MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1462 E., 2025/1884 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2023/497 E., 2023/560 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.04.2009 - 07.06.2022 tarihleri arasında ... İli, ... İlçesi, ... Köyü’nde ... İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı güvenlik korucusu olarak çalıştığını, ... Köyü’ne baraj yapılmasıyla birlikte Köyün sular altında kalması üzerine davacının mücbir sebepten ötürü görevini ifa etmesinin imkânsız hâle geldiğini, ailesiyle birlikte Köyden taşınmak ve işinden istifa etmek zorunda kaldığını, davacının işyerinin kapanmasına bağlı olarak işinden ayrılması sebebiyle kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığını, yanı sıra 24 saat esaslı çalışma yapan ve ayda 20 günden fazla kesintisiz 24 saat çalışması olan davacının fazla çalışma ücretleri ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek söz konusu alacakların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının aynı talepler bakımından Kars İdare Mahkemesi 2023/37 Esas sayılı dosyasından da dava açtığını, Mahkeme tarafından görevsizlik kararı verildiğini, ancak eldeki dava tarihi itibarıyla henüz kesinleşmediğini, aynı konuya ilişkin açılan iki dava bulunduğundan eldeki davanın derdestlik dava şartına aykırılık nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davalı İdare ile başvurucu arasında iş sözleşmesi bulunmadığını, davacının 442 sayılı Köy Kanunu'nun (442 sayılı Kanun) 74. maddesine göre alımının yapıldığını, korucuların 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) gereğince işçiye tanınan haklardan yararlanma olanaklarının bulunmadığını, işçi statüsünde olmadığından işçilik alacağı talep hakkı bulunmayan davacının bir an talep hakkı olduğu düşünülse dahi ... ve hür iradesiyle davalı İdare ile ilgili olmayan sebeplerden istifa etmiş olduğunu, talep konusu alacakların da zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 442 sayılı Kanun'da geçici köy korucularının Valinin teklifi ve İçişleri Bakanlığının onayı ile gönüllü köy korucularının ise muhtarın talebi ve mahalli mülki amirin onayı ile göreve başlayacağının düzenlenmiş olduğu, gerek geçici ve gerekse gönüllü köy koruculuğu atamalarının idari işlemle yapıldığı, 442 sayılı Kanun’un ek fıkrasında: (27/5/2007-5673/1; Değişik sekizinci fıkra: 17/4/2017-KHK-690/27 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/23 md.) "Güvenlik korucusu olarak görevlendirilenler hakkında 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu ile 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu hükümleri uygulanmaz.” düzenlemesinin yer aldığını, somut dosyada davacının ... Kaymakamlığı emrinde geçici köy korucusu olarak 17.04.2009 tarihinde göreve başladığı, 07.06.2022 tarihinde görevinden istifa ettiği, geçici köy korucularının istihdam edildikleri İçişleri Bakanlığı ile aralarında hizmet akdi ilişkisi bulunmadığından zorunlu sigortalılık için aranan koşulları taşımamaları nedeniyle hizmet akdine tâbi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmelerinin mümkün olmadığı ve 4857 sayılı Kanun kapsamında bir iş ilişkisinin kurulmadığı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (2577 sayılı Kanun) 2. maddesi gereğince idari ... ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının idari yargının görev alanına girdiği belirtilerek yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının güvenlik korucusu olarak göreve başladığı ve işten ayrıldığı tarihe kadar çalışmaya devam ettiği, mevzuat ve emsal kararlar dâhilinde taraflar arasında işçi işveren ilişkisinin bulunmadığı, idari işlemden kaynaklanan uyuşmazlıkta işçilik alacaklarının idari yargının görev alanına girdiği anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-(b) ve 115/2 hükümleri gereğince yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine dair Mahkeme kararının usule ve mevzuata uygun olduğu, davanın kısmi alacak talepli dava olup yargı yolu caiz olmadığından reddedilmiş olduğundan karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13. maddesine göre dava değerine göre belirlenen vekâlet ücretinde hata olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) ek 15/1 hükmünde;
"442 sayılı Kanunun 74 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereğince güvenlik korucusu olarak görevlendirilenler, 4' üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılır ve haklarında uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanır" hükmü, son fıkrasında "Bu madde kapsamındaki sigortalılarla ilgili olarak bu maddede aksine hüküm bulunmaması kaydıyla bu Kanunun ilgili hükümleri uygulanır." hükmü ve 101. maddesinde de "Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde görülür." hükmü bulunduğu, bu itibarla, 5510 sayılı Kanuna tâbi olan müvekkilin çalışmasına dayalı alacaklarından kaynaklanan uyuşmazlığın çözümünün adli yargı yerlerince karara bağlanması gerektiğini,
b. İdari yargı yerlerinin görevi istisna nitelikte olduğu ve ilgili kanunlarda ve 2577 sayılı Kanun'da sayılmak suretiyle belirlendiği, 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde idari dava türlerinin sayıldığı ve dava konusu uyuşmazlığın sayılan dava türlerinin hiçbirine uymadığını,
c. Davacı ile aynı işi yapan bir köy korucusu ile ilgili 5510 sayılı Kanuna tâbi hizmet tespiti talepli uyuşmazlıkta Uyuşmazlık Mahkemesinin 18.10.2021 tarihli kararı ile iş mahkemesinin görevli olduğuna karar verdiğini, yine emsal bölge adliye mahkemesi kararlarının bulunduğunu
d. Davanın İdare Mahkemesinin görevsizlik kararı üzerine süresi içerisinde açılmış olduğunu, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi gereğince huzurdaki davada Mahkemece olumsuz görev uyuşmazlığı çıkarılıp, İdare Mahkemesi dosyası da getirtilip görev konusunda karar verilmek üzere dosyanın Uyuşmazlık Mahkemesine göndermesi gerekirken görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; ... Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş olmasına karşın davalı Kurum lehine 400,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmiş olması sebebiyle maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, somut uyuşmazlıkta görevli yargı yerinin adli yargı mı yoksa idari yargı mı olduğu, dosyanın görevli yargı yolunun belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine gönderilmesinin gerekip gerekmediği ve vekâlet ücretinin belirlenmesi konularına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesi tarafından dava konusu uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Bu itibarla karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7. maddesinin 1. fıkrası uyarıca davalı lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370/2 hükmü uyarınca kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Davacı tarafın tüm, davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. Davalı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “AAÜT gereğince 400,00-TL vekâlet ücretinin” ibaresinin çıkartılarak yerine "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/1 hükmü uyarınca 17.900,00 TL vekâlet ücretinin" ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.