MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/246 E., 2025/1241 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 60. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/120 E., 2023/507 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince 01.07.2025 tarihli ek karar ile; kararın miktar itibarıyla kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ek kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Dosya içeriğine göre; Bölge Adliye Mahkemesince temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş ise de davacının hizmet süresi, ücreti, davada talep edilen alacakların niteliği, hesap unsurları, bilirkişi raporu ile dava ve ıslah dilekçeleri birlikte dikkate alındığında; davada reddine karar verilen ve temyize konu edilen toplam miktar, temyiz kesinlik sınırının üstünde olduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362/1-(a) hükmünde belirtilen miktar itibarıyla kesinlik sınırına bakılmaksızın temyizin mümkün olduğu kabul edilmelidir. Bu durumda temyiz dilekçesinin miktardan reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 01.07.2025 tarihli ek kararın bozularak ortadan kaldırılması gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen asıl kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Şirketler grubunun ..’da bulunan işyerinde operatör olarak çalıştığını, davacının dava dışı .. .. .. .. adlı firmada 16.10.2014 tarihinde işe başlatıldığını, 10.09.2016 tarihine kadar çalıştığını, davacının belirtilen Şirket ile yazılı sözleşme de yaptığını, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiğini, çalıştığı sürece davacının işyerinde fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, davacının nezdinde çalıştığı dava dışı .. .. .. .. Şirketinden temin edip sundukları belgelere göre, davacının 16.10.2014-18.10.2016 tarihleri arasında çalıştığını, tüm işçilik haklarını alarak işten ayrıldığını, davacının aldığı ücretin net ücret olmadığını, bu ücretin içinde fazla çalışma, hafta tatili ve varsa resmî tatillerde çalışma karşılığı ücretlerin de bulunduğunu, dava dışı .. .. .. .. isimli Şirketin, .. kanunlarına göre kurulmuş ayrı bir Şirket olduğunu, somut uyuşmazlığa 4857 sayılı İş Kanunu ile diğer yasal mevzuatların uygulanma olanağı bulunmadığını, Mahkemenin bu uyuşmazlığı çözmekte yetkili olmadığı gözönüne alınarak davanın reddi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı Şirket ile dava dışı .. .. .. .. arasında organik bağ bulunduğu, davalı Şirketin alacaklardan sorumlu olduğu, davacıya imzalatılan iş sözleşmesinin matbu olarak düzenlendiği ve seçilen hukukun uygulanacağı yönünde davacıya açıkça bilgi verilmediği, davacının zayıf konumda olup korunması gereken tarafta bulunup seçilen yurt dışı hukukun uygulanması sonucunda sakıncalar doğacağı, iş hukukunun kamu düzenini de ilgilendirdiği kanaatiyle, uyuşmazlığın çözümünde Türk hukukunun uygulanmasına karar verildiği, bu doğrultuda yapılan değerlendirme sonucunda davalı işverence iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği ispat edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ispatlanamayan fazla çalışma, hafta tatili, ulusal ... ve genel tatil ücreti taleplerinin ise reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına davalı tarafından sunulan iş sözleşmesinde sözleşme şartlarının .. yasalarına tâbi olacağının ifade edildiği ve bu suretle tarafların bir hukuk seçimi anlaşması yapıldığı, buna göre uyuşmazlığa .. hukukunun uygulanması gerektiği, .. İş Kanunu ve Gürcistan Medeni Kanunu birlikte değerlendirildiğinde; işe iade davaları hariç, iş sözleşmesinden kaynaklı ve 29.09.2020 tarihinden önce doğmuş alacakların tamamının 3 yıllık zamanaşımına tâbi olduğu, buna göre eldeki davada, iş ilişkisinin nihai olarak sona erdiği tarih 10.09.2016, dava tarihinin 27.01.2020 olduğu gözetildiğinde davanın süresi içerisinde açılmadığı, taleplerin .. mevzuatına göre fesih ve dava tarihleri dikkate alındığında zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Uyuşmazlığın çözümünde Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
2. Gürcistan hukukuna göre zamanaşımının yanlış değerlendirildiğini,
3. İçtihat değişikliğinin somut davada uygulanamayacağını, hukuk seçiminin geçerli olmadığını, yabancı hukuka göre değerlendirme yapılmasının kamu düzenine aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesi iptal kararı doğrultusunda değerlendirme yapılması gerektiğini,
4. Yargılamada dinlenen davacı tanıkların işverene karşı davası bulunduğuna bakılmaksızın ve emsal dava dosyalarında da işyerinde iki vardiya olduğu kabulüyle Türk hukukuna göre değerlendirme yapılarak dava ve ıslah dilekçeleri doğrultusunda davanın tam kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanması gereken hukuk ve zamanaşımı hususundadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Bölge Adliye Mahkemesince verilen 01.07.2025 tarihli ek kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Ek karar yönünden alınan temyiz harçlarının istek hâlinde ek kararı temyiz edene iadesine, asıl karar yönünden aşağıda yazılı temyiz giderinin asıl kararı temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.