MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3122 E., 2025/1659 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/434 E., 2022/300 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.10.2013-20.06.2018 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde imalat bölümünde çalıştığını, müvekkilinin haksız olarak işten çıkartıldığını, son ücretinin aylık 6.000,00 TL ücret ve prim olarak aylık 20 gram altından oluştuğunu ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, son bir haftalık ücret, asgari geçim indirimi, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık izin ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacğını, davacının 26.03.2014-12.08.2015 tarihleri aralığında asgari ücret ile usta başı olarak çalıştığını, 21.04.2015 tarihinde emekli olduğu için Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) çıkışının yapıldığını, 22.04.2018 tarihinde emekli olarak tekrar girişinin yapıldığını, 12.08.2015 tarihinde ise istifa ederek işten ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı hakkı bulunmadığını, davacının müvekkiline 30.000,00 TL borcu olduğunu, işyerinde prim uygulaması bulunmadığını, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği ve dava dilekçesi ekinde sunduğu röportaja ait fotoğrafların eski tarihli olduğunu, taraflarınca dergiye verilen röportaja uygun görülerek verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiği kanaatine varıldığı, davacının prim usulü ile çalıştığının ispatlanamadığı, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tanık beyanlarıyla ispat edildiği, davalı işverenin işçinin ücretli izin hakkını kullandığını yahut fesihlerden sonra izin ücretlerinin ödendiğini ispat edemediği, davacının asgari geçim indirimi ve bir haftalık ücret alacağının ödendiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işverenin davacının iş sözleşmesinin ilk dönem istifa ile sonlandığını, sonra emekli olarak işe başlayıp anlaşarak ayrıldığını ileri sürdüğü, ancak istifa dilekçesi, tanık beyanı gibi delil sunmadığı, iddiasını ispatlayamadığı, tanık beyanları dikkate alındığında davacıya düzenli şekilde prim ödemesi yapılmadığı, bu kapsamda kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınmasında ve miktarında isabetsizlik bulunmadığı, bilirkişi ek raporunda hizmet süresi sehven 08.11.2017-11.09.2019 olarak yazılmış ise de hesaplamanın doğru hizmet süresi üzerinden yapıldığı, kabul ve ret oranına göre vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, davalı vekili, husumetli tanık beyanlarının dikkate alınamayacağını ileri sürmüş ise de diğer tanığın davasının olmadığı ve beyanlarının aynı doğrultuda olduğu anlaşılarak davası olan tanığın beyanın da dikkate alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, davanın açıldığı tarih itibarıyla davanın belirsiz alacak davası olarak açılabileceği, dolayısıyla talep arttırıma karşı zamanaşımı def'inin olamayacağı, belirsiz alacak davası olarak açılan davada Mahkemece kıdem tazminatı dışındaki alacak kalemlerine dava tarihinden, kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren faiz işletilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Dava konusu alacakların zamanaşımına uğradığını,
2. Davacı tarafça ıslah dilekçesinin süresinde sunulmadığını, ıslah edilen alacakların zamanaşımına uğradığını,
3. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını,
4. Faiz başlangıç tarihlerinin hatalı olduğunu,
5. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı değerlendirmeler, yanlış hesaplamalar neticesinde tanzim edildiğini,
6. Bilirkişinin yaptığı değerlendirmede davacının işyerinde çalışmadığı 3 senelik süreyi de hesaba katarak aralıksız çalıştığını iddia etmesinin kabul edilemez olduğunu,
7. Davacının istifa ederek işten ayrıldığını, kıdem ve ihbar tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını
8. Davacı tanığı ... . ile müvekkili arasında iş davası olduğunu, bu tanığın müvekkilinin işyerinde çalışırken hırsızlık yaptığına ilişkin ceza dosyası olduğunu, beyanlarının tarafsız olamayacağını,
9. Davacının aylık ücreti ve prim yönünden yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, prim uygulamasının söz konusu olmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet süresi, davacının talep ettiği alacaklara hak kazanıp kazanmadığı, hüküm altına alınan alacakların ispatı ve hesaplama yöntemi, faiz ile dava konusu alacakların belirsiz alacak davasına konu olup olamayacağına ilişkin uyuşmazlık bulunmaktadır.
1. Somut uyuşmazlıkta ücret, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi ile kıdem ve ihbar tazminatları bakımından, koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 27.12.2022 tarihli ve 2022/6872 Esas, 2022/17896 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan söz konusu alacaklar bakımından daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddi kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek belirsiz alacak davası şeklinde açılan bu davada belirtilen husus Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (2016/26476 E., 2020/7547 K.; 2022/5909 E., 2022/6892 K.; 2022/829 E., 2022/1542 K.) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. İş hukukunda çalışma olgusunu ve hizmet süresini ispat yükü, bunu iddia eden işçiye düşer. Çalışma olgusu her türlü delille kanıtlanabilir. Çalışmanın ispatı konusunda, SGK ve işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Özellikle iddia edilen çalışma döneminde SGK kayıtlarındaki işverenlerin araştırılması ve kayden görünen işverenlerle işçi arasında iş görme ediminin yerine getirilip getirilmediği, kaydın ne şekilde oluştuğu araştırılmalıdır.
Somut uyumazlıkta, davacı 01.10.2013-20.06.2018 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını iddia etmiş, davalı ise davacının 26.03.2014-12.08.2015 tarihleri arasında çalıştığını, 12.08.2015 tarihinde davacının istifa ederek işten ayrıldığını, 22.04.2018 tarihinde tekrar çalışmaya başladığını savunmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tanık beyanları, Ekim 2017 tarihli dergi fotoğrafları, davalının cevap dilekçesinde davacının 22.04.2018 tarihinde tekrar işe girdiğini beyan etmesine karşın SGK kayıtlarında gözükmemesi nedeniyle davacının hizmet süresi, 26.03.2014-20.06.2018 tarihleri arasındaki 4 yıl 2 ay 27 gün olarak kabul edilmiştir.
Ancak davacının sigortalı hizmet cetveli ve işe giriş çıkış bildirgeleri dikkate alındığında 26.03.2014-21.04.20 15... .04.2015-12.08.2015 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı görülmektedir. Ayrıca, Mahkemece beyanlarına başvurulan davacı tanıklarının davacının davalı işveren bünyesinde çalıştığı süreye ilişkin beyanlarının alınmadığı, buna göre davacının 12.08.2015 tarihinden sonra çalışmaya devam edip etmediği hususunda tanıkların bilgi ve görgüsü olup olmadığının belirlenmediği anlaşılmaktadır. Şu halde, davacı tanıkları yeniden dinlenilmeli ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalı işveren bünyesinde çalıştığı süre belirlendikten sonra davaya konu alacaklar hakkında bir karar verilmelidir.
Belirtilen husus gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.