MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1224 E., 2025/1894 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/52 E., 2020/746 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş sözleşmesinin 05.04.2015 tarihinde işveren tarafından feshi üzerine, İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesinin 2015/167 Esas sayılı dosyası ile işe iade davası açıldığını, davacının işe iadesine karar verildiğini, kararın 30.06.2016 tarihinde Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, işverene yeniden işe başlamak için ihtarname gönderildiğini, davacının işe başlama talebinin reddedildiğini, tazminat bedeli olarak 58.871,00 Euro ödendiğini, ödemelerin eksik yapıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar farklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıya işe iade kararı sonrasında tazminatlarının ödendiğini, 28.03.2018 tarihli davacı ile yapılan e-posta yazışmasında 58.871,00 Euro alacağı hususunda mutabık kalındığını, ödemenin buna istinaden yapıldığını, alacak talebinin daha önce farklı bir davaya konu olduğunu, karar neticesinde davacı ile mutabık kalındığını ve ödemelerin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporuna göre davacının bakiye kıdem ve ihbar tazminatı bulunduğu, yıllık ücretli izin alacağı, boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının ise ödendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kıdem tazminatının tavan üzerinden hesaplandığı, ihbar tazminatının ise ücretin 5.512,50 Euro olduğunun kabulü ile bu miktara 200,00 Euro kira yardımı eklenmek suretiyle tespit edildiği, davacı vekili istinaf dilekçesinde belirttiği Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) işçi ve işveren paylarına ilişkin hususları yargılama sürecinde de ileri sürmüş olup bilirkişinin 30.11.2020 tarihli ek raporunda da işaret edildiği üzere davacının ücreti net olarak belirlenip bu miktar üzerinden ihbar tazminatının hesaplandığı, davacı vekilinin ihbar tazminatına yönelik istinafının yerinde olmadığı, yine yıllık ücretli izin ile ilgili yıllık 26 günlük iznin olacağına dair herhangi bir delil bulunmadığı, yapılan ödemeler düşüldüğünde davacının bakiye boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının bulunmadığı, dosya içeriğinden davacının işe iade kararından sonra işverence işe başlatılmadığı ve tazminatlarına karşılık 58.871,00 Euro ödeme yapıldığı, yapılan ödeme dışında başkaca hakkın kalmadığına ve davalı işverenin ibra edildiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bilirkişinin ihbar tazminatına esas giydirilmiş brüt ücretini hesaplarken SGK işçi payı ile işsizlik işçi payı olan 462,33 Euro'yu ilave etmediğini, hesaplamanın hatalı olduğunu,
b. Sunulan izin belgelerinden davacının her yıl kullanması gereken izin süresinin 26 gün olduğunun anlaşılacağını, ancak bilirkişinin bu hususu dikkate almaksızın yıllık 22 gün üzerinden hesaplama yaptığını,
c. Boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının eksik hesaplandığını, aksi yöndeki kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacı taraf ile yapılan mutabakat neticesinde işçilik alacaklarına karşılık 58.871,00 Euro ödeme yapıldığını, mutabakat gereğince tekrar talepte bulunulamayacağını, aksi yöndeki kararın hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, işe iade kararı sonrasında işe başlatılmayan ve davalı işverence ödeme yapılan davacının talep edilen fark alacaklara hak kazanıp kazanmadığına, alacakların hesaplanmasına ve hükmedilen faize ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Geçersiz sayılan fesih tarihinde davacının ... Bankasındaki hesabına 20.04.2015 tarihinde 27.425,97 Euro tutarında kıdem tazminatı ödendiği uyuşmazlık dışıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının işe başlatılmama suretiyle fesih tarihindeki (29.03.2018) ücretinin kıdem tazminatı tavanını aşması nedeniyle kıdem tazminatı tavanı üzerinden ve kıdem süresine 4 ay boşta geçen sürenin ilavesiyle Türk lirası olarak hesaplama yapılmış, hesaplanan bu miktar Euro'ya çevrilmeksizin geçersiz fesih tarihinde Euro olarak ödenen kıdem tazminatı tutarı Türk lirasına çevrilerek mahsup yapılmış, bundan sonra bulunan fark alacak miktarı Euro'ya çevrilerek hüküm altına alınması gereken kıdem tazminatı miktarı hesaplanmıştır. Ne var ki bu hesaplama yöntemi hatalı olmuştur.
Kıdem tazminatı tavanı üzerinden hesaplanan tutar Euro'ya çevrilerek, Euro olarak ödenen miktar mahsup edilmeli, bundan sonra hüküm altına alınması gereken fark kıdem tazminatı bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
3. Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanunî Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede "Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hâllerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır." kuralına yer verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta talep konusu alacakların yabancı parayla tahsili talep edildiğinden söz konusu alacaklara 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarınca USD üzerinden açılmış bir yıllık vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerekir. Nitekim davacının talebi de bu şekilde olup İlk Derece Mahkemesince, taleple bağlılık ilkesine de aykırı olarak kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ve ihbar tazminatına dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.