MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/2358 E., 2025/2156 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/273 E., 2025/74 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ile davalılardan ..., ..., ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirketin perakende mağazaları dışında otel, restorant, yemek fabrikası, okul, toptancı vb. noktalarda ambalajlı ürünleri satmakta olduğunu, muhasebe sorumlusunun faturasını sistemde kayıtlı olan irsaliye bilgilerine göre düzenlediğini, davalıların 02.05.2012-19.10.2012 tarihleri arasında 42 adet elle düzenlenen sevk irsaliyesi ile Şirket kayıtlarına girmeden ... Tekel Bayi-...'a 578.087,00 TL tutarında mal aktarımı yaptıklarını, bu tutardaki malın Şirket kayıtlarına girmediğinden anılan Firmaya faturalanamamış olduğunu, davalı ...'ın müvekkili Şirketin toptan satış departmanının bölge müdürü olarak çalışmaktayken, gerekli kontrolleri yapmadan yetkilerini aşarak limitler üzerinde satış gerçekleştirip müvekkili Şirketi toplamda 804.958,16 TL zarara uğrattığını, bu nedenle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II-(ı) hükmü uyarınca feshedildiğini, ...'ın bölge müdürü olduğu dönemde diğer davalılar ... ve ...'un da olaylarda sorumlulukları olduğu gerekçesi ile iş sözleşmesinin feshedildiğini, toptan depo sorumlusu davalı ...'in ise usulsüz olaylar ortaya çıkmadan önce askerlik nedeni ile müvekkili Şirketten ayrıldığını, yerine ...'ın getirildiğini, ...'ın iş sözleşmesinin de bu olaylar sonrasında feshedildiğini, müvekili Şirketten toptan mal alımı yapan ... Tekel Bayii-...'ın da olayların gerçekleşmesine neden olan davalılar ile iyi ilişkiler içinde olduğunu iddia ederek müvekkili Şirketin uğradığı toplam 578.087,00 TL zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı arasında işçi işveren ilişkisi bulunduğunu, bu davalara bakmakla görevli mahkemelerin de iş mahkemeleri olduğunu, davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olduğunu, görev itirazında bulunduklarını, ayrıca davalılar hakkında yapılan suç duyurusunda davacının ileri giderek davalıların suçun örgütlü suç kapsamında değerlendirilerek davalıların tutuklanmasını talep ettiğini, bu nedenle esasa ilişkin itirazda da bulunduklarını beyan ederek dosyanın görevsizlik ve yetkisizlik kararı verilerek Serik Nöbetçi İş Mahkemesine gönderilmesini istemiştir.
2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ...’ı şahsen tanımadığını, bahsi geçen 02.05.2012-19.10.2012 tarihleri arasındaki elle düzenlenen sevk irsaliyelerinden ve ne şartlarda mal sevkiyatı yapıldığından bilgisinin bulunmadığını, "... Mah. ... Cad. ... Apt. No:137/A .../..." adresinde bulunan ... Tekel Bayiye davacı Şirkette çalıştığı sürece sorumlu olduğu bölgenin dışında olduğu için kesinlikle ziyarette bulunmadığını, kendileri ile hiçbir şekilde görüşmediğini, davacının dosyada belirtmiş olduğu davalı ... ile iyi ilişkiler içinde olduğunun kesinlikle gerçekçi bir suçlama olmadığını, davacı Şirketin dosyada yer alan diğer davalı kişilerle bahsi geçen dava arkadaşlığının doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı Şirkette yaklaşık 7,5 yıl kadar çalıştığını, çalışmış olduğu dönemlerde hiçbir şekilde Şirketi zarara uğratacak bir eylemde bulunmadığını, davacı Şirkette ...'ın bölge müdürü olarak görev yaptığını, askerlik hizmeti nedeni ile işyerinden ayrıldığını, daha sonrasını bilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
4. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacı Şirketin, kendi çalıştırdığı personeli kontrol edememesinden ve çalışanın tahsil ettiği paraları faturalandırmadan kendine almasından kaynaklanan sorunu ya da zararı, iyiniyetli müşterilerine yansıtmaya çalıştığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde bahsettiği gibi müvekkilinin ... AŞ'den işletmiş olduğu market için gıda vb. malzeme aldığını, bu alımların ödemesinin nakit ya da kredi kartı ile peşin yapıldığını, aynı gün ya da birkaç gün sonra da faturanın müşteriye yani müvekkiline teslim edildiğini, yaklaşık 1-1,5 yıl müvekkili ile davacı Şirketin bu şekilde çalıştığını, ... bölgesinde bu tür toptancılık yapan ..., ... gibi Şirketlerin de bu şekilde çalıştığını, müvekkilinin sipariş verdiği ürünü teslim aldıktan sonra ücretini nakit ya da kredi kartı ile hemen ödemesini yaptığını, vadeli bir alım satımın söz konusu olmadığını, müvekkilinin borcu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
5. Diğer davalılar, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'ın 01.09.2009-06.02.2013, davalı ...'ın 01.10.2012-06.02.2013, davalı ...'ın 07.06.1999-02.11.2012, davalı ...'in 25.08.2007-02.12.2012, davalı ...'un 02.01.2012 - 02.11.2012 tarihleri arasında davalı Şirkette çalışmasının bulunduğu, davalı ...'ın tekel bayi işlettiği, ceza dosyası içeriği, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2023/4940 Esas, 2023/11275 Karar sayılı kararı ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, talep durumu da dikkate alındığında, davacı Şirketin, 42 adet elle düzenlenen sevk irsaliyesi nedeniyle 578.087,00 TL zararının bulunduğu, davacı Şirketin iç denetim mekanizmasını yeterince işletmemesi, ara denetim sistemlerini kurmaması suretiyle oluşabilecek riskler bakımından gerekli önlemleri almadığı, bu kapsamda zararın oluşumunda öngörülebilir önlemleri almayan davacı Şirketin %50 oranında kusurunun bulunduğu, davacı işyerinde ...'ın bölge müdürü olarak çalıştığı, ...'dan sonra ...'ın bölge müdürü olarak görevlendirildiği, diğer çalışanlar ... ve ...'ın bölge müdürlerinin talimatları ile çalıştığı, bu durumda ... haricindeki davalıların meydana gelen zararın, davacı Şirketin kusuru dışında kalan %50'lik kısmından sorumlu oldukları, davalılar ... ve ...'ın bölge müdürünün talimatları doğrultusunda işlem yaptıkları ancak bu durumun tamamen kusursuz olduklarını göstermeyeceği dikkate alınarak bu davalıların, belirlenen zararın oluşumundaki kusur durumlarına göre takdiren 25.000,00'er TL'sinden sorumlu tutulmasına karar verildiği, dosya içeriğine göre davalı ...'un, Kemer bölgesinde satış temsilcisi olarak çalıştığı, dava konusu işlemler ile ilgili iç denetim raporunda herhangi bir tespit bulunmadığı ve bu yönde delil sunulmadığı, bu durumda, bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği anlaşıldığından, davalı ... aleyhine açılan davanın reddi şeklinde hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ile davalılardan ..., ..., ..., ... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı ..., diğer davalılar ile iş ve elbirliği içinde hareket ederek davalı ...'a el irsaliyesi ile depodan çıkarılarak verilen ürünler nedeniyle 578.087,00 TL zarar görmesine neden olduğundan, adı geçen davalının zarardan sorumlu tutulması gerektiğini,
b. Davalılar ... ve ... yönünden, toptan satış ana deponun bölge yöneticeleri olarak çalıştıklarından %100 sorumlu tutulmaları gerektiğini,
c. ..., diğer davalı ...'ın toptan satış bölge müdürü olduğu dönemde ana depo toptan satış sorumlusu olup %100 kusurlu ve zararın tamamından sorumlu olması gerektiğini,
d. ..., ana depo sorumlusu ...'in işten ayrılması üzerine yerine ana depo sorumlusu olarak görevlendirilen Şirket çalışanı olup %100 kusurlu ve zararın tamamından sorumlu olması gerektiğini,
e. ..., ürünleri teslim almış ise bedelini de tam ödemesi gerektiğinden bu davalının da %100 kusurlu olup %50 kusurlu kabul edilerek zararın yarısından sorumlu tutulmasının yerinde olmadığını,
f. Müvekkili Şirketin oto kontrolü sağlamak için gerekli muhasebe ve denetleme sistemini kurduğundan kusurunun bulunmadığını ileri sürmüştür.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının beyanları ile davalı ...'ın beyanları ve de bilirkişi raporundan ...'a teslim edilen mallar ile artık müvekkilinin bir bağlantısı kalmadığından sorumlu tutulmasının yerinde olmadığını ileri sürmüştür.
3. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacı işverenin, müvekkilinin zarara sebep olduğunu kanıtlayamadığından müvekkiline herhangi bir sorumluluk yüklenmesinin hukuken mümkün olmadığını,
b. Dava konusu irsaliyelerin düzenlenmesi talimatlarının çoğunlukla ... tarafından verildiği sabit olduğundan öngörülemezliği ortadan kaldırdığı iddia edilen işlemlerin, müvekkilinin görev ve sorumluluk alanının tamamen dışında kaldığını, hâl böyleyken müvekkilinin ... ile aynı ölçüde sorumlu tutulmasının hukuken ve hakkaniyet gereği kabul edilemez nitelikte olduğunu ileri sürmüştür.
4. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkiline yüklenebilecek herhangi bir kasıt ve kusur bulunmadığını, ayrıca İlk Derece Mahkemesince deliller yeterli şekilde toplanmadan ve tanıkları dinlenmeden karar verildiğini ileri sürmüştür.
5. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; raporların davacı tarafından sunulmuş iç denetim raporuna göre düzenlendiğini ve müvekkilinin defterleri yeteri kadar incelenmediğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı Şirketin zararından davalıların sorumlu olup olmadığı, şayet sorumlular ise bu sorumluluk oranının belirlenmesine ilişkindir.
İş sözleşmesinin tarafı olan işçi, işi özenle ifa borcu altındadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 396. maddesinde, işçinin yüklendiği işi özenle yapmak zorunda olduğu ifade edilmiş ise de gösterilmesi gereken özenin derecesi ile ilgili herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.
6098 sayılı Kanun'un "İşçinin sorumluluğu" kenar başlıklı 400. maddesine göre işçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur. Aynı maddenin 2. fıkrasında bu sorumluluğun belirlenmesinde; işin tehlikeli olup olmaması, uzmanlığı ve eğitimi gerektirip gerektirmemesi ile işçinin işveren tarafından bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve niteliklerinin göz önünde tutulacağı ifade edilmiştir. Bu hükme göre işçinin sorumluluğunun belirlenmesinde işin niteliğinin yanında işçinin gerek subjektif gerekse objektif özelliklerinin önemli bir rol oynayacağı tartışmasızdır.
Zarar görenin kendi kusurunda, kişinin kendisine zarar veren bir hareket tarzı söz konusudur. Zarar görenin kendi kusuru, akıllıca iş gören, mantıklı bir kişinin, kendi yararı gereği zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçması gereken bir eylemi olarak nitelendirilmelidir. Zarar görenin kusuruna ortak kusur, birlikte kusur veya müterafik kusur da denilmektedir (Haluk Tandoğan Haluk, Türk Mesuliyet Hukuku, ..., 1961, s. 318).
Somut olayda; davacı Şirketin zararının oluşumuna neden olan olayın, bölge müdürü olarak çalışan davalı ...'ın bilgi ve talimatları doğrultusunda gerçekleştiği ve söz konusu zararın, sevk irsaliyelerinin elle düzenlenmesi ile bağlantılı olarak meydana geldiği dosyadaki bilgi ve belgelerle sabittir. İşyerinde sevk irsaliyelerinin elle düzenlenmemesi yönünde bir kural bulunduğuna göre sevk irsaliyelerini elle düzenleyen davalıların dava konusu zarardan sorumlu olacakları açıktır. Sevk irsaliyelerini usule uygun düzenlemeyen çalışanların, işyerindeki kurallara aykırı olarak bölge müdürünün talimatlarına uymaları sorumluluklarını ortadan kaldırmaz.
Olayın gelişimine ve yukarıda yapılan açıklamalara göre dava konusu zararın oluşmasında davacı işverene kusur izafe edilmesi mümkün değildir.
Diğer yandan, davalı ... usulsüz irsaliye konusu malların bedelini ödediğini ileri sürmüş ise de bu iddiasını kanıtlamış değildir.
Bölge müdürü olarak çalışan diğer davalı ...'ın zarara sebep olan davranışlara muttali olduğu hâlde işverenine durumu bildirmeyerek kusurlu davranışta bulunduğu dosyadan anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca davalı ...'ın zararın tamamından, diğer davalıların da yukarıda açıklanan davranışlarına uygun kusur oranları belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Ayrıca dava konusu Şirket zararının 02.05.2012-19.10.2012 tarihleri arasındaki usulsüz işlemlerden kaynaklandığı ve davalılardan ...'ın bu dönemin tamamında davacı işyerinde çalışmadığı görülmekle aynı pozisyonda çalışan davalı ... ile aynı zarar miktarından sorumlu tutulması da yerinde değildir. Bu olgu, usuli kazanılmış haklar da dikkate alınarak kusur oranlarının belirlenmesinde gözetilmelidir.
Eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.