MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1381 E., 2025/1318 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/63 E., 2021/70 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kitap yazarı olduğunu, davalı işçinin davacıya ait işyerinde asistan ve koordinatör olarak işe başladığını, yaklaşık iki yıl çalıştığını, davacının kitap tanıtımları, yurt içi ve yurt dışındaki organizasyonları, yatırım işleri ve işyerindeki tüm işleriyle ilgilendiğini, davacının kitap satışlarından elde edilen gelirlerin ve telif haklarının davalının hesabına gönderilmesi ve ödenmesi konusunda ilgililere talimat verdiğini, davalının hesabına gelen ödemeleri ilk başlarda davacıya ödediyse de sonrasında davacıya ödemediğini, davacının istemesine rağmen davalının çeşitli bahanelerle ödeme yapmadığını, sonrasında davalının davacıya haber vermeden işten ayrıldığını, işbu paraların tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduğunu, davacıya eşi tarafından boşanma davası açıldığını, davacının eşinden mal kaçırmak için yanında ... Kurumu kapsamında çalışan davalının banka hesabına EFT gönderttiğini, davacının eşine daha az tazminat ve mal paylaşımı için 3. kişiye karşı hile yaptığını, hileli işlem nedeniyle senetle ispat zorunluluğun kalktığını, bu hususta whatsapp yazışmaları olduğunu, davalının ... hesabına yapılan ödemelerin nakit olarak çekildiğini ve nakden davacıya ödendiğini, bu hususta da whatsapp yazışmaları olduğunu, whatsapp konuşmalarından ne zaman teslim edileceğinin anlaşıldığını, davacının kendi hesap numarasını EFT göndereceklere vermediğini, davacının mal varlığındaki artış ile davalı hesabına gelen paralar arasında doğrudan orantı olduğunu, davalı işçinin mal varlığında iddia edildiği gibi artış olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya davacı vekili tarafından sunulan dekontların incelemesinde, .. .. DIŞ TİC. tarafından "... teliflere istinaden" açıklaması ile davalıya farklı bankalardan değişik tutarlarda ödemeler yapıldığı, davalı vekili tarafından sunulan whatsapp yazışmalarında; davacı ile davalı arasında değişik zamanlarda eft ve havale işlemlerine dair bazı konuşmaların geçtiği, .. ait dekontlarda davalının davacıya değişik tarihlerde değişen tutarlarda ödemeler yaptığı, davalının 3. kişiler tarafından kendisine EFT ile yollanan paraları davacı adına teslim aldığı, bazen de bunların ödeme bilgilerini davacıya verdiği, .. konuşmalarında paranın yatacağına ilişkin bilgilerin olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) 199. maddesi doğrultusunda taraflar arasında yer alan .. mesajlarının belge olarak değerlendirilmesinin mümkün olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinin senet ile ispat kuralının istisnaları arasına girdiği, söz konusu .. yazışmalarının delil başlangıcı mahiyetinde olduğu, delil başlangıcı ile ortaya konan hususların tanık ile ispat edilebileceği, davacının eşinden mal kaçırmak amacı ile davalının hesap bilgilerini vererek gelen ödemeleri davalıya yönlendirdiği, iki yıllık sürede pek çok ödemenin davalının hesabına geldiği, bu paraların davacıya ödenmemesi durumunda davacının tekrar kendisinden bu şekilde talepte bulunmasının mümkün olmayacağı, taraflar arasındaki işçi işveren ilişkisi uyarınca davalının yaptığı ödemeler için davacıdan senet istemesinin mümkün olmadığı, davalının malvarlığında bir artış olmadığı, buna mukabil davacının satın aldığı araç ve taşınmazların davalı tarafindan elden ödenen paralar ile yaklaşık tarihlere rastladığı, davalının davacının talimatı ile uhdesine giren paraları, davacının talimatı ve bilgisi dâhilinde davacının bildirdiği yerlere veya davacıya teslim ettiği, davacının davalıdan bir alacağının olmadığı, davacının taleplerinin sahte senet veya belgeye dayalı talepler olmadığı, davanın reddi gerekçelerinin temel olarak delil başlangıcı kabul edilen olgular, whatsapp yazışmaları, tanık beyanları, taraflar arasında ki işçi işveren ilişkisi olduğu, davalının kötüniyet tazminatına hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalının da kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davaya konu alacak miktarı 400.000,00 TL'den fazla olup yasal sınırın üzerinde olduğunu, davalı tarafın hesabına yatan ve borcun kaynağı olan bu yüksek meblağları davacıya elden ödediğini yazılı bir belge ile kanıtlaması gerektiğini, kararda hayatın olağan akışına ve teamüllere uygun olduğu gerekçesiyle yazılı ispat zorunluluğunun ortadan kaldırılmasının kanuna aykırı olduğunu, kararda esasen ispatı zorunlu olan maddi bir olayın hukuki bir karineye dayandırılarak davacı aleyhine sonuçlandırıldığını,
2. Davalının ikrarının yazılı delil başlangıcı olarak yanlış yorumlandığını, davalının parayı ödediğini gösteren hiçbir yazılı delil başlangıcı bulunmadığını, aksine davalının paranın uhdesinde olduğunu kabul ettiği yazılı delil başlangıcı niteliğinde delil bulunduğunu,
3. Davalının, davacının işlerini takip ederken aynı zamanda bir vekil olarak hareket ettiğini, vekilin davacının istemi üzerine gördüğü işin hesabını vermekle ve vekâlet ilişkisine göre elde ettiği şeyi davacıya vermekle yükümlü olduğunu, hesap verme borcunun vekilin elinde bulunan paraları davacıya teslim ettiğini belgeyle ispat etmesini gerektirdiğini, Mahkemenin vekilin bu yazılı ispat zorunluluğunu teamül gerekçesiyle ortadan kaldırmasının vekilin hesap verme borcuna uymadığını, davalının bu yükümlülüğüne rağmen paranın ödendiğine dair kesin belge sunamadığını, davanın kabulü gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın haklı olup olmadığı ile itirazın iptali gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.