MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2261 E., 2025/1802 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/169 E., 2023/467 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde ... ... (...) olarak 26.12.2016 tarihinde net 17.908,00 TL ücretle çalışmaya başladığını, sonrasında insan kaynakları grup başkanı olduğunu, dava tarihi itibarıyla çalışmalarını devam ettirdiğini, 2020 yılında ücretinin net 22.875,00 TL olduğunu, yol servisi olarak özel araç tahsis edildiğini, yemek servisi olarak ... verilerek aylık 780,00 TL yükleme yapıldığını, kendi ve aile fertlerinden 4 kişi olmak üzere 5 kişi için kişi başı 4.000,00 TL tutarında özel sağlık sigortası yaptırıldığını, her yılbaşında 250,00 TL hediye çeki verildiğini, aylık 150,00 TL tutarlı şirket hattı tahsis edildiğini, işyerinde personele yıllık net ücretinin %30’u nispetinde prim uygulamasına geçilmesine karşın müvekkiline ödenmediğini, işverenin eşit davranma borcuna aykırı davrandığını, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından atandığı için eski personele göre kendisine psikolojik taciz (mobbing) uygulandığını, daha alt pozisyonlarda görevlendirildiğini, işverenin eşit davranma borcuna aykırı davrandığını, emsal çalışanlara göre müvekkiline daha az zam yapıldığını, prim alacaklarının ödenmediğini, usulsüz olarak ücretsiz izne çıkarıldığını iddia ederek fark ücret, prim ücreti, haksız ücretsiz izne ayrılma nedeniyle tazminat, ayrımcılık tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının 2016 yılından itibaren müvekkil Şirkette üst düzey bir pozisyonda çalıştığı, hâlen ücretsiz izin kullandırılması nedeniyle iş sözleşmesinin askıda bulunduğu, Şirketin operasyonlarındaki bariz daralma üzerine mali anlamda küçülmeye gittiği, Covid-19 salgınına istinaden fesih yasağı bulunması nedeniyle davacının iş sözleşmesinin feshedilemediğini, davacının ikale anlaşması/tek taraflı feshi kabul etmemesi nedeniyle Covid-19 mevzuatı uyarınca herhangi bir yasal koşula bağlanmadan ücretsiz izin kullandırma imkânı doğrultusunda Şirket tarafından davacının ücretsiz izne ayrıldığını, davacının 08.01.2021 tarihli ihtarname ile talep ettiği 1.000.000,00 TL’nin kabul edilebilir olmaktan uzak olduğunu, kendisinin TMSF tarafından atanan yönetimce işe alındığı ve hâlen TMSF tarafından atanan yönetim bulunduğundan siyasi ayrımcılık mesnetli psikolojik taciz uygulandığı iddialarını kabul etmediklerini, uygulamanın şahsi olmadığını, fesih yasağı nedeniyle davacının sözleşmesinin feshedilemediğini, mevzuatın verdiği koşulsuz hak kapsamında ücretsiz izne ayrıldığını, ücretsiz izin kullandırılan çalışanlar yerine başkalarının işe alınmadığını, eşit davranma borcuna aykırılık teşkil edecek somut bir vakıa bulunmadığını, Firmada prim uygulaması bulunmadığını, diğer grup Şirketlerindeki hedef/başarı endeksli verilen primlerin emsal teşkil etmeyeceğini, çalışma koşulları ve iş organizasyonlarının bütünüyle farklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 26.12.2016 tarihinde insan kaynakları müdürü/yöneticisi meslek kodu ile davalı işyerinde işe girişinin yapıldığı, dava açma tarihi itibarıyla bildirimlerinin devam etmekte olduğu, davacı tarafından 26.12.2016 tarihinde net 17.908,00 TL ücret ile çalışmaya başladığını, 2020 yılında ücretinin net 22.875,00 TL olduğunu, 2019 yılına kadar herkese eşit oranda zam yapıldığını, 20 19... yılında emsali çalışanlara göre kendisine düşük oranlarda zam yapıldığından bahisle fark ücret alacağı talebinde bulunduğu, TMSF'ye yazılan müzekkere cevabında sendikalı personel ile asgari ücretle çalışan personel hariç yıllık TÜFE oranları dikkate alınarak toplam personel giderlerinin 2019 yılı için %20, 2020 yılı için %11, 84... yılı için %14,60 oranına kadar arttırılmasının uygun görüldüğü, söz konusu oranın üst limit olduğu, Şirketlerin mali durumu da dikkate alınarak çalışanların performanslarına bağlı çalışan bazında değişik artış oranlarının uygulanabileceğinin tavsiye niteliğinde bildirildiğinin anlaşıldığı, davacının 2017 yılı ücretinin net 17.908,00 TL olduğu, dava tarihinde ücretinin 22.072,50 TL olduğu bu artışın tavsiye niteliğinde olsa da bildirilen rakamların çok altında kalması nedeniyle fark alacağın hüküm altına alındığı, davacıya prim ödeneceğine dair yazılı bir delil bulunmadığı, davacı taraf haksız ücretsiz izne ayırma için tazminat ödenmesini talep etmekte ise de Covid-19 salgını döneminde bir çok çalışanın ücretsiz izne çıkarıldığı, Yargıtayın kararlılık kazanmış olan uygulamasına göre ücretsiz izin iş sözleşmesinin feshi niteliğinde olup ücretsiz izne çıkartılmayı kabul etmeyen işçiye ihbar ve kıdem tazminatı ödenmesini gerektireceği, dava açma tarihi itibarıyla davacının iş sözleşmesinin devam ettiği anlaşıldığından davacının haksız ücretsiz izne ayırma tazminatı talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafından davalı işverenin 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesine aykırı davrandığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı yönetiminde Şirket eski çalışanlarının görev yapmaya başlar başlamaz müvekkilinin de içinde bulunduğu TMSF tarafından atanan üst düzey yöneticilerin çeşitli nedenlerle işten uzaklaştırılmaya başlandıklarını, müvekkilinin muvafakati olmaksızın grup başkanı iken direktör pozisyonuna düşürüldüğünü, prim ödemesi yapılmadığını ve zam oranlarının uygulanmadığını tüm bunların eşit davranma borcuna aykırılık teşkil ettiğini,
b. Davalının ayrımcılık yapabileceği bütün alanları kullanarak ve ücretsiz izne çıkarma hakkını da suistimal ederek objektif herhangi bir neden olmaksızın yalnızca müvekkilini ücretsiz izne çıkarttığını,
c. Prim uygulaması personelin yıllık toplam net ücretinin %30'unun ödenmesi şeklinde olmasına karşın müvekkiline prim ödemesi yapılmadığını,
d. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 220. maddesi kapsamında yazılan meşruhatlı tensip zaptına aykırı olarak cevap verilmediği ve kendilerinde bulunan kayıtları gizledikleri anlaşıldığından davacı iddiası göz önüne alınarak hesaplama ve değerlendirme yapılması gerektiğini,
e. Vekâlet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
Zam farkı alacağının hatalı belirlendiğini, TMSF tarafından bildirilen oranların üst limit olduğu ve tavsiye niteliğinde olduğunu, bu oranların dikkate alınamayacağını, Mahkemece eksik araştırma yapılarak karar verildiğini, ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davacının ücretine zam uygulanması gerekip gerekmediğinin tespiti ile buna bağlı olarak fark ücret alacağının ispatı, ayrımcılık tazminatı ve ücretsiz izne ayrılması nedeniyle tazminat hakkı olup olmadığı, prim alacağı ile vekâlet ücretine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.