MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3103 E., 2025/1342 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/170 E., 2021/358 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işyerinde 28.08.2015 tarihinden 15.06.2020 tarihine kadar beton pompa operatörü olarak çalıştığını, son aylık ücretinin 4.350,00 TL olduğunu, ödemenin bir kısmının banka yoluyla bir kısmının elden yapıldığını, sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden yatırılmayıp gelirinin ... Kurumuna daha düşük gösterildiğini, yol ve 300,00 TL yemek yardımından faydalandığını, haftanın altı günü 08.00-22-23.00 saatleri arasında çalışmasına rağmen fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ve 2020 yılının Razaman Bayramının ilk günü hariç kalan bayramlarda çalışma yapmasına rağmen ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin de ödenmediğini, asgari geçim indirimi ücretinin de eksik olarak ödendiğini, bu nedenlerle iş sözleşmesinin 15.06.2020 tarihinde müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, hak ettiği dokuz günlük ücret alacağının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile asgari geçim indirimi alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 28.08.20 15... .06.2020 tarihleri arasında davalı Şirket bünyesinde yağlayıcı ve gresleyici olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davacı tarafından haksız şekilde sonlandığını, ücretinin asgari geçim indirimi hariç net 2.280,00 TL olduğunu ve ücretin tamamının banka hesabına yatırırıldığını, günde bir öğün yemek sağlandığını, davacının işi gereği fazla çalışma yaptığı, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığı takdirde karşılığının ödendiğini ve bunların ücret bordrolarında mevcut olduğunu, yıllık ücretli iznini kullanmış olduğunu ve izin bitişinde işbaşı yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporundaki hesaplara göre işçinin ödenmemiş alacaklarının olduğu ve primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırılmadığından davacı feshinin haklı nedene dayandığı, kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü gerektiği, dosyaya çalışma gün ile saatlerine ilişkin herhangi bir belge sunulmadığından tanık beyanları objektif olarak değerlendirilerek hesaplama yapıldığı, davalı tarafın tanık dinletmediği, davacı tanıklarının ise davacı iddiasını desteklediği, ayrıntıların bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacı tanıklarının yalnızca davacı ile birlikte çalıştığı dönemler göz önünde tutularak hesaplama yapıldığı ve davacının haftada 30 saat fazla çalışma yaptığı ve 2020 yılının Ramazan Bayramının 1. günü haricinde kalan tüm ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığının işçi tarafından ispat edildiği, davacı tanığının fazla çalışma yapma gerekçelerini proje bazlı çalışmalarından dolayı yetiştirmek amacıyla yaptırıldığını açıkça somutlaştırdığı görülmekle beyanlarının olağan duruma uygun bulunduğu, tanık beyanlarıyla ispat yapıldığından indirim yapıldığı, imzasız bordrolarda fazla çalışma tahakkukunun bulunduğu görülmekle bu yönde bordro hilesine yönelik bir delil bulunmadığından raporda hesaplanan miktardan mahsup edildiği, ulusal bayram ve genel tatil tahakkuklarının resmî tatil olarak zamlı olarak değil, toplam çalışılan güne bölünerek temel ücret içerisinde gösterildiği ve bu anlamda temel ücretin içerisinde oldukları görülmekle bu tahakkukların hesaplanan miktardan düşülmediği, bilirkişi raporunun incelenmesinde bordroların bulunmadığı yönündeki tespit ve dolayısıyla fazla çalıma tahakkuklarının değerlendirilmemesi haricinde yapılan tespit ve hesapların dosya kapsamına ve içtihatlara uygun olduğu, bu anlamda hükme esas alınabileceği, tahakkukların da Mahkemece resen değerlendirildiği gerekçesiyle ıslah dilekçesi de göz önüne alınarak ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılması nedeniyle ıslaha karşı zamanaşımı def'ine itibar edilmeyerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin alacaklara hak kazanma bakımından isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ancak belirsiz alacak davasına konu olabilecek fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil alacakları açısından faiz başlangıcının dava tarihi olması gerektiği, ayrıca fazla çalışma ücreti alacağından yapılan %35 indirimin hakkın özünü etkileyecek şekilde olduğundan %30 olması gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Belirsiz alacak davası açılamayacağını,
2. Zamanaşımı def'inin dikkate alınması gerektiğini,
3. Ücretin hatalı tespit edildiğini, TÜİK verilerinin dikkate alınmadığını,
4. Haftanın 6 günü günde 14 saat çalışmanın insan doğasına aykırı olduğunu, hesaplamada saaat ücretinin %50 fazlasının dikkate alınması gerektiğini, davacıya fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretinin ödendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davanın türü, iş sözleşmesinin feshi ile davacının ücreti, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacakların ispatı ve hesabı ile zamanaşımına ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, ücret ve asgari geçim indirimi alacakları bakımından, koşulları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası olarak açılan davanın esasına girilerek karar verilmesi hatalıdır (Dairemizin 27.12.2022 tarihli ve 2022/6872 Esas, 2022/17896 Karar sayılı kararı). Diğer taraftan söz konusu alacaklar bakımından daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddi kararları verilmediğinden, Dairenin önceki görüşüne güvenilerek belirsiz alacak davası şeklinde açılan bu davada belirtilen husus Dairemizin aynı doğrultudaki kararları (2016/26476 Esas, 2020/7547 Karar; 2022/5909 Esas, 2022/6892 Karar; 2022/829 Esas, 2022/1542 Karar sayılı kararları) da gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut uyuşmazlıkta; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanlarına göre davacının davalı işyerinde haftanın 6 günü 08.00-22.00 saatleri arasındaki günlük 14 saatlik çalışmasından 1,5 saat ara dinlenmesi düşülerek günde 12,5 saat olmak üzere haftalık yasal çalışma süresi 45 saatin mahsubu ile haftalık 30 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda, dosya içerisinde işyerindeki çalışma şekli ve düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından davacının fazla çalışmalarının tanık beyanlarına göre kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki tüm dosya içeriğindeki bilgi ve belgeler, davacının çalışma düzeni, yapılan işin niteliği, insan takati ve hayatın olağan akışı hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının haftanın 6 günü 08.00-22.00 saatleri arasındaki çalışmasında, günlük 1,5 saat yerine 2 saat ara dinlenme süresi kullandığı kabul edilerek hesaplama yapılması dosya içeriğine uygun düşecektir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.