MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3336 E., 2025/1491 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/357 E., 2021/569 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.10.2007 tarihinden iş sözleşmesinin haklı ve geçerli bir neden olmaksızın işverence tek taraflı olarak feshedildiği tarihe kadar davalı nezdinde çalıştığını, iş sözleşmesi 03.01.2019 tarihli fesih bildirimi ile haksız bir şekilde sona erdirilen müvekkilinin ihbar süresi boyunca çalışmaya devam ettiğini, 2018 yılına ilişkin prim ödemesinin yapılmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin ve prim alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Şirkette tadilat çalışmaları esnasında davacı dâhil tüm çalışanların tadilat bitimine kadar ücretsiz izne çıkartıldığını, tadilat sonrası işbaşı yapılması kararı alındığını, tadilatın sona erdiği 04.03.2019 tarihinde davacının herhangi bir bildirimde bulunmaksızın işe gelmediğini, Kadıköy 6. Noterliğinin 08.03.2019 tarihli ihtarnamesi ile davacıya hukuka aykırı ve haksız nedenle iş sözleşmesini feshettiğinin tespit edildiğinin bildirildiğini, 28.02.2019 tarihinde işten ayrılan ve davacının ağabeyi olan çalışan ...'nin henüz iş sözleşmesi sona ermeden şirket kurduğunu, davacı ve diğer iki işçinin Şirket yetkilisi ile görüşerek tazminatları ödenmek suretiyle işten çıkartılmalarını talep ettiklerini, davacının ağabeyinin kurmuş olduğu Şirkette çalışmak istediğini beyan ettiğini, taleplerinin kabul edilmemesi üzerine dava dilekçesindeki gerçek dışı iddialarda bulunulduğunu, davacının müvekkiline ihbar tazminatı ödemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın iş sözleşmesinin işveren tarafından tek taraflı ve geçersiz şekilde feshedildiğini iddia ettiği, davalı tarafın ise işyerinde tadilat yapılması nedeniyle tüm çalışanların tadilat süresi boyunca ücretli izne çıkarıldığını, 04.03.2019 tarihinde tadilatın sona ermesi ile tüm çalışanların işbaşı yapması gerektiğini, ancak davacının işe gelmediğini, 08.03.2019 tarihinde davacıya bildirimde bulunularak iş sözleşmesini bildirimsiz olarak feshettiğinin tespit edildiğini, davacının ise bu ihtarı nazara almayarak 12.03.2019 tarihinde işten çıkarma olmuş gibi beyanlarda bulunduğunu, 15.03.2019 tarihli ihtarname ile davacıya cevap verildiğini ve bildirimsiz fesih nedeniyle 12.271,95 TL ihbar tazminatı ödemesi gerektiğinin ihtar edildiğini savunduğu, taraf iddiaları, tanık beyanları ve dosya kapsamında yer alan belgelerin incelenmesinde davalının iş sözleşmesinin kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde son bulduğunu ispat edemediği, kaldı ki davacının iş sözleşmesinin feshinden sonra ağabeyine ait işyerinde işe başlamasının tek başına davacının iş sözleşmesini feshettiği anlamına gelmeyeceği, davacının kıdem tazminatına hak kazandığı, yıllık ücretli izin alacağının ispatının işveren üzerinde olduğu, bu hususta yıllık izin formlarının dosyaya sunulmadığı, davacının 11 tam yıllık çalışması karşılığında hak edebileceği toplam yıllık izin hakkının 190 gün olduğu, 190 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına göre, 03.01.2019 tarihli fesih bildirimiyle firmanın ekonomik durumunun bozulması nedeniyle 28.02.2019 tarihinde iş sözleşmesinin feshedileceğinin bildirilmiş olduğu, çıkış kodunun Kod (03) (İstifa) olarak bildirildiği ancak dosyaya istifa dilekçesi sunulmadığı, davalı işverence davacının iş sözleşmesinin tazminat gerektirmeyecek şekilde son bulduğunun ispatlanamadığı, kıdem tazminatının kabulü kararının yerinde olduğu, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. İş sözleşmesini davacı tarafın feshettiğini, davacının kıdem tazminatına hak kazanmadığını,
2. Davacıya yıllık ücretli izinlerinin kullandırıldığını ve ücretlerinin eksiksiz ödendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı ile yıllık ücretli izin alacağının ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde, işçiye kullandırılmayan yıllık ücretli izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır. Bu konuda ispat yükü üzerinde olan işveren, işçiye yemin teklif edebilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 31. maddesinde; hâkimin, davayı aydınlatma ödevi gereği uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği ve delil gösterilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
İşçinin uzun süre yıllık ücretli izin kullandırılmadığı iddiaları karşısında 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde belirtilen davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde hâkimin, davacı işçiyi bizzat dinleyerek çalışma ve dinlenme süreleri konusunu açıklığa kavuşturması gerekir. Dairemizce uzun süre kavramı beş yıl ve daha fazla süre olarak değerlendirilmiş olup kullandırılmadığı iddia edilen izin süresinin toplamda beş yıl veya daha fazla olması hâlinde anılan hüküm çerçevesinde uygulama yapılması gerekir.
Somut olayda davacı vekili, davacı asılın yıllık ücretli izinlerinin tamamının kullandırılmadığını iddia etmiştir. Mahkemece, 11 yılı aşan çalışma süresi boyunca davacının hiç izin kullanmadığının kabulü ile 190 gün karşılığı yıllık ücretli izin alacağı hüküm altına alınmıştır. Davacının 11 yılı aşan çalışma süresi boyunca izin kullanmaması hayatın olağan akışına aykırı olduğundan Mahkemece; 6100 sayılı Kanun'un 31. maddesinde düzenlenen hâkimin davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde davacı asıl duruşmaya davet edilerek çalışma süresi boyunca kaç gün yıllık ücretli izin kullandığı, kullanmadığı ücretli izin süresinin kaç gün olduğu konusunda beyanı alınmalı, bundan sonra sonucuna ve tüm dosya kapsamına göre bir karar verilmelidir. Belirtilen husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.