MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1325 E., 2025/1505 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. İş Mahkemesi
SAYISI : 2024/629 E., 2025/103 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirket nezdinde 20.07.2007-08.08.2022 tarihleri arasında çalıştığını, işçilik alacaklarını ödemek istemeyen davalı tarafça iradesi fesada uğratılan müvekkiline birtakım belgeler ve boş kağıtlar imzalatıldığını, çalışmalarının karşılığı olan ücretlerin tahsili amacıyla davalı aleyhine açılan davada arabuluculuk tutanağından haberdar olunduğunu, müvekkilinin başta yüz yüze veya telekonferans yöntemleri olmak üzere hiçbir şekilde arabulucu ile bir araya gelmediğini, işveren ile arabulucunun birlikte hazırladıkları tutanağın müvekkiline imzalatıldığını, bu belgelerin içeriğinden haberdar olunmadığını iddia ederek 08.08.2022 tarihli ve 2022/269880 dosya No.lu ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket nezdinde 20.07.2007-06.10.20 17... .10.2017-08.08.2022 tarihleri arasında teknik servis departman müdürü olarak çalıştığını, ücretinin ve kıdem tazminatının kendisine eksiksiz olarak ödendiğini, davacının çalıştığı depolarda eksik malların olduğunun tespit edilmesi üzerine hakkında soruşturma başlatıldığını, müvekkili Şirketin müşterilerden yoğun olarak kendi nam ve hesabına tahsilat yaptığı ve zimmetine para geçirdiğinin tespit edilmesi üzerine hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, 08.08.2022 tarihli kendi yazısı ve imzasını ihtiva eden istifa dilekçesini sunduğunu, bundan sonra müvekkili Şirket tarafından ihtiyari arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, davacının tüm hak ve alacaklarını aldığı ve başkaca işçilik alacağı kalmadığı konusunda anlaşmaya varıldığını, davacının aksi yöndeki iddialarının ispata muhtaç olduğunu, bu hususta herhangi bir delil sunamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında arabulucu belirleme tutanağı ve ihtiyari arabuluculukta bilgilendirme tutanağı bulunmadığı, tarafların arabuluculuk faaliyetinin sona ermesine ilişkin son oturum tutanağı ve anlaşma tutanağını imzaladıkları, 08.08.2022 tarihli son oturum ve anlaşma tutanaklarında uyuşmazlık konusunun “Fazla mesai, Kıdem Tazminatı, ücret alacağı, yıllık izin ücreti, kötüniyet tazminatı, UBGT, hafta tatili, agi, yol, yemek, yardım, maddi ve manevi tazminat alacağı, ilave tediye ikramiye alacağı, prim alacağı, cezai şart alacağı, transfer ücreti alacağı, iş arama izin ücreti” olarak belirtildiği, tutanak içeriklerinde“Tarafların Arabulucu ...'ün yardımıyla 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca anlaşmaya varmaları üzerine iş bu anlaşma belgesi hazırlanmıştır. Tarafların birlikte katılımı ile aralarındaki Uyuşmazlığın çözümü konusunda aşağıdaki şartlarda anlaşmışlardır” ibarelerine yer verildiği, davacıya ait özlük dosyası, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtları, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacıya 08.08.2022 tarihinde arabuculuk anlaşma tutanağının imzalatıldığı, fesih tarihi ile arabuluculuk tutanak tarihinin aynı olduğu, arabuluculuğa tarafların ortak iradesi ile başvurulmadığı, arabulucu tarafından davacı işçiye usulüne uygun aydınlatma yapılmadığının görüldüğü, arabuluculuk tutanak içeriği incelendiğinde davacı lehine kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer alacak kalemlerinin mali sonuçlarına dair herhangi bir düzenleme yer almadığı, bu nedenle arabuluculuk faaliyetinin kanuna uygun olarak yürütülmediği anlaşılmakla arabuluculuk faaliyeti sonucunda gerçekleşen bir anlaşmadan söz edilemeyeceğinden, davanın kabulü ile 08.08.2022 tarihli, 2022/... dosya No.lu ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının davalı tarafça istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamına göre davacının davalı nezdinde 09.10.2017-08.08.2022 tarihleri arasında çalıştığı ve iş sözleşmesinin 08.08.2022 tarihinde sona erdirildiğinin anlaşıldığı, sonrasında davalı tarafça ihtiyari arabulucuya başvurularak davacıyla işçilik hak ve alacakları konusunda anlaşmaya varıldığının iddia edildiği, dava dosyası içerisinde yer alan arabuluculuk anlaşma belgesi ve ihtiyari arabuluculukta son oturum tutanağının incelenmesinde; arabuluculuk sürecinin başladığı tarihin davacının iş sözleşmesinin sona erdirildiği 08.08.2022 tarihi olduğu, yani fesih tarihi ile arabuluculuk başvuru ve son oturum tutanağının aynı gün düzenlendiği, davacıya usulüne uygun bilgilendirme ve aydınlatma yapılmadığının anlaşıldığı, arabuluculuk son oturum tutanağında üzerinde anlaşmaya varıldığı bildirilen hak ve alacaklara ilişkin detaylı bir bilgilendirme bulunmadığı, hak ve alacaklara ilişkin herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının belirtilmediği, yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanları ve davacı asılın beyanı birlikte değerlendirildiğinde, arabuluculuk sürecinin davalı işveren kontrolünde ve baskısı altında yürütüldüğünün kabulü gerektiği, İlk Derece Mahkemesince ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmesinin dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz başvurusunda;
1. Davacının nakit ihtiyacı olduğundan 06.10.2017 tarihinde 18.047,05 TL kıdem tazminatı ödemesinin banka havalesi yoluyla yapıldığını, davacının çalışmaya başladığı tarihten 06.10.2017 tarihine kadar bütün ücretlerini, her türlü sosyal haklarını, hafta tatili ve genel tatil ücretini, fazla çalışma ve yıllık izin ücretlerini aldığını ve müvekkili Şirketten hiçbir alacağının kalmadığını,
2. Davacının tüm alacaklarını aldığına dair ibraname verdiğini, 09.10.2017 tarihinde tekrar işe giriş bildirgesi verildiğini, istifa nedeniyle iş sözleşmesini feshettiği tarihe kadar tüm hakedişlerinin ödendiğini,
3. Davacının hakkında özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık, hırsızlık suçları nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını, bu soruşturmalarda kendisi hakkında güçlü deliller bulunduğunu öğrenen davacının 08.08.2022 tarihli kendi yazısı ve imzasını ihtiva eden istifa dilekçesi sunduğunu, işbu istifa dilekçesinde de dava konusu alacak haklarının tümünü aldığını ve davalı Şirketten alacak hakkı bulunmadığına dair yazılı olarak beyanda bulunduğunu, ardından müvekkili Şirket tarafından ihtiyari arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, davacının arabulucu huzurunda da tüm hakedişlerini aldığını, başkaca bir işçilik alacağının kalmadığını beyan ettiğini bu hususta tutanak düzenlendiğini,
4. İhtiyari arabuluculuk belgesinin ilâm niteliğinde belge sayıldığını, davacının bu belgenin sahte olduğunu kanıtlayamadığını, imza inkarında da bulunmadığını beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı, anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü uyarınca geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.