MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2011 E., 2025/1874 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/469 E., 2023/115 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.09.2006 tarihinde davalı Şirketin işlettiği teknede gemici olarak çalışmaya başladığını, 09.08.2019 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, davalı işyerinde fazla çalışma yapmasına, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmaya devam etmesine rağmen çalışmaları karşılığında hak kazandığı ücretlerinin ödenmediğini ve bu ücretlerin sigortaya yansıtılmadığını, yıllık izinlerinin kanuna uygun biçimde kullandırılmadığını, bu nedenlerle iş sözleşmesini haklı nedenle feshetmek zorunda kaldığını ancak kıdem tazminatının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin alacağı, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının herhangi bir baskı olmadan haklı nedene dayanmadan iş sözleşmesini feshetmesi nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanmadığını, davacının fazla çalışma yaptığı ve tatil günlerinde çalıştığına ilişkin iddiasının gerçeği yansıtmadığını, son ücretinin aylık net 3.400,00 TL olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tüm dosya kapsamına ve celbedilen bilgi ve belgelere davacının davalı işyerinde 01.09.2006-09.08.2019 tarihleri arasında 12... ay 8 gün hizmet süresinin bulunduğu, aylık giydirilmiş brüt ücretinin 4.905,84 TL olduğu, ödenmeyen ücret alacaklarının bilirkişi tarafından hesaplandığı, işçinin ücretlerinin tam ve zamanında ödenmesinin işverenin yükümlülüğünde olduğu, ücretin genel anlamda tüm ücretleri kapsadığı, tüm bu nedenlerle davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinin kabulü ile kıdem tazminatına hak kazandığı, dosya durumuna ve tanık beyanlarına göre fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığının kabulü gerektiği, kıdemine ve kullanılan izin süresine göre bakiye 100 gün ücretli yıllık izin alacağının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tanığı ... ile davalı tanığı ...'nin beyanlarından davacının, davalıya ait turistik amaçlı teknede çalıştığının anlaşıldığı, 4857 sayılı İş Kanunu (4857 sayılı Kanun) kapsamında işçi olduğundan İlk Derece Mahkemesinin bu yöndeki kabulünde usule aykırılık bulunmadığı, taraf tanıklarının beyanları birlikte değerlendirildiğinde; davacının işten ayrılmasının ücreti ile çalışma koşullarından kaynaklandığının anlaşıldığı, davacının fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı bulunduğunun ispatlandığı, bu alacakların ödendiği ispatlanamadığından iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği kabulünün hukuka uygun olduğu, ayrıca kullandırıldığı ispatlanamayan yıllık izinleri bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacının tazminat ve alacaklarına hükmedilmesinin isabetli olduğu gerekçeleriyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını,
2. Davanın kısmi dava olarak kabul edilmesi hâlinde ise ıslah tarihi itibarıyla talep edilen alacağa karşı zamanaşımı def'i haklarının saklı olduğunu,
3. Davacının çalışmasının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) çerçevesinde genel hükümlere tâbi olduğunu, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazanamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aksi kabul edilecek olsa dâhi haklı neden olmadan istifa ettiğinden kıdem tazminatı talep hakkı bulunmadığını,
4. Müvekkili Şirketin, 854 sayılı Deniz İş Kanunu'na (854 sayılı Kanun) tâbi bir faaliyet yürüttüğünü, somut olayda 4857 sayılı Kanun hükümlerinin doğrudan uygulanmaması gerektiğini,
5. Taleplerin soyut olduğunu, davacının çalışma şekline ilişkin beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, yıllık izin ücreti ve genel tatil ücretine hak kazanmadığını, yıllık izinlerini eksiksiz kullandığını, davacının görevini yerine getirmiş olduğu teknenin sadece Şirket ortakları tarafından nadiren kullanıldığını, iddia edildiği gibi sürekli ve yoğun bir çalışma temposunun olmadığını, 6098 sayılı Kanun'da genel tatil günlerinde yapılan çalışmalara ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmadığını, gerek davacının yapmış olduğu ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmasının bulunmaması gerek söz konusu alacak talebinin kanuni bir dayanağı olmaması nedeniyle bu yöndeki talebin reddi gerektiğini,
6. Dosyaya sunulan yıllık izin onay formlarının yeterince değerlendirilmediğini beyan etmiş ve inceleme sırasında resen gözetilmesi gereken diğer nedenlerle kararın bozulması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının yaptığı işin 854 sayılı Kanun anlamında deniz taşıma işi olup olmadığı, iş sözleşmesini haklı nedenle feshedip feshetmediği ve bu bağlamda kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığına, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları ile yıllık ücretli izin alacaklarının ispatına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.