MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2285 E., 2025/1926 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tavşanlı İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/767 E., 2023/678 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının devreden işveren ... Anonim Şirketinin (...) muvazaalı alt işverenlerinde özelleştirme öncesinde 05.11.2006 tarihinde dış tesisler işletme bölümünde gözlemci olarak çalışmaya başladığını, iş sözleşmesini 01.05.2019 tarihinde haklı nedenle feshettiğini, ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçersiz olduğunu, bu nedenle tutanakta yer alan alacaklar bakımından esastan inceleme yapılması gerektiğini, diğer yandan davacının ... işçisi olduğunun mahkeme kararı ile kesinleştiğini, müvekkilinin ... işçisi olarak devrolduğunun kabulü ile temel ücretinin belirlenmesi gerektiğini iddia ederek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile ayrımcılık tazminatı, hizmet teşvik primi, vardiya tazminatı, iş güçlüğü tazminatı ve ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesin talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, taraflar arasında arabuluculuk neticesinde anlaşmaya varıldığını, söz konusu arabuluculuk anlaşma belgesi ile dava açılan tüm alacak kalemlerinde anlaşıldığını, bu sebeple davanın reddi gerektiğini, davacının davalı Şirket bünyesinde 01.07.2015-07.05.2019 tarihleri arasında çalıştığını, davacıya ayrımcılık yapılmadığını, sendikal haklarının toplu iş sözleşmesi gereğince ödendiğini, davacının tüm ücret bordrolarının imzalı olduğunu ve banka aracılığıyla ödendiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ihtiyari arabuluculuk anlaşmaya dair son tutanak incelendiğinde kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına ilişkin olduğu, dava dilekçesinde ve davanın ileri aşamasında irade sakatlığı ya da buna benzer iddialarda bulunulmadığı, hata, hile ve gabin gibi irade sakatlığı hâllerinin her türlü delille ispatının mümkün olduğunu, irade sakatlığı hâllerinin yazılı delille ispat zorunluluğu bulunmadığını, gerek dosya kapsamında dinlenilen tanık beyanları gerekse dosyada mübrez diğer deliller irade sakatlığı hâlinin açıkça ortada bulunmadığı, protokol altındaki imzalara taraflarca herhangi bir itirazda bulunulmadığı, işbu protokolün tarafların kabulünde olduğu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39/1 hükmünde belirtilen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesi ile Yargıtay yerleşik içtihatları gereğince davacının ayrımcılık tazminatı talebinin yerinde olmadığı, davacının 05.09.2006 tarihinden özelleştirme tarihi olan 22.06.2015 tarihine kadar dava dışı ...'ta çalıştıktan sonra 01.07.2015 tarihinde davalı işveren yanında çalışmaya başladığı, bu çalışmasının 20.02.2019 tarihine kadar sürdüğü anlaşılmış ise de davacı tarafça dava dışı ... hakkında ikame edilmiş Mahkemenin 2019/41 Esas sayılı dosyasında davacının 01.07.2015 tarihli işe başlamasının yeni bir iş sözleşmesi olarak değerlendirilerek kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabul edildiği ve dosyanın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşıldığından davacı tarafın davalı yanındaki 01.07.2015 tarihli işe başlamasının işyeri devri olarak kabul edilmesinin ve ücretlerinin devredilen işçiler skalasına göre belirlenmesi gerektiği yönündeki talebinin dürüstlük kuralına uygun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlenen kararı ile somut olayda, ihtiyari arabuluculuk tutanağının 25.07.2018 tarihinde düzenlendiği ve tutanakta belirlenen miktarın davacının hesabına ödendiği, ancak tutanağın iptali için açılan davanın yaklaşık dört yıl sonra ikame edildiği, ayrıca 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18/5 hükmü gereğince, arabuluculuk sonucunda anlaşmaya varılması hâlinde aynı konularda taraflarca dava açılamayacağının vurgulandığı, bu gerekçelerle, İlk Derece Mahkemesinin davacının işçilik alacaklarına yönelik taleplerini reddetmesinin isabetli olduğu, İlk Derece Mahkemesinin arabuluculuk anlaşmasının geçerliliği konusundaki değerlendirmesinin hukuka uygun olduğu, somut olayda, 12.03.2019 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağı incelendiğinde, davacının isim ve imzasının yer aldığı, tutanağın düzenlenmesinden itibaren 1 yıldan fazla süre geçtikten sonra bu davanın açıldığı, davacı vekilinin arabuluculuk anlaşmasının sadece kıdem tazminatını kapsadığı yönündeki iddiası bakımından tutanak metninin açık ifadesi karşısında kabul edilemeyeceğinin, 6325 sayılı Kanun'un 18/5. maddesi gereğince, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamayacağı yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğu, davacının kıdem tazminatı davası açmadan önce yeniden, bu kez "dava şartı" kapsamında arabulucuya başvurması gerektiği ancak başvuru yapılmaksızın dava açıldığı ve kıdem tazminatı bakımından arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle usulden reddedildiği, davacının, EÜAŞ bünyesindeki çalışmasının tasfiye edildiğinin taraflar arasında görülen kıdem ve ihbar tazminatı davalarıyla da sabit olduğu, davalı işyerinde 01.07.2015 tarihinde başlayan çalışması önceki dönemden bağımsız yeni bir iş sözleşmesi niteliğinde olduğu, bir başka deyişle davacının çalışması işyeri devri kapsamında davalı Şirkette devam etmediğinden tecrübeli (emekli) işçi olarak kabulüne imkân bulunmadığı, ayrımcılık tazminatına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti talepleri yönünden usulden ret kararının isabetli olduğu ancak kıdem tazminatı bakımından Mahkemenin usulden ret gerekçesinin değiştirildiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar kıdem tazminatı yönünden arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden usulden ret kararı verilmiş ise de verilen kararın hatalı olduğunu, somut dava ile kıdem tazminatı talep edildiği ve bu talep konusunda yapılan ihtiyari arabuluculuk anlaşmasının zımnen iptali istendiğinden ihtiyari arabuluculuk anlaşmasına konu edilen bir alacak kalemi için tekrardan dava şartı arabuluculuk başvurusu yapılmasına gerek olmadığını,
2. İhtiyari arabuluculuk tutanağının iptalinin gerektiğini,
3. İşyeri devri iddiasının dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırılık teşkil ettiğine yönelik kabulün hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacının ...'tan devredilen işçi olup olmadığı, bunun sonucu olarak da davacının dava konusu alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, kıdem tazminatı talebine ilişkin arabuluculuk dava şartının yerine getirilip getirilmediği ile ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptalinin gerekip gerekmediğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Somut olayda kıdem tazminatı alacağının arabuluculuk anlaşma tutanağında yer aldığı ve bu alacağa ilişkin olarak arabuluculuk başvuru şartının gerçekleştiğinin kabulü gerekirken dava şartının yerine getirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi hatalı ise de bu hatanın sonuca etkisi olmadığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.