MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3081 E., 2025/1715 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 26. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/248 E., 2021/414 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; davalı işverenin Özbekistan’daki işyerinde 03.05.2017-07.01.2018 tarihleri arası haftada 6 gün 08.00-18.00 saatleri arası çalıştığını, dinî bayramların ilk günü hariç ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız şekilde feshedildiğini iddia ederek ödenmeyen ücret alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının Türkiye'de bulunan davalı Şirketle anlaşarak Özbekistan'da kurulmuş ve davalı ile ortağı aynı olan, davalının grup şirketi olan ... Şirketinde çalışmak üzere gittiğini, bu iki Şirket bünyesinde hizmet verdiğini iddia ettiği, davacı tarafça ...'un internet sitesinde bulunan katoloğun ve ... Şirketinin görev açıklamasına yönelik katoloğun dosyaya sunulduğu, buna göre ...'un davalı ... Tekstil ve ... Şirketleri ile birlikte toplam 10 şirketten oluştuğu, davacı vekilince hak ediş borcunun varlığını kabul eden borçlusunun ... . olduğu, bu kişi tarafından imzalanmış "Borç ödeme taahhütnamesi" başlıklı belgenin sunulduğu, ...nin dava dışı ... Şirketinin %50 hissesine sahip olduğu, yazılı belgeler ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalı Şirketin de grup şirketi olan davalı Şirket nezdinde 03.07.2017-05.01.2018 tarihleri arasında çalıştığı, davacı tarafça sunulan borç ödeme taahhütnamesine göre bir kısım ücret alacağı olduğunun ispat edildiği gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirlenen kararı ile; ... isimli organizasyona ilişkin tanıtım kataloğunda ... organizasyonu içerisinde davalı Şirketin ve ... Şirketinin yer aldığı, dava dışı ... Şirketinin %4 hissesinin davalı Şirkete, %50 hissesinin dava dışı ... %46 hissesinin ise ...'ye ait olduğu, ... 'nin davalı Şirketin kurucu ve yetkilisi olduğu, ... Şirketi tarafından davacı için vize başvurusu yapıldığı ve davacının Özbekistan'a bu suretle gittiği, vize başvurularını kapsayan tarihler ve uçak biletlerine göre davalı Şirketin, davacının çalıştığı dava dışı ... isimli Şirketle aynı şirketler topluluğu içerisinde yer aldığı, bu hususların tanıklarca da doğrulandığı, bu itibarla davalı Şirket ve dava dışı ... Şirketi arasında organik bağın bulunduğu ve birlikte istihdam koşulunun da sağlandığı, bu nedenle davalının sorumluluğa yönelik itirazlarının yerinde olmadığı; öte yandan davacıya verilen borç taahhütnamesinde dava dışı Şirketin %50 hissesine sahip olan ... 'nin imzasının bulunduğu, taahhütnamenin davacının ... isimli Firmada geçen çalışmalarına ilişkin olduğu, taahhütnamede davacının çalışmaya başladığı tarihin 03.05.2017 olarak yer aldığı, düzenleme tarihinin ise 05.01.2018 olduğu, buna göre davacının 03.05.2017-05.01.2018 tarihleri arasında davalı Şirkette çalıştığı yönündeki İlk Derece Mahkemesi kabulünde isabetsizlik görülmediği, ücretin ödendiğinin ispat yükünün davalı işveren üzerinde olduğu, ödemenin yalnızca yazılı deliller ile ispatlanabileceği, somut olayda, davalı tarafça davacının talep konusu ücretinin ödendiğine ilişkin yazılı bir delil sunulmadığı, bu nedenle bahse konu alacağın yazılı şekilde hüküm altına alınmasında isabetsizlik olmadığı, davanın kabul edilmesine rağmen kısmen kabul kısmen ret durumuna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu, bu yönden kararın düzeltilmesi gerektiği, döviz olarak hüküm altına alınan alacaklarda 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a hükmü uyarınca Devlet bankalarınca USD cinsinden 1 yıllık vadeli döviz hesabına uygulanan en yüksek banka mevduat faizi uygulanması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılması hatalı ise de bu hatanın davacı lehine olduğu ve davalı tarafça özel istinaf sebebi ileri sürülmediğinden bu durumun kaldırma nedeni yapılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davalı Şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, davacının işvereninin ... isimli işveren olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; dava konusu ücret alacağından davalını sorumlu olup olmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun'un 24/1 hükmüne göre hukuk seçimi, taraflarca açıkça yapılabileceği gibi zımni olarak da yapılabilir. Yabancılık unsuru taşıyan bir iş sözleşmesinin varlığı karşısında, Türk hukukuna göre açılmış bir davada davalı tarafça en geç cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması gerektiği yönünde itirazda bulunulmaması yahut en geç ön inceleme duruşmasında tarafların hukuk seçimi konusunda anlaşmamış olmaları durumunda uyuşmazlığa uygulanacak olan hukukun Türk hukuku olarak zımnen seçilmiş olduğunun kabulü gerekir. Buna göre somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.