MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1572 E., 2025/1683 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/372 E., 2022/628 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.03.2010 tarihinden 31.08.2017 tarihine kadar aylık net 1.500,00 USD ücret ve işveren tarafından %5, %10 arasında belirlenecek primle çalıştığını, ücret alacaklarının ödenmeme ve Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin eksik bildirilmesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı, eksik ücret alacağı, asgari geçim indirimi ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, alacakların zamanaşımına uğradığını, iddia ettiği hizmet süresinin hatalı olduğunu, ücret iddiasının gerçeği yansıtmadığını çalışmasının 1 yılı doldurmadığını kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağı talep hakkı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 01.11.2011-18.11.2014 tarihleri arasında çalıştığı, bilirkişi raporu doğrultusunda alacakların hüküm altına alındığı, davalı ... (... Turizm Şirketi) vekili tarafından süresinden sonra cevap dilekçesi verildiği, bu nedenle davalı ... Turizm Şirketi yönünden zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığı, davalı ... (... Turizm Şirketi) yönünden ise süresinde cevap dilekçesi verildiği anlaşıldığından zamanaşımı def'inin dikkate alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ücretin miktarının ispat yükünün davacı işçiye ait olduğu, tanık beyanları ve emsal ücret araştırmalarına göre belirlenen ücrette hata olmadığı, davacının dava dilekçesinde alacaklarını TL üzerinden talep etmesi nedeniyle TL üzerinden alacakların hüküm altına alınmasında hata olmadığı, davalının hizmet süresinin tespitinde hata bulunmadığı, dosya kapsamına göre davalının davacının hak ettiği ücretlerin ödemediği, davacı tarafın yapmış olduğu feshin haklı olduğu, asgari geçim indirimi alacağının dönemsel nitelikte alacaklardan olduğu, 5 yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, davalı ... Turizm Şirketinin süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, davalı ... Turizm Şirketinin zamanaşımı def'inin asgari geçim indirimi alacağında dikkate alınmamasının hatalı olduğu, davalı ... Turizm Şirketinin bu yöndeki istinaf talebinin yerinde olduğu, davalı ... Turizim Şirketinin ise süresinde cevap dilekçesi sunmadığından zamanaaşımı def'inin dikkate alınmamasında hata olmadığı gerekçeleriyle davacı ve davalı ... Turizm Şirketinin istinaf başvurularının esastan reddine, davalı ... Turizm Şirketinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Ücretin sözleşme ile belirlenmiş olmasına rağmen emsal ücrete göre hüküm tesis edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu,
2. Davacı işçinin döviz üzerinden ücrete hak kazanmasına rağmen yargılama sürecindeki taleplerine aykırı olarak Türk lirası üzerinden alacakların hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu,
3. Asgari geçim indirimi talebine yönelik zamanaşımı değerlendirmesi yapılmasının hatalı olduğunu,
4. Davalı ... Turizm Şirketinin sınırlı sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; aylık ücretin tespiti ile alacakların hesaplanması, davalıların bu alacaklardan hangi miktarda sorumlu olduğu ve alacakların hangi para cinsinden hüküm altına alınması gerektiğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.