MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3650 E., 2025/1735 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/1027 E., 2022/181 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 12.09.2001-2005 Ağustos ve 17.04.2007-31.08.2017 tarihleri arasında satış müdür yardımcısı olarak çalıştığını, iş sözleşmesini primlerin eksik ödenmesi nedeniyle haklı nedenle feshettiğini, aylık sabit ücret + prim sistemi ile ücret aldığını, her yıl yapılan cironun %5'inin satış departmanına prim olarak dağıtıldığını, havuza alınan primden davacının 2012 yılında %10, 2013 yılında %17, 2014 yılında %18, 2015 yılında %24,3, 2016 yılında % 19... yılında %18 oranında prime hak kazandığını, 2017 yılına kadar satış primlerinin USD olarak belirlenip hesaplandığını, 2017 yılından itibaren ise satış hedeflerinin TL olarak belirlenip ödendiğini, 2013 yılından itibaren primlerin eksik ödendiğini ileri sürerek prim ve kıdem tazminatı alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, yaklaşık 15 yıl boyunca davalı işyerinde çalışan davacının işyerinde yapılan değişiklikler hakkında anında bilgilendirildiğini, bordro üzerinde yapılan değişikliklerden her ay haberdar olduğunu, buna rağmen herhangi bir yazılı ve şifahi itirazda bulunmadığını, davacının imzaladığı 14.01.2013 tarihli "2013 yılı iş geliştirme ve satış prim sistemi" konulu dokümanda müvekkili Şirketin ödenecek prim sisteminde değişiklik yapma hakkını saklı tuttuğunu, işyeri koşulu hâline gelen prim sistemi bulunmadığı gibi iş sözleşmesinde prim ödeneceğine ilişkin hüküm bulunmadığını, işyerinde sabit bir prim uygulaması bulunmadığını, uzun süre işyerindeki prim uygulamasına itirazda bulunmayan davacının prim uygulamasını zımnen kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tanık beyanları ile dosya kapsamındaki diğer deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının prim ödemelerinin eksik yapıldığı, onayı alınmaksızın prim sisteminde değişikliğe gidilerek davacının hak kazanacağı prim tutarının düşürüldüğü, bu hâliyle davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, davacının kıdem tazminatı isteminin yerinde olduğu, davalı tarafça prim sisteminde yapılan değişikliğe davacının onay verdiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı, davalı tarafından prim sisteminde yapılan değişikliğin esaslı değişiklik olduğu, davacının onayı alınmadan yapılamayacağı, davacının primlerinin eksik ödendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının 2013 tarihli işverenin prim değişikliği yapabileceğine dair hakkını saklı tuttuğunu ve bunun davacı tarafça imzalandığını, ayrıca 7 yıl boyunca davacının ödemelere itiraz etmediğini ileri sürdüğü, ancak davalının prim değişikliği yapabilme hakkını saklı tuttuğunu belirtmesinin yapılan değişikliğin işçi tarafından onaylanması gerektiği gerçeğini değiştirmeyeceği, uzun süre bu değişikliğe ses çıkarmamasının kabul ettiğini göstermeyeceği, davacının prim alacağının mevcut olması sebebiyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, yine dava tarihi itibarıyla davanın belirsiz alacak olarak açılmasında isabetsizlik bulunmadığından davalının bu yönlere dair itirazının yerinde görülmediği, davacının faiz başlangıçlarının hatalı belirlendiğini ileri sürdüğü, davalının kıdem tazminatı için iş sözleşmesinin feshinden, prim alacağı için ise temerrüt tarihinden itibaren faizde temerrüde düştüğü, ayrıca kıdem tazminatı için iş sözleşmesinin fesih tarihi olan 11.05.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği gözetildiğinde davacının istinaf itirazının yerinde olduğu, davalı tarafından genel olarak kıdem tazminatının reddi talep edildiğinden ve kıdem süresi azaldığından davalının istinaf itirazının da kısmen yerinde olduğu, doğru olan kıdem süresine göre kıdem tazminatının resen hesaplandığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Belirsiz alacak davası olarak açılan davanın şartları bulunmadığından usulden reddi gerektiğini,
2. Davalı işyerinde sabit prim sistemi olmadığını, davalının davacıya prim öderken prim sisteminde değişiklik yapma hakkını saklı tuttuğunu, davacının da bu hususa muvafakat ettiğini,
3. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespitler içerdiğini, itirazlarının dikkate alınmadığını,
4. Davacının iş sözleşmesinde prim ödemesi düzenlenmediğini, davalının insiyatif kullanarak davacıya prim ödemeye başladığını,bunu yaparken prim sisteminde değişiklik yapma hakkını 2013 yılında saklı tuttuğunu, davacının prim değişikliğine ilişkin imzalı muvafakat yazısının dosyada olduğunu, bu belge değerlendirilmeden sonuca gidildiğini,
5. Davacının iş sözleşmesinde prim sistemi belirtilmemişse de prim sisteminde yapılan değişikliklerin davalının yönetim hakkı kapsamında olduğunu, kaldı ki primin tamamen kaldırılmadığını, primde ekonomik gerçeklere ve hukuka uygun bir düzenleme yapıldığını, primlerin her ay değişken olması nedeniyle işyeri koşulu hâline gelmediğini,
6. Davacının çalıştığı sürece prim ödemelerine ilişkin hiçbir itirazda bulunmadığını ve taraflar arasında çalışma koşullarında anlaşma yoluyla bir değişikliğin yapıldığı sonucuna ulaşılacağını, davacının imzalı ve yazılı muvafakati dikkate alınmadan verilen davanın kabulü kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava türü, davacıya ödenen prim miktarının düşürülmesinin işçi aleyhine esaslı değişiklik niteliği taşıyıp taşımadığı, davacının bu değişikliğe onayı bulunup bulunmadığı ve buna bağlı olarak davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.