MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2120 E., 2025/1366 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/674 E., 2020/176 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 07.04.2004 tarihinden 26.07.2018 tarihine kadar davalıya ait yatta gemiadamı ve kaptan olarak, en son net 3.500,00 TL ücretle çalıştığını, ücretinin elden ödendiğini, iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiğini, ödenmeyen ücret alacakları olduğunu iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma, yıllık ücretli izin ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; belirsiz alacak davası şartlarının oluşmadığını, devamsızlık nedeni ile iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, yıllık ücretli izin alacağına yönelik taleplerin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve tatil günlerinde çalışma yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 10.03.2006-26.07.2018 tarihleri arası 12... ay 16 gün yat kaptanı olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiği, davacının fazla çalışma yaptığı, dinî bayramlar dışında ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı, ödenmeyen yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu, davacının ıslah dilekçesi ile bazı kalem alacaklar yönünden daha önceden yapılan talep miktarı fazla olması nedeniyle bunların diğerlerine mahsup edilmek kaydı ile her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı ıslah miktarı belirtilerek harç ödenmesi gerekli iken davacı vekili tarafından buna riayet edilmeyerek toplam tutar üzerinden bakiye kısım gösterilmek kaydı ile artırım yapıldığı ve bunun üzerinden harç ödendiği, bu miktarın tüm alacak miktarlarını karşılamadığının tespit edildiği bu nedenle Mahkemece resen, artırılan miktarın alacak kalemlerine orantılanmak suretiyle hesaplama yapılarak hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Taraflarınca yatırılan ıslah harcının eksik olduğu öne sürülerek ıslah taleplerinin reddedildiğini, yazı işleri müdürünce harcın hesaplanarak düzenlenen tahakkuk fişi neticesinde ıslah harcının yatırıldığını, yazı işleri müdürünün görevini yerine getirirken düştüğü hata nedeniyle müvekkilinin hak kaybına uğramasının kabul edilemeyeceğini,
b. Islah harcının taraflarınca eksik yatırılmış olması ihtimalinde dahi harcın tamamlanması için taraflarına süre verilmesi gerektiğini, harcın tamamlanması için süre verilmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
a. Belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar olmadığını,
b. Davacının devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini,
c. Davacının uzun yıllar izin kullanmadan çalışmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
d. Fazla çalışma yapılmadığını ve tatil günlerinde çalışma olmadığını,
e. İş sözleşmesinin feshi sebebiyle davacıya zor duruma düşmemesi adına ödeme yapıldığını,
f. Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında davacının çalışmalarının belli olduğunu, Şirketlerdeki çalışmalardan ortak olsun veya olmasın davalının sorumluluğu olmayacağını,
g. Tanık beyanına göre fazla çalışmaya esas çalışma süresi ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinin hatalı tespit edildiğini,
h. Fesih tarihinden itibaren faiz talebinin reddi gerektiğini ayrıca harç, yargılama giderleri, avukatlık ücretleri gibi fer'î hükümler yönünden de kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava türü, davacının iş sözleşmesinin feshi ve buna bağlı olarak kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, hizmet süresi, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.
1.Dairemiz uygulamasına göre koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan alacak kalemleri bakımından davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 26.09.2023 tarihli ve 2023/6195 Esas, 2023/12941 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı ret kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek açılan belirsiz alacak davasında bu husus, dava tarihi ve Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (Dairemizin 14.09.2020 tarihli ve 2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 31.05.2022 tarihli ve 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 09.02.2022 tarihli ve 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda ve yukarıda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 176. maddesine göre, taraflardan herbiri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir, yine aynı Kanun'un 177. maddesine göre ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. 6100 sayılı Kanun'un 177. maddesinde ıslahın zamanı ve şekli düzenlenmiştir. İlgili maddenin 1. fıkrasına göre kısmen ıslah, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilir. Bilindiği gibi kısmen ıslah işleminin dilekçe ile veya duruşma sırasında yapılması zorunlu değildir. Bununla birlikte duruşma sırasında ıslah hakkını kullanan veya daha önce dilekçe ile ıslah hakkını kullanan taraf açısından ıslaha ilişkin usul işleminin tamamlanması, örneğin harcın ödenmesi bakımından 181. maddede öngörülen bir haftalık kesin süre verilebilir. Çünkü bu aşamada ıslah hakkı kullanılmış olup ıslaha ilişkin usul işleminin yapılması 181. maddedeki kesin süreye tâbidir. Ancak henüz ıslah hakkının kullanılmadığı, ıslah hakkının kullanılması için süre talep edildiği bir anda, 181. maddenin uygulanmasından söz edilmesi de mümkün değildir. Belirtilen nedenlerle, duruşma sırasında ıslah hakkının kullanımı veya ıslah dilekçesi sunulması için Mahkemeden süre talep edilmesi hâlinde, 6100 sayılı Kanun’un 181. maddesinin uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Bu durumda ıslah hakkının 6100 sayılı Kanun'un 177. maddesi gereğince tahkikat bitimine kadar kullanılabileceği dikkate alınmalı, bu hüküm çerçevesinde sonuca gidilmelidir. Dairemizin yerleşik hâle gelen uygulaması bu doğrultudadır (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 25.10.2023 tarihli ve 2023/9686 Esas, 2023/15843 Karar sayılı ilâmı).
Somut uyuşmazlıkta dava, belirsiz alacak davası olarak açılmış olup talep artırım yahut ıslah suretiyle geçici talep sonucunun kesin talep sonucuna dönüştürülmesi mümkündür. İlk Derece Mahkemesince 21.02.2020 tarihli celsede, davacı tarafın bilirkişi raporuna itirazlarının reddine karar verilerek davacı vekiline ıslah dilekçesini sunması ve harç ikmali yapması için bir haftalık kesin süre verilmiştir. Oysa ıslah, tahkikat sona erinceye kadar yapılabilir. Tasarruf ilkesi gözetildiğinde, Mahkemece davacıya ıslah hakkını kullanması için resen kesin süre verilmesi doğru olmamıştır. Mahkemece ıslah dilekçesi sunulması ve harç ikmali için resen verilen bir haftalık kesin süre usulüne uygun olmadığından, bu süre içerisinde eksik yapılan işlemin külfeti davacıya yüklenemez. Bu nedenle Mahkemece ıslah dilekçesi içeriğine göre bir kısım alacak miktarları yönünden eksik yatırılan harcın, 6100 sayılı Kanun'un 181. maddesi uyarınca bir haftalık kesin sürede tamamlatılması yerine yatırılan harç nispetinde alacak kalemlerinin orantılanmak suretiyle hüküm altına alınması bozmayı gerektirmiştir.
4. Taraflar arasında davacının yıllık ücretli izin alacağının ispat ve hesaplanması da uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde; hâkimin, davayı aydınlatma ödevi gereği uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
İşçinin uzun süre yıllık ücretli izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde belirtilen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıl veya daha fazla olması hâlinde, anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.
Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde, davacının işe başladığı tarihten itibaren sadece 2017 yılında 10 günlük yıllık ücretli izin kullandığını iddia etmiştir. Mahkemece, 12 yılı aşan çalışma süresi boyunca davacının sadece 2017 yılında 10 gün izin kullandığının kabulü ile 200 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Bu husus hayatın olağan akışına aykırı olduğundan Mahkemece; 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asıl duruşmaya davet edilerek çalışma süresi boyunca kaç gün yıllık ücretli izin kullandığı, kullanmadığı ücretli izin süresinin kaç gün olduğu konusunda beyanı alınmalı, bundan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmelidir.
5. 6100 sayılı Kanun’un taleple bağlılık ilkesini düzenleyen 26. maddesine göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili tarafından verilen beyan dilekçesi ile dava dilekçesinde hatalı olarak 07.04.2004 tarihinin işe giriş olarak belirtildiği, davacının işe giriş tarihinin 07.04.2006 olduğunun açıklanması karşısında hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının hizmet süresi belirlenirken işe giriş tarihinin 10.03.2006 olduğunun tespit edilmesi taleple bağlılık kuralına aykırı olduğundan ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.