MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/986 ...., 2025/1750 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Anadolu 16. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/53 ...., 2023/495 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.07.2011 tarihine davalı işyerinde büfeci olarak çalışmaya başladığını ancak müvekkilinin işe başladığı tarihte sigortasının yapılmadığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından 25.07.2019 tarihinde haklı neden olmaksızın feshedildiğini, müvekkiline çalıştığı sürede ücret ödenmediğini, müvekkilinin sigorta yapılması konusunda ısrarlarından dolayı davalı tarafça 2016 yılı Ağustos ayından 2017 yılı Şubat ayına kadar toplam 7 aylık süreç için sigortasının yapıldığını daha sonra maliyet gerekçesi ile sigorta bildirimlerine son verildiğini, fazla çalışma, hafta tatili, ücret ile asgari geçim indirimi alacaklarının ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, aylık ücret, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait hizmet dökümü incelendiğinde, davacının davalı işverenlik nezdinde 17.08.2016-01.02.2017 tarihleri arasında çalışmasının bulunduğu, davacı tanığı ...'nin davalı işyerinde çalışmadığını, davalı işyerinin yan komşusu olduğunu, davacının tam olarak hangi tarihte çalışmaya başladığını bilmediğini, davacının 2013 yılında doğum yaptığını, ondan önce de orada olduğunu, pandemi başlamadan 6 ay önce ayrıldığını, davacının eşi ile beraber tekel bayisi işlettiklerini beyan etmiş, diğer davacı tanığı ........ ise davalı işyerinde çalışmadığını, davalı işyerine komşu işyerinde çalıştığını, davacının 2011 yılında çalışmaya başladığını, daha sonra doğum yaptığını, 2013 yılında tekrar çalışmaya başladığını, 2019 yaz başına kadar çalıştığını bildiğini, davacının orada eski eşi ile birlikte çalıştıklarını, işyerinin davacının kayınpederine ait olduğunu, dava dışı .... ....’nin davalı işverenlik nezdinde 22.07.2009 tarihinden itibaren kesintisiz olarak çalışması olduğu ve çalışmasının hâlen devam ettiği, bu hâlde davalının yanında aslında davacının eski eşinin sigortalı olarak çalıştığı, davacının hizmet cetvelinde bellirtilen tarihlerde kısa bir dönem çalıştığı, davacı tarafça iddia edilen tarihlerde davacının kesintisiz olarak davalı nezdinde sigortalı çalışan olmadığı, aslında davacının eski eşi .... ....’ye büfede yardım ettiği kanaati ile davacının 17.08.2016 – 01.02.2017 tarihleri arasındaki kıdem ve hizmet süresinin 5 ay 15 gün olduğu gerekçesiyle kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının reddine, ihbar tazminatı, ücret ve asgari geçim indirimi alacaklarının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut uyuşmazlıkta tanık olarak bildirilen komşu işyeri çalışanlarından birinin davacının 2011 yılında davalı işyerinde çalıştığını beyan ettiği, diğer tanığın da davacıyı 2013 yılından önce de davalı işyerinde gördüğünü beyan ettiği göz önüne alındığında, davacının 01.01.2012-31.05.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının kabul edilmesi gerektiği, bu hâlde 14.02.2023 tarihli bilirkişi raporundaki kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacakları ve 18.05.2022 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan ücret alacağının hüküm altına alınması gerektiği belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeni hüküm kurmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığını,
2. Tanık beyanlarının hatalı değerlendirildiğini,
3. Kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınmasının hatalı olduğunu,
4. Davalının dava konusu işyerini davacı ile eşine birlikte işletmek üzere verdiğini ileri sürmüştür.
.... Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taraflar arasında iş sözleşmesi bulunup bulunmadığı ile davacının hizmet süresi ve feshe ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta davacı 01.07.2011-25.07.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığını iddia etmiştir. ... Kurumu (...) kayıtlarında ise davacının 17.08.2016 – 01.02.2017 tarihleri arasında çalışmasının davalı işyerinden bildirildiği görülmüştür. Davacı tanıkları beyanlarında işyerinin davacının o dönem kayınpederi olan davalıya ait olduğunu, davacının eşi ile birlikte büfe işlettiklerini, davacının burada ücret karşılığı çalışıp çalışmadığını ise bilmediklerini beyan etmişlerdir. Davacının eski eşinin ise davalı işverenlik nezdinde 22.07.2009 tarihinden itibaren kesintisiz olarak çalışması olduğu ve çalışmasının hâlen devam ettiği görülmüştür. Bu hâlde davacı taraf iddia edilen dönem itibarıyla davalı işyerinde ücret karşılığında çalıştığını ispat edememiştir. Bölge Adliye Mahkemesince davacının ... kayıtları doğrultusunda 17.08.2016 – 01.02.2017 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının kabulü ile karar verilmesi gerekirken tanık beyanları hatalı değerlendirilerek yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.