MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1462 E., 2025/1467 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 23. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/22 E., 2019/821 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Şirket nezdinde yaklaşık iki yıl çalışan müvekkilinin, Şirket bünyesindeki organizasyon değişikliği gerekçe gösterilerek işten çıkartıldığını, bunun üzerine açtığı işe iade davasının lehine sonuçlanarak işe başlatılmaması hâlinde dört aylık boşta geçen süre ücreti ile dört aylık ücret tutarında işe başlatmama tazminatı ödenmesine karar verildiğini, kararın temyiz denetiminden geçmek suretiyle kesinleştiğini, bunun üzerine davalıya işe başlama talebinin iletilmesine rağmen olumlu cevap verilmeyerek bir kısım ödemede bulunulduğunu, ancak ödemelerin eksik yapıldığını belirterek ihbar tazminatı, performans primi alacağı, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını, davacıya işe başlatılmaması üzerine tüm alacaklarının eksiksiz ödendiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı aleyhine açılan işe iade davasının kabulüne karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, işe iade talebinin davalı tarafça kabul edilmeyerek boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı ve ihbar tazminatı adı altında ödemeler yapıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının incelenmesinden davacının 21.06.2013-10.09.2014 tarihleri arasında çalıştığı ve işe iade davası sonrası dört aylık boşta geçen sürede kıdeme eklendiğinde 1 yıl 6 ay 19 gün davalı işyerinde kıdeminin olduğu, davalı tarafından yapılan ödemeler mahsup edildiğinde davacının 21.937,39 Amerikan doları (USD) bakiye boşta geçen süre ücreti olduğu, taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde fesih ihbar süresinin iki ay olarak kararlaştırıldığı, yapılan ödemeler mahsup edildikten sonra bakiye 18.973,55 USD ihbar tazminatı alacağının bulunduğu, dosya kapsamında performans primine ilişkin somut veri ve performans ölçütlerinin ne olduğuna ilişkin olarak delil olmadığından davacının kanıtlanamayan performans primine ilişkin talebinin reddine karar verildiği, davalı tarafından davacıya 85.542,91 USD ödeme yapıldığı ve davacının bakiye işe başlatmama tazminatının kalmadığı anlaşıldığından işe başlatmama tazminatı talebinin reddine karar vermek gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 21. maddesinin 5. fıkrasının son cümlesinde "İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir." hükmüne yer verildiği, buna göre işçiye bildirim süresi verilmiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmişse, ayrıca ödeme yapılmayacağı anlamı çıkacağından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görüldüğü, zira davacıya fesih esnasında 36.000,00 USD ve işe başlatmama tarihinden sonra ise 2.912,00 USD ihbar tazminatı ödendiğinin anlaşıldığı, emsal içtihatlarla da kabul edildiği üzere feshin geçersizliğine karar verildikten sonra işe başlatılmayan davacıya 4857 sayılı Kanunu’nun 21/4 hükmü uyarınca tekrar ihbar öneli verilmesine gerek olmadığı ve davacıya geçersiz fesih tarihinde ihbar tazminatı ödemesi yapılmış olduğundan fark ihbar tazminatı alacağının reddine karar verilmesi gerektiği, işçinin işe başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretinin belirlenmesinde, davacı ile aynı işyerinde çalışmakta olan emsal işçi ücretinin dikkate alınacağı, davacı emsali işçi olan genel müdür konumundaki ...'nın ücretine yapılan zam oranı da düşünüldüğünde, davacının ücretine 2016 yılı için %8,8 zam yapılmakla emsal işçiye ilişkin bu rakam üzerinden son ücret hesaplaması ile ödemenin mahsubunun yerinde olduğu, fiilî çalışmanın sona ermesi sonrası bir aylık süre içerisinde yapılan imzalı, miktar ve kabul bildiren, ödeme olgusu davacı tarafça kabul edilen fesih protokolündeki şartlar dikkate alındığında ibra niteliğindeki belge gözetildiğinde ikramiye/ performans primi talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun belirtilen sebeple kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. İhbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, ihbar tazminatı alacağına esas alması gereken ücretin hatalı belirlendiğini,
b. Müvekkil tarafından imzalanan fesih protokolünün ibra niteliğinde olduğu yönündeki değerlendirmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 420. maddesine aykırı olduğunu, ibranamenin geçerli olabilmesi için sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir aylık süre geçtikten sonra imzalanmış olması gerektiğini, dosya içeriğine göre davacı emsali işçilere performans primi ödendiğini, müvekkilinin performans prim alacağına hak kazandığının kabulü gerektiğini,
c. İşe başlatmama tazminatının da eksik hesaplanarak ödendiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz başvurusunda;
a. Kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu,
b. Davaya cevap dilekçesi, rapora itiraz dilekçeleri ve istinaf dilekçesinde de belirtildiği üzere; yapılan ödemelerin ödeme tarihi itibarıyla borcu sonlandırdığına dikkat edilmesi gerektiğini,
c. Yapılan hatalı değerlendirmeler ile kur farkı üzerinden alacak hesaplanmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının tüm alacaklarının borcun doğumu olan tarihteki kur üzerinden ödendiğinin dosyada mevcut belgeler ve dekontlarla sabit olduğunu belirterek kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, işe başlatmama sonucunda geçerli hâle gelen fesih tarihindeki ücretin belirlenmesi, ücret ve eklerinin hesabı ile performans primi, işe başlatmama tazminatı farkı, boşta geçen süreler ücreti ve yan hakları farkı ile ihbar tazminatı farkı alacaklarının bulunup bulunmadığı konularına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Taraflar arasında, davacının işe başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretinin belirlenmesi konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması hâlinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır. Bu hâlde, ihbar ve kıdem tazminatları ile işe başlatmama tazminatı belirtilen fesih tarihindeki ücrete göre hesaplanır. Ücret miktarının ispat yükü davacıda olduğundan, işe başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretin ispat yükü de davacıya aittir. İşçinin işe başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretinin belirlenmesinde, davacı ile aynı işyerinde çalışmakta olan emsal işçi ücreti dikkate alınır. İspat yükünün dağılımına göre, davacının kendisine emsal olabilecek işçiyi veya işçileri bildirmesi gerekir. Emsal işçinin belirlenmesinde ilk şart, bu işçinin hem geçersiz sayılan (ilk) fesih tarihinde hem de başlatmama suretiyle fesih tarihinde aynı işyerinde çalışmakta olmasıdır. Bu özelliği taşıyan işçinin varlığı hâlinde ise emsal işçinin davacı ile eşdeğer görevde çalışıp çalışmadığı, kıdeminin davacının kıdemi ile aynı veya kıdemine yakın olup olmadığı gibi kriterler yönünden araştırma yapılmalı, bu araştırmanın sonucuna göre o işçinin emsal işçi olarak kabul edilip edilemeyeceği belirlenmelidir. Emsal işçi ücretinin belirlenememesi yahut emsal işçinin bulunmaması, bir diğer ifade ile işçinin ispat yükünü yerine getirmemesi durumunda ise işçinin işe başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretinin, geçersiz fesih tarihindeki ücretten daha fazla olduğu yönündeki iddiasını ispat edemediği kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta; davalı Şirkette davacı ile emsal konumda çalıştıkları iddiasıyla isimleri bildirilen çalışanlara yapılan zam oranları esas alınarak sonuca gidilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Zira davacıya USD cinsinden ücret ödendiği, emsal kabul edilen işçilerin ise TL üzerinden ücretlendirildiği sabittir. Bu durumda TL üzerinden ücret alan işçinin davacı bakımından emsal işçi olarak kabulü yerinde değildir. Mahkemece; davalı işyerinde davacıyla aynı pozisyonda USD cinsinden ücretle çalışan emsal işçi olup olmadığı belirlenmeli ve söz konusu işçinin ücretinin seviyesi (varsa zamlarla birlikte) esas alınarak sonuca gidilmelidir. Aksi takdirde, davacının işe başlatılmadığı tarihte alması gerektiğini iddia ettiği ücret tutarını ispatlayamadığı kabul edilerek sonuca gidilmelidir.
3. Taraflar arasında boşta geçen süre ücretinin hesaplanmasına ilişkin de uyuşmazlık bulunmaktadır.
Boşta geçen sürenin en çok dört aylık kısmı içinde gerçekleşen diğer haklar kavramına, ikramiye, gıda yardımı, yakacak yardımı gibi para ile ölçülebilen haklar dâhil edilmelidir. Belirtilen dönemde şayet işçi işyerinde çalışmaya devam etse idi, hak kazanacağı tüm para ile ölçülebilen değerlerin dikkate alınması gerekir. Bununla birlikte işçinin ancak fiilî çalışması ile ortaya çıkabilecek olan fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığı ücret gibi ödemelerin, en çok dört ay kadar boşta geçen süre içinde ödenmesi gereken diğer haklar kavramında değerlendirilmesi mümkün olmaz.
Somut olayda, işverence davacı işçiye araç tahsis edildiği anlaşılmakta olup, Mahkemece bu yol yardımının parasal değeri boşta geçen süre ücretine ilave edilmiştir. Ancak işçinin fiilen çalışmadığı dört aylık dönemde kendisine tahsis olunan araçla işe götürülüp getirilmesi söz konusu olmayacağından bu hâlde işçinin pozitif manada bir gelir kaybı olmadığı gibi, tasarruf edemediği yahut malvarlığından eksilen bir miktar da bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacıya araç tahsisi suretiyle sağlanan yol yardımının parasal karşılığının boşta geçen süre ücretine ilave edilmesi isabetli olmayıp, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.