MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3194 E., 2025/919 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/20 E., 2021/642 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 28.09.2016 tarihinde davalı Şirketin Etiyopya’daki ... Projesinin ... şantiyesinde elektrik işlerinden sorumlu elektrik mühendisi olarak aylık net 4.500,00 Amerikan doları (USD) ücret ile çalışmaya başladığını, müvekkilinin iş sözleşmesine işveren tarafından 23.01.2018 tarihinde haklı bir neden olmaksızın son verildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatil ücreti ile yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iş sözleşmesine 27.03.2018 tarihinde devamsızlık yaparak işe gelmemesi nedeni ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/ II-(g) hükmü uyarınca son verildiğini, davacı imzalı yurt dışına çıkış yapan işçi bilgilendirme formunda görüleceği üzere davacının varsa fazla çalışma, hafta tatili ile dinî bayram çalışmalarına dair ücretlerinin de ücrete dâhil edildiğini, davacıya prim ödemesi, ücret fark ödemesi yapıldığını, davacının çalışma süresi boyunca hak etmiş olduğu fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti dâhil her türlü ücretinin bordrolarda tahakkuk ettirilerek banka kanalıyla ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ıslaha karşı ileri sürülen zamanaşımı def'i nedeniyle zamanaşımına uğrayan alacak olmadığı da belirtilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinde fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığından bu yönde bir değerlendirme yapılmamasında hata olmadığı, bordrolarda fazla çalışma tahakkuku olmadığından davacının alacağını tanık ile ispat edebileceği, davacıya ödendiği belirtilen ek menfaatlerin dava konusu edilen alacak kalemlerine ilişkin olduğunun ispat edilemediği, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamaların denetime elverişli nitelikte, hükme esas alınabilir, kanaat edinmeye yeter nitelikte, usul ve kanuna uygun olduğu, uygulanan indirim oranının yerinde olduğu gerekçeleriyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Islaha karşı zamanaşımı def'inde bulunduklarını,
2. Ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı, fazla çalışma ücret alacağı ile hafta tatili ücret alacağının belirsiz alacak davası olarak talep edilemeyeceğini,
3. Yurt dışına çıkış yapan işçi bilgilendirme formunda "fazla çalışma ücreti: YOK" olarak belirtilerek fazla çalışma ücretinin ücrete dâhil edildiğini,
4. Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini,
5. Sadece tanık beyanlarına dayanılarak alacaklara hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
6. Ek menfaat ödemelerinin hesaplanan alacaklardan mahsubu gerektiğini,
7. İndirimin en üst sınırdan uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.
1.5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve dava kısmi dava olarak açılmış olup ıslaha karşı zamanaşımı def'i nedeniyle zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun (5510 sayılı Kanun) 5/1-(g) hükmü şu şekildedir:
"(Ek: 17/4/2008-5754/3 md.) Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır. Bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri hâlinde, 50 nci maddenin ikinci fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümleri uygulanır. Bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmaz.(Ek cümle: 13/2/2011-6111/24 md.) Bu bent kapsamında yurt dışındaki işyerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri isteğe bağlı sigorta primleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık sayılır."
Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinden isteğe bağlı sigortalılık talebinde bulunanlardan Türkiye’de ikamet şartı aranmamaktadır. 5510 sayılı Kanun'un 5/1-(g) hükmü gereğince 2008 yılı Ekim ayı başından itibaren Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanacaktır. Bu durumda işçinin net ücretine, yurt içinde çalışan işçiler gibi %14 oranında Sosyal Güvenlik Kurumu primi ve %1 oranında işsizlik primi eklenerek brüt ücret hesaplaması yapılamaz.
Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının fesih tarihindeki aylık net ücreti 4.500,00 USD olarak belirlenmiş olup bu tespit dosya kapsamına uygundur. Ancak davacının çıplak brüt ücreti belirlenirken yurt içinde çalışan işçiler gibi brütleştirme yapılarak gelir ve damga vergisi ilavesiyle hesaplama yapılması, yukarıda yer verilen 5510 sayılı Kanun'un 5/1-(g) hükmünde yer alan düzenlemeye açıkça aykırı olduğu gibi yurt dışında çalışan işçilerin brüt ücretlerinin tespit edilmesinde uyulması gereken hesaplama yöntemine ilişkin Dairemiz uygulamasına da uygun düşmemektedir.
Davacının, Ülkemiz ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan bir ülkede çalıştığı dikkate alınarak ücreti brütleştirilirken dosya kapsamından tespit edilen net ücretine 5510 sayılı Kanun'un 5/1-(g) hükmü gereğince yalnızca %5 oranında genel sağlık primi eklenmek sureti ile sonuca gidilmesi gerekmektedir. Belirtilen husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.