MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 41. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3405 E., 2025/1463 K.
DAVA TARİHİ : 04.08.2017
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 26. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/473 E., 2021/111 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 02.04.2001 tarihinde davalı Şirketin kardeş firmasında tezgahtar olarak çalışmaya başladığını, terfi ederek depo müdürlüğüne getirildiğini, müvekkili davacının eski ismi olan ... Alışveriş Merkezleri.... .... İşyerinde çalışmakta iken sigortalı çalıştırıldığı söylenmesine karşın ilk sigorta girişinin 11.02.2006 tarihinde yapıldığını, 23.08.2016 tarihine kadar davalı Şirket bünyesinde çalıştığını, son aylık ücretinin 2.425,00 TL ücret + 143,23 TL asgari geçim indirimi olduğunu, aylık ücretin 1.400,00 TL’lik kısmının bankadan, geri kalanının ise elden ödendiğini, haftanın 6 günü (cumartesi dâhil) 07.30-18.00 saatleri arasında çalıştığını, yol ve yemek parası ödenmediğini, fazla çalışma ücreti ödenmediğini, tüm resmî tatillerde çalıştığını ve bu çalışmaları karşılığında ilave ücret ödenmediğini, müvekkili davacının ağır beyaz eşyaları taşımada yıllar boyunca görev aldığını, sağlık sorunları nedeniyle davacının işe yaramayacağını düşünen davalı Şirket tarafından istifaya zorlandığını, davacının 2010-2011 yıllarında diz kapağında menisküs rahatsızlığının başladığını, zamanla ilerlediğini, davalı Şirkete bu durumun bildirilmesine karşın davalı Şirket tarafından istifasının istendiğini, kıdem ve ihbar tazminatları ile fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi için müvekkiline ibraname ve istifa dilekçesinin imzalattırıldığını, istifa dilekçesinin baskı altında alındığını, cevap dilekçesi ekinde bulunan ibranamelerin maktu ve geçersiz olduğunu, cevap dilekçesinde asgari ücret iddiasının doğru olmadığını, müvekkiline elden ödenen ücretlere dair para makbuz örneklerinin bulunduğunu ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili davalı Şirket bünyesinde 01.08.2007-23.08.2016 tarihleri arasında çalıştığını, 01.08.2007 tarihinden önce dava dışı ve ayrı tüzel kişiliği bulunan gayri faal durumdaki ... ... Ltd. .... bünyesinde çalıştığını, davalı Şirket ile dava dışı söz konusu Şirket ortaklarının hepsinin aynı olmadığını, bu nedenle her iki Firma bünyesindeki çalışma sürelerinin birleştirilemeyeceğini, davacının dava dışı .... bünyesindeki çalıma döneminin de 11.02.2006-31.07.2007 tarihleri arasında olduğunu, davacının imzaladığı 4.532,00 TL bedelli 09.04.2008 tarihli makbuzla dava dışı ....nden tüm hak ve alacaklarını alarak ayrıldığının sabit olduğunu, ayrıca .... döneminden kaynaklı işçilik alacaklarının zamanaşımına uğradığını, davacının hamal olarak işe başladığını ve asgari ücret ile çalıştığını, yaşının ilerlemiş olması nedeniyle 2012 Ağustos ayında daha hafif bir görev olan depo sorumluluğuna getirildiğini, ücretinde artış olmadığını, fazla çalışma yapılması durumunda fazla çalışma ücretlerinin ödendiğini, dinî bayramlarda çalışma olmadığını, çalışılarak geçirilen diğer genel tatil günleri karşılığında da ilave ücret ödemesi yapıldığını, dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının baskı altında kalmadan kendi isteği ile istifa ederek işten ayrıldığını, nitekim davacının iş arkadaşlarına da yaşının ilerlemiş olması ve sağlık nedenlerine bağlı olarak işten ayrılmak istediğini dile getirdiğini, 05.04.20 16... .06.2016 tarihli iki istifa dilekçesinin de bulunduğunu, müvekkili Şirketin baskı uyguladığı iddiasının doğru olmadığını, nitekim bu iki istifa dilekçesini de işleme koyabilecekken davacının istifa etmekten vazgeçmesi nedeniyle işleme koymadığını, özetle davacının istifa ederek işten ayrıldığını ve kıdem ile ihbar tazminatına hak kazanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini ispat ile yükümlü olduğu, davacının istifa iradesinin olmadığı anlaşılmakla, davacının haklı fesih olgusunu ispatladığı, buna göre davacının kıdem tazminatının kabulü gerektiği diğer alacakların ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; özlük dosyasında yer alan istifa dilekçesi 30.08.2016 tarihli olup işverence ... Kurumuna davacının istifa nedeniyle işten ayrılış tarihinin istifa dilekçesinden önce 23.08.2016 tarihi olarak bildirilmesi, davacının özlük dosyasında yer alan 05.04.20 16... .06.2016 tarihli sağlık sorunlarından dolayı depo sorumluluğu görevinden ayrılmak istediğine dair dilekçeler, davacının sağlık sorununu ispata yarar Mahkemece celbedilen tıbbi evraklar, dava dilekçesinde 30.08.2016 tarihli dilekçenin baskı ile alındığına dair davacı beyanları ile davacının Mahkeme huzurundaki yeminli beyanı birlikte değerlendirildiğinde istifa dilekçesine itibar edilemeyeceğinden, davacının iş sözleşmesi işverence feshedildiğinden ihbar tazminatının hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile ihbar tazminatı talebinin reddinin isabetsiz olduğu, davacının reddedilen talepleri olduğu hâlde davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama giderlerinin buna göre belirlenmemesinin hatalı olduğu ancak belirtilen hususların yeniden yargılamayı gerektirmediği, 14.11.2019 tarihli bilirkişi raporundaki ihbar tazminatına dair tespitlerin yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, davacının kendi isteğiyle istifa ettiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamadığını, yemin delilinin kesin delil olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının iş sözleşmesinin kim tarafından feshedildiği, feshin haklı olup olmadığı ve buna göre davacını kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.