MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1163 E., 2025/1707 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/307 E., 2021/8 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin römorkör gemicisi olarak davalı bünyesinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin müvekkili tarafından emeklilik nedeniyle sona erdirildiğini, kıdem tazminatının eksik ödendiğini, müvekkilinin 6 gün çalışma 6 gün dinlenme vardiya usulü ile çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışmasına devam ettiğini belirterek kıdem tazminatı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının emeklilik nedeniyle işten ayrıldığını, kıdem tazminatının ödendiğini, davacının aylık ücretine fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma ücretinin aylık ücrete dâhil olduğunu, 6 gün çalışma 6 gün dinlenme vardiya usulü ile çalışan davacının fazla çalışma ücretinin aylık ücret içinde ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiği, davalı Şirket tarafından davacıya bir kısım kıdem tazminatı ödendiği ancak tam olarak ödenmediğinin anlaşılmasına göre davacının fark kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının bir kısım fazla çalışma ücreti alacağı ve ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının bulunduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tespit edilen ücretin yerinde olduğu, kıdem tazminatının hüküm altına alınmasının yerinde bulunduğu, davacının ücretinden yıllık 270 saatlik fazla çalışma ücretinin de ayrıştırılmadığı, bir başka deyişle davalı işverenlik tarafından da aylık ücrete fazla çalışma ve genel tatil ücretlerinin dâhil edildiği kuralına riayet edilmediğinin anlaşılmasına göre bu savunmaya da değer verilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı hesaplamasında hata bulunmadığı, 854 sayılı Deniz İş Kanunu (854 sayılı Kanun) uyarınca gemiadamının fazla çalışma ücretinin %25 zamlı olarak hesaplanması gerektiği, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olduğu, Dairece, hükme esas bilirkişi raporundaki veriler üzerinden fazla çalışma ücretinin yeniden hesaplanması gerektiği, İlk Derece Mahkemesince hüküm altına alınan alacaklardan kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarına yasal faiz işletilmesi gerekirken bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiz uygulanmasının hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Zamanaaşımı def'inin değerlendirilmediğini,
b. Römorkör gemicisi olarak çalışan davacının 6 günlük vardiyada her gün fiilen 14 saat çalışmasının insan gücünün sınırlarını aştığından mümkün olmadığını,
c. Davacının 6 gün dinlendiği sürede herhangi bir çalışması olmamasına rağmen ücretinin tam olarak ödendiğinin dikkate alınmadığını,
d. Davacının iş sözleşmesinde yer alan fazla çalışmanın aylık ücrete dâhil olduğu hükmü gereğince, davacının her ay yapabileceği azami fazla çalışma süresi baştan hesaplanarak her ay davacıya 57 saatlik fazla çalışma karşılığının ödendiğini,
e. Davacının iş sözleşmesi uyarınca ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının aylık ücret içinde ödendiğini,
f. Davacının ücretinin hatalı belirlendiğini,
g. Davacının fark kıdem tazminatı alacağının bulunmadığını ileri sürmüştür.
2. Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde;
a. Fazla çalışma ücretinin %50 zamlı olarak hesaplanması gerektiğini,
b. İşletilen faiz türü ile faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının ücretinin doğru tespit edilip edilmediği ile fark kıdem tazminatı, fazla çalışma ile ulusal bayram genel tatil alacaklarına hak kazanıp kazanmadığı, alacakların hesabı, zamanaşımı ve hükmedilen faiz noktasında toplanmaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında imzalanan bireysel iş sözleşmesinde fazla çalışma ücretlerinin temel ücret içinde olduğuna ilişkin hüküm bulunmaktadır.
854 sayılı Kanun’da fazla çalışmalar için günlük veya yıllık bir sınır öngörülmemiştir. 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) kapsamındaki işçiler için ise fazla çalışmanın sınırı yılda 270 saat olarak belirlenmiştir. Ancak 4857 sayılı Kanun’daki 270 saat sınırlamasının 854 sayılı Kanun kapsamında çalışanlar için uygulanması, bu Kanunların her ikisi de özel kanun olduğundan mümkün değildir. Bu konuda sınır olarak Türkiye tarafından onaylanan uluslararası kaynak olan 180 sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi ile 1999/63 sayılı Avrupa Birliği Direktifi dikkate alınabilir. Anılan Sözleşme ve Direktifin 5. maddelerinde, işçinin sağlığının ve güvenliğinin korunması amacıyla çalışma sürelerinde sınırlamaya gidilmiş ve asgari dinlenme süreleri belirlenmiştir. Buna göre "Azami çalışma süresi 24 saatlik sürede 14 saati, 7 günlük sürede 72 saati geçemez. Dinlenme süresi ise 24 saatte 10 saatten, 7 günlük sürede 77 saatten az olamaz. Dinlenme saatlerinin 6 saatten az olmamak koşuluyla ikiye bölünerek uygulanması mümkün olup iki dinlenme süresi arasında geçecek zamanın da 14 saatten fazla olmaması gerekir."
Yine 2003/88 sayılı Avrupa Birliği Çalışma Süresi Direktifi'nin 2/1 hükmünde çalışma süresi; "Çalışma süresi, ulusal yasalar ve/veya uygulamalarla belirlenen, işçinin, işverenin gözetimi ve denetimi altında, işverence verilen görevleri yerine getirirken geçen tüm süreleri ifade eder." şeklinde tanımlanmaktadır.
Dava konusu fazla çalışma ücreti alacağı hesabında, taraflar arasındaki iş sözleşmesinde yer alan, fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğuna dair hükmü göz önünde bulundurulmalıdır. Bu hesaplamada temel sınır olarak 180 sayılı ILO Sözleşmesi'nin öngördüğü, azami çalışma süresinin günde 14, haftada 72 saati geçemeyeceği esasının kabul edilmesi ve 7 günlük sürede 72 saate kadar olan çalışmada, 48 saatten 72 saatte kadar olan fazla çalışma ücretinin, temel ücrete dâhil olduğunun kabul edilmesi gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
Davacı gemiadamının sözleşme dönemindeki çalışmasında haftalık 72 saati geçen kısım var ise fazla çalışma ücretinin ayrıca hesaplanıp hüküm altına alınması gerekirken, bu hususun dikkate alınmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.