MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/900 E., 2025/1941 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/238 E., 2024/44 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 24.12.2007-01.07.2021 tarihleri arasında şube müdürü olarak çalıştığını, görevinin içeriğinin ise Sa hizmetleri, kredi kart makineleri, ATM bankamatikler, banka şubeleri tüm bilgisayarlar ve donanım teknik servisi operasyon yöneticisi olarak belirlendiğini, brüt 7.000,00 TL ücret ile çalıştığını, müvekkilinin çalıştığı dönemde görevini layıkıyla ifa etmesine rağmen davalı Şirketin 01.07.2021 tarihinde net bir gerekçe sunmaksızın iş sözleşmesini tek taraflı ve haksız olarak feshettiğini, görevi nedeniyle davacıya sadece ATM/pos cihazı gibi malzemelerin kontrolünün verildiğini, zimmetinin verilmediğini, bu malzemelerin ziyan olmasının müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, tazminat ve işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi ve ücret alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çalışma süresinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları ile sabit olduğunu, davacının ücret ödemelerinin banka yoluyla yapıldığını, banka ödemeleriyle uyumlu bordrolara itibar edilmesi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının pos cihazlarının bakım ve onarımını yapan teknisyenlerden sorumlu olduğunu, pandemi döneminde fabrikalarda üretimlerin durması veya azalması ile müvekkilin faaliyet konusuna duyulan ihtiyacın azalması, büyük projelerin pandemi döneminde sona ermesi ve iş hacminin azalması nedeniyle davacının iş sözleşmesiniin feshedildiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatı alacağı bulunmadığını, davacı iş sözleşmesi ile işverene vermiş olduğu zararları tazmin edeceğini kabul ettiğini ve bu zararların ücretinden doğrudan kesilmesine muvafakat ettiğini, davacının sorumlusu olduğu bölgede de cihazlar teslim edilmemiş, kaybedilmiş olmakla davacının görevini gereği gibi ifa etmemesi ve gerekli kontrol ve denetimleri yapmaması sebebi ile müvekkili Şirketi zarara uğrattığını, davacının üzerinde zimmetli olup müvekkiline iade etmemiş olduğu cihaz bedellerinin de davacının alacağından mahsup edildiğini, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işyerinin 24.06.2021 tarihli işletmesel defter kayıtlarında covid salgını nedeniyle iş hacminin düşmesi, cironun oransal olarak azalması nedenleriyle saha operasyonlarındaki elemanların, yönetici kadrolarındaki elemanlardan teknik servis ve bakım elemanları sayılarından azaltılmaya gidilmesi kararının alındığı, davacının iş sözleşmesinin 01.07.2021 tarihinde alınan karar nedeniyle azaltma sebebiyle feshedildiği ileri sürülmüşse de davalı işyerinin fesihten önce 63 kişiyi, fesih sonrasında da 93 kişiyi işe aldığı, stoklardaki zarar hususunda davacının çalışma dönemi (14 yıl) boyunca bir tutanak olduğu, ayrıca bu zararlara istinaden davacı işçiden bir savunma alınmadığı, davacının iş sözleşmesinin (4) numaralı fesih bildirimi koduyla sonlandırıldığı, bilahare ispat yükü üzerinde olan davalı işverence davacının iş sözleşmesinin haklı olarak ve önel verilerek feshedildiği ispat olunamadığından Mahkemece kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin hüküm altına alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, işçinin ücretinden kesinti yapılabilmesi için bu konuda onayının veya zarardan doğan alacağa ilişkin bir mahkeme kararının bulunması gerektiği, davacının SGK kayıtlarında 2021 yılı Temmuz ayında 1 günlük çalışma tahakkuku gösterilmekle banka kayıtlarında ödeme tespit edilmediğinden 2021 yılı Temmuz ayından alacağı olduğunun kabul edildiği, dosya içerisinde davacının ücretlerinden bazı başlıklar altında (trafik cezası, benzin kesintisi, cep tel kesintisi, iş avansı, diğer kesinti) kesintilerin yapıldığı görülmekle davacının bu ücretinden kesinti yapılmasına ilişkin muvafakatinin olduğunu gösterir yazılı belge sunulmadığından bahse konu tutarların da eklenmesi ile denetime elverişli 19.06.2023 tarihli bilirkişi raporunda yapılan hesaplama doğrultusunda Mahkemece davacının bakiye ücret alacağının hüküm altına alınmasında isabetsizlik görülmediği belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu,
2. Davacının görevini gereği gibi ifa etmemesi, gerekli kontrol ve denetimleri yapmaması nedeniyle davalı ... maddi olarak zarar uğrattığını, müvekkili Şirketin kendi zararını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 407. maddesine uygun olarak mahsup ettiğini,
3. Davacının herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını,
4. Davacının bordrosundaki kesintilerin haklı ve usulüne uygun olduğunu,
5. Mahkemece iş avansı yönünden bir değerlendirme yapılmadığını,
6. Hükümdeki faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, mahsup iddiası ve faiz başlangıç tarihine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.