığıyla yapıldığını beyan etmişlerdir.
Dosya kapsamına yalnızca 2019 yılı Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin imzalı ücret bordroları ile imzalı çıkış hesap pusulası sunulmuştur. 2019 yılı Ağustos ayı imzalı bordrosuna göre normal çalışılan gün 23, çalışılmayan tatil 5 gün, çalışılan tatil 2 gün, fazla çalışma 56 saat üzerinden tahakkuk bulunmakta olup toplam tahakkuk 13.125,00 SAR'dır. 2019 yılı Eylül ayı imzalı bordrosuna göre normal çalışılan gün 22, çalışılmayan tatil 7 gün, çalışılan tatil 1 gün, fazla çalışma 64 saat üzerinden tahakkuk bulunmakta olup toplam tahakkuk net 13.125,00 SAR'dır. "Çıkış Hesap Pusulası" başlıklı belgede ise çalışılan son ay 7 gün, fazla çalışma 17... .073,81 TL tahakkuk ile ayrıca izin ödemesi ve kıdem tazminatı tahakkukunun yer aldığı görülmektedir.
Davalı tarafça sunulan banka kayıtlarının incelenmesinde ise ödemelerinin büyük kısmının düzenli şekilde aylık 13.125,00 SAR olarak yapıldığı görülmektedir. Tanık anlatımları, banka kayıtları, 2019 yılı Ağustos ve Eylül aylarına ilişkin imzalı ücret bordrolarında her ay değişik miktardaki tahakkuklarla toplam 13.125,00 SAR ödeme yapıldığı hususu dikkate alındığında davacının ücretinin (fesih tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden USD'ye çevrilmekle hesaplanan) 13.125,00 SAR (3.500,00 USD) olduğunun kabulü dosya kapsamına uygun düşecektir. Bu durumda; dava konusu alacakların bu ücret üzerinden yeniden hesaplanıp hüküm altına alınması gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacı yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.