MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/781 E., 2025/1403 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 33. İş Mahkemesi
SAYISI : 2023/797 E., 2025/153 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bankada 25.11.2004-17.04.2017 tarihleri arasında yasal takip biriminde kanuni takip destek uzmanı olarak çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ücret, temettü (prim), fazla çalışma ve yıllık ücretli izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iş sözleşmesini sona erdirdiği ihtarnamenin istifa olarak yorumlanması gerektiğini, zira davacının haklı bir nedeninin bulunmadığını, tüm işçilik haklarının ödendiğini, istifa ettiğinden kıdem tazminatı hakkının bulunmadığını, davacının psikolojik tacize (mobbing) maruz kaldığı ve çalışamaz hâle geldiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda tüm dosya kapsamına göre davacıya prim adı altında yapılan ödemelerin aslında temettü ödemesi olduğu, işyerinde temettü ödemesi uygulamasının işyeri uygulaması hâlinde geldiği zira 3 yıl boyunca yılda bir defa aynı dönemlerde prim açıklaması ile temettü ödemesi yapıldığı ve sonradan davacıya bu ödemelerin yapılmadığı, buna ilişkin davacıdan yazılı muvafakat alındığına ilişkin de bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, davacının devam eden ve temettü ödemesi yapılmayan dönemlerde ödemenin yapılmamasını gerektirir somut ve geçerli bir nedenin de bulunmadığı anlaşılmakla davacının devam eden çalışma dönemi için bu ücrete hak kazandığı, temettü alacağına hak kazandığı kabul edildiğinden davacının haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince davacıya bilirkişi ücretini yatırması yönünden kesin süre verilmiş olmakla birlikte kesin sürenin sonuçlarının hatırlatılmadığı, ihtaratın yapılmadığı, bu hâli ile söz konusu kesin süre usulüne uygun olmadığından sonuçlarını doğurmasının beklenemeyeceği, İlk Derece Mahkemesince bilirkişiden ek rapor alınmasında usule aykırı bir yön bulunmadığı, davacının temettü alacağına hak kazandığı, iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği, kıdem tazminatı talebinin yerinde bulunduğu, kararın dosya kapsamına uygun olduğu, delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde bir isabetsizliğin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Müvekkili Banka nezdinde temettü ödemesi yapılmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun varsayım üzerine tanzim edildiğini,
2. Davacının iş sözleşmesini haklı neden olmaksızın istifa etmek sureti ile tek taraflı irade beyanı ile sona erdirdiğini, kıdem tazminatına hak kazanamadığını,
3. Talep konusu alacakların zamanaşımına uğradığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesinin feshi, davacının kıdem tazminatı ve prim alacağına hak kazanıp kazanmadığı ile zamanaşımı def'ine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle temettü ücreti adı altında hüküm altına alacağın prim alacağı olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup bu beyan, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır. Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi, sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhâl sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanı olup muhataba ulaşması ile sonuç doğurur. İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı, kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır. Hukuki niteliği itibarıyla fesih bildirimi, bozucu yenilik doğuran bir hak olup beyanın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğurur; bu nedenle karşı tarafın kabulüne gerek yoktur.
Fesih sebebi ile bağlılık ilkesi, iş sözleşmesini fesheden tarafın bildirdiği fesih nedeni dışında sonradan başka bir gerekçeye dayanamamasını ifade etmektedir. Bir diğer anlatımla fesih bildiriminde belirtilen sebep, kural olarak değiştirilemez, genişletilemez ya da başka bir sebep eklenemez. Fesih sebebinin sonradan değiştirilemeyeceği ilkesi, işveren gibi işçi için de geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta davacı tarafça tarafından düzenlenen 14.04.2017 tarihli fesih bildiriminde; "...çalışma sisteminden kaynaklı mesai bitim saatinin belirli olmaması, 22,5 saati aşan fazla mesai ücretinin ödenmemesi, yoğun iş yükü, buna bağlı olarak yıllık izinlerinin kullandırılmaması ve biriken 65 günlük yıllık izin karşılığının ödenmemesi, çalışma ortamının ancak 30 kişinin çalışmasına uygun olması karşısında 100 kişinin çalışması, amirlerin psikolojik şiddet boyutunda tavırları nedenleriyle müvekkilin sağlığını kaybetmesi ve defaatle depresyon teşhisi ile çalışamaz hale gelmesi nedenleriyle iş akdini haklı nedenle feshetmek durumunda kalmıştır" denilmiştir. İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince, davacının temettü (prim) alacağına hak kazandığı, bu sebeple iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiği ve kıdem tazminatı talebinin yerinde olduğu kabul edilmiştir. Ne var ki yapılan bu değerlendirme hatalıdır.
Fesih sebebiyle bağlılık ilkesi gereği davacı, fesih ihtarnamesinde bildirdiği fesih nedenleriyle bağlıdır. Davacı fesih bildiriminde, prim alacağının ödenmemesini feshe gerekçe yapmamıştır. Fesih gerekçesi olarak bildirilen hususlar, yorum yoluyla değiştirilemez. Şu hâlde davacı, iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ispatlayamadığından kıdem tazminatına hak kazanamaz. İlk Derece Mahkemesince hatalı değerlendirme ile kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.