MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/480 E., 2025/2305 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 39. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/270 E., 2024/607 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait şantiyelerde 2006-2018 yılları arasında topoğraf olarak çalıştığını, işverence iş sözleşmesi feshedilerek Türkiye'ye gönderildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma ücreti, asgari geçim indirimi, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının çalışmalarının kesintili ve proje bazlı olup her dönem çalışması için ayrı ayrı iş sözleşmesi bulunduğunu, iş sözleşmeleri için ilgili ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, davaya konu tazminat ve alacaklara hak kazanılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işverene ait işyerinde 22.12.2006-21.12.2018 tarihleri arasında çalıştığı belirtilmiş ve Türk hukukuna göre yapılan hesaplamalara itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında imzalanmış yurt dışı iş sözleşmelerinin bulunduğu, sözleşmelerde uyuşmazlıkların çözümünde çalışılan ülke mevzuatının geçerli olduğuna dair maddeler bulunduğu, Irak, Afganistan, Cibuti ve Filipinler iş hukuku mevzuatının Türkçesinin dosyada bulunmadığı, yabancı ülke mevzuatına ulaşılamaması hâlinde tespit ve hesaplamaların Ülkemiz mevzuatına göre yapılması gerektiği, Yargıtay içtihadında aranan mutad işyeri kavramının oluşmadığı, davalının davacıyı herhangi bir yerdeki şantiyesinde istediği zaman görevlendirebildiğinin anlaşıldığı, davalının davacıya karşı Türk mevzuatına göre hareket ederek çalıştırdığı, bu bilgiler ışığında davacının çalışmalarının Türk hukukuna göre belirlenmesi ve hüküm altına alınmasının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Fazla çalışma ücretinin hatalı hesaplandığını,
2. Davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunmadığını,
3. Davacının ihbar tazminatı hakkı bulunmadığını
4. Temyiz nedenlerine ek olarak istinaf ve yargılama aşamasında ileri sürdükleri sebepleri tekrar ettiklerini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, davacının ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatı ve hesabına ilişkindir.
Yetkili yabancı hukukun içeriğinin doğru ve denetime elverişli şekilde tespit edilmesi, uyuşmazlığın adil şekilde maddi çözüme kavuşturulmasının ön şartını oluşturmaktadır.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 2. maddesi ile uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak olan ve yürürlükte bulunan yabancı hukukun içeriğinin tespiti konusunda çeşitli yollardan yararlanılmasına imkân tanınmış, hâkime geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Bu noktada yürürlükteki yetkili yabancı hukukun, doğru ve özellikle ait olduğu ülkedeki anlam ve kapsamıyla temin edilerek uyuşmazlığa uygulanması önem arz etmektedir (Dairemizin 15.02.2023 tarihli ve 2022/16067 Esas, 2023/2360 Karar sayılı kararı).
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın çalışılan ülke hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince davalı tarafın bu savunmasına değer verilmeksizin uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmak suretiyle yargılama sonuçlandırılmış, Bölge Adliye Mahkemesince de yanılgılı değerlendirme ile somut olayda Türk hukukunun uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Davacının 05.12.2013-04.06.2014 tarihleri arasında Türkiye'de gerçekleşen çalışma dönemi bakımından Türk hukukunun uygulanması yerinde ise de diğer çalışma dönemleri bakımından yapılan değerlendirme ve varılan sonuç, dosya kapsamına uygun olmayıp hatalıdır.
Öncelikle, işverence açık hukuk seçimine karşın kararlaştırılan ülke hukukunun uygulanmamış olması, tarafların fiilî olarak Türk hukukuna göre uygulama yapılmasını kararlaştırdığını değil sözleşmenin tek yanlı olarak uygulanmadığını gösterir.
Taraflar arasındaki 22.11.2006 tarihli iş sözleşmesi ile 22.12.2006-31.08.2010 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için Afganistan hukukunun, 02.11.2010 tarihli iş sözleşmesi ile 02.11.2010-30.11.2012 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için Afganistan hukukunun, 30.11.2012 tarihli iş sözleşmesi ile 01.12.2012-24.11.2013 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için Irak hukukunun, 05.06.2014 tarihli iş sözleşmesi ile 05.06.2014-25.12.2016 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için Cibuti hukukunun, 21.03.2017 tarihli iş sözleşmesi ile 14.03.2017-08.07.2017 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için Polonya hukukunun, 14.07.2017 tarihli iş sözleşmesi ile 14.07.2017-05.09.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için Filipinler hukukunun ve 07.09.2018 tarihli iş sözleşmesi ile 07.09.2018-21.12.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemi için Polonya hukukunun, uyuşmazlık hâlinde uygulanacak hukuk olduğunun kararlaştırıldığı ve davacının çalışmalarının belirtilen iş sözleşmeleri kapsamında gerçekleştiği görülmektedir.
Dosya kapsamındaki yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, yukarıda açıklandığı gibi uyuşmazlık dönemlerinde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup, taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; uyuşmazlık dönemlerinde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü kapsamında hukuk seçimi anlaşması bulunduğu anlaşıldığından davacının belirtilen çalışma dönemleri için somut uyuşmazlığa iş sözleşmesi ile seçilen hukuk uygulanmalıdır. Hâl böyle olunca, uzman bir bilirkişiden denetime elverişli bir rapor da alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacaklar hakkında, usuli kazanılmış haklar da gözetilerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.