MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 23. İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/65 E., 2025/227 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hava ambulans helikopterinde kaptan pilot olarak 06.08.2013 tarihinde ... ... Havacılık İktisadi İşletmesinde (... ... Havacılık) işe başladığını, 27.01.2020 tarihinde iş sözleşmesine haksız olarak son verildiğini, 13.08.2018-01.11.2018 tarihleri arasında güvenlik soruşturmalarının yapıldığını, 01.11.2018 tarihinde 34 kaptan pilotun yeniden ... ... Havacılık bünyesinde göreve başladığını, 2018 yılında güvenlik soruşturmasından geçmiş olmasına rağmen iş sözleşmesinin 27.01.2020 tarihinde ... ile iltisak yada irtibatlı olduğu iddia edilerek işten çıkarıldığını, bu iddianın tamamen asılsız olduğunu, hakkında açılmış olan soruşturma bulunmadığını, yemek ücretinin işveren tarafından karşılandığını, çalıştığı süre boyunca işi gereği çalışmasının gün doğumunda başladığını, gün batımında sona erdiğini, günde en az 12 saat, yılın uzun günlerinde 17 saat çalıştığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları, yıllık ücretli izin, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile harcırah alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının, davalı işyerinde 06.08.2013 tarihinden 27.01.2020 tarihine kadar çalıştığını, iş sözleşmesinin ... ile iltisak ve irtibatlı olması nedeni ile feshedildiğini, Sağlık Bakanlığı Hava Ambulans Hizmetleri Teknik Şartnamesi gereği ...Genel Müdürlüğünün günlük 10 saat en fazla görev saati ve 6 saat en fazla uçuş saati şeklinde çalıştıklarını, görev saati ya da uçuş saatinden herhangi birini dolduran personelin çalışmasının saatin dolması ile sona erdiğini, çalışan personelin ise 2 kaptan pilot, 2 yardımcı pilot olarak belirlendiğini ve kendi aralarında nöbet usulü çalıştıklarını, gerçekleştirilen feshin şüphe feshi olup geçerli ve haklı nedene dayandığını, davacının tüm alacaklarının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... Genel Müdürlüğü (... Genel Müdürlüğü) vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının diğer davalı olan ... ... Havacılıkta çalıştığını, müvekkili Kurum ile diğer davalının birbirinden bağımsız iki tüzel kişilik olduğunu, davacının diğer davalı çalışanı olmasından dolayı müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin 07.02.2023 tarihli kararı ile feshin geçersiz olduğu kabul edilerek bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2025 tarihli kararıyla; davalı işverenin haklı fesih savunması yönünden davacının terör örgütüyle irtibat veya iltisaklı olup olmadığının, Cumhuriyet savcılığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatı, Terörle Mücadele birimleri vs. kurumlardan araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği, fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları yönünden de dava kısmi dava olarak açıldığından ıslaha karşı zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda, ilgili kurumlardan araştırma yapıldığı, gelen yazı cevaplarında davacı hakkında herhangi bir olumsuz durum bulunmadığının belirlendiği, davalı tarafça davacının iş sözleşmesinin duyulan şüphe nedeniyle feshedildiği iddia edilmişse de bu şüphenin haklılığını ortaya koyacak nedenler ispat edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, tanık beyanlarına göre fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığı gerekçesiyle bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; haklı feshin ispat edilememesi, ücretin sözleşmede Amerikan doları (USD) olarak belirlenmesi, davacının gün doğumu ile gün batımı esaslarına göre çalıştığının tanık beyanı ve çalışma çizelgelerinden anlaşılması karşısında davalıların diğer istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak davacının ıslah dilekçesine karşı davalılar vekillerinin ileri sürdüğü zamanaşımı def'inin dikkate alınmamasının hatalı olduğu gerekçesiyle fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakları yönünden resen yapılan hesaplama doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının iş sözleşmesinin 27.01.2020 tarihinde ... örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle haklı ve geçerli sebebe dayanarak feshedildiğini, örgüt ile iltisak ve irtibatının Mahkemece resen araştırılması gerektiğini,
b. Davacının ücretlerinin Türk lirası cinsinden ödendiğini, bu nedenle davacının alacaklarını USD cinsinden talep etmesinin mümkün olmadığını,
c. Davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarına itibar edilerek fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının . ... .. Müdürlüğünün talimatı ve hava taksi faaliyetinde belirlenen şartlar gereğince "gün doğumu ve gün batımı" esasına uygun olarak günlük "10 saat en fazla görev saati ve 6 saat en fazla uçuş saati" şeklinde çalıştığını, görev saati veya uçuş saatinden herhangi birini dolduran personelin çalışma saatinin dolması ile sona erdiğini ve bu nedenle fazla çalışma yapmadığını, davacının 5 gün çalışma 5 gün dinlenme ve 4 gün çalışma 4 gün dinlenme şeklinde çalıştığını,
d. Fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının giydirilmiş brüt ücret üzerinden hesaplanmasının yerleşik Yargıtay uygulamaları kapsamında hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı ... Genel Müdürlüğü temyiz dilekçesinde; davacının diğer davalının işçisi olduğunu, İktisadi İşletmenin ayrı bir tüzel kişiliği olduğunu, kendileri hakkında açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, talep edilen alacakların yabancı para üzerinden mi yoksa Türk lirası olarak mı hüküm altına alınması gerektiği, talep edilen fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması ile dava konusu tazminat ve alacaklardan davalı ... Genel Müdürlüğünün sorumluluğuna ilişkidir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 99. maddesi şöyledir:
"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir.
Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir."
Sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmaması ve borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine 6098 sayılı Kanun'un 99/3 hükmü gereği alacaklı, bu alacağını aynen yani USD cinsinden kararlaştırılan borcun USD olarak ödenmesini isteyebilir. Bu durumda alacaklar yabancı para üzerinden hesaplanır ve hüküm yabancı para üzerinden kurulur. Fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini de isteyebilir ve bu ifade alacağın sözleşmede kararlaştırılan yabancı para üzerinden talep edildiğini gösterir. Dava dilekçesinde alacağın Türk lirası cinsinden ödenmesi talep edilmiş ise bu talep yabancı paranın vade tarihindeki kur karşılığı Türk lirası olarak tahsilinin istendiği anlamına gelir. Kanundaki bu düzenleme ile borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklıya seçimlik bir hak tanınmış olup yenilik doğurucu nitelikteki talep hakkını kullanan alacaklı artık bu tercihinden dönemez.
Somut uyuşmazlıkta; davacının 01.11.2017 tarihine kadar olan çalışma dönemine ilişkin iş sözleşmelerinde ücretin USD olarak ödeneceği kararlaştırılmış olup bu düzenleme aynen ödeme kaydı niteliği taşıdığından söz konusu dönem için dava konusu alacakların USD üzerinden hesaplanarak hüküm altına alınması gerekmektedir. Aynen ödeme kaydı bulunan sözleşmelerde davacının seçimlik hakkı bulunmadığı gibi dava dilekçesinde de alacakların USD üzerinden ödenmesi talep edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan ve 01.11.2017-12.08.2018 tarihleri arasında yürürlükte olan son iş sözleşmesinde ise ücretin USD olarak ödeneceği ancak USD kurunun 3,10 TL olarak sabitlendiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla 01.11.2017 tarihinden sonraki dönem yönünden dava konusu alacakların 3,10 TL sabit kur üzerinden hesaplanması gerekirken hatalı tespit ve hesaplamalar içeren bilirkişi raporuna itibarla yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3. Dosya içeriğine göre davacı tarafça, yabancı para üzerinden belirlenen alacakların fiilî ödeme günündeki kur karşılığı Türk lirasının talep edildiği anlaşılmaktadır.
Öğretide 6098 sayılı Kanun'un 99. maddesinde geçen "vade tarihi" ifadesinin, borcun muaccel olacağı tarihi ifade ettiği, "ödeme gününde ödenmemesi" ifadesinden anlaşılması gerekenin de vade (muacceliyet) tarihi olduğu belirtilmektedir. Buna göre temerrüdün oluşması için ihtara gerek olmayan hâllerde; muacceliyet ile temerrüt, diğer koşullar da oluşmuşsa aynı anda doğar. Fakat temerrüt için ihtara gerek olan ancak henüz ihtar olmadığı için temerrüdün oluşmadığı hâllerde, muacceliyet tarihi ile temerrüdün doğumu farklı tarihlerde gerçekleşmektedir (Serkan Ayan, "Yabancı Para Borçlarının İfası" https://dergipark.org.tr/tr/download/article-fil e/... 1, [Erişim Tarihi: 06.01.2025], s.511-570).
6098 sayılı Kanun'un 99. maddesi yabancı para borcunun ifasına yönelik olup yabancı para borcuna hükmedilecek faizin başlangıç tarihine ilişkin değildir. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a hükmünde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alınmaksızın hüküm altına alınan alacaklara hem dava ve ıslah tarihinden hem de vade (muacceliyet) tarihinden itibaren faize hükmedilmiş olması infazda tereddüte yol açacak mahiyette olduğundan hatalıdır.
Ayrıca talep konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden söz konusu alacaklara 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir. Nitekim davacının talebi de bu şekilde olup İlk Derece Mahkemesince, taleple bağlılık ilkesine de aykırı olarak ihbar tazminatına arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
4. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut uyuşmazlıkta; davacı vekili davacının gün doğumu ve gün batımı esasına göre çalıştığını, gündüz süresinin kısa olduğu günlerde en az 12 saat, uzun olan yaz günlerinde 17 saati bulan çalışmalar yaptığını, 2019 yılı sivil havacılık kurallarına göre kısa günlerde 5 gün çalışma, 5 gün dinlenme, uzun günlerde 4 gün çalışma, 4 gün dinlenme şeklinde çalışıldığını, ayda ortalama 22-23 gün çalışıldığını beyan ederek fazla çalışma ücreti alacağı talebinde bulunmuştur. Dinlenen davacı tanıkları .... ve .... gün doğumu ve gün batımı esasına göre çalışıldığını doğrulamış olup tanık .... uzun günlerde 4 gün çalışma 4 gün dinlenme, kısa günlerde 5 gün çalışma 5 gün dinlenme esasına göre çalışıldığını ifade etmiştir. Buna göre ayın yarısında çalışıldığı, yarısında dinlenildiği dikkate alınmaksızın ayda 20 gün üzerinden hesaplama yapılması dosya içeriğine uygun düşmediği gibi 14 saati aşan çalışmalarda ara dinlenmenin 2 saat olarak kabulü gerekirken yazılı şekilde hesaplama ile hüküm kurulması da hatalı olmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.