MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/2228 E., 2025/2795 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 17.02.2007 tarihinde davalıya ait ... Hastanesinde çalışmaya başladığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiği 04.10.2016 tarihine kadar kardiyoloji bölümünde uzman doktor olarak çalıştığını, işten ayrılmadan önceki aylık ücretinin 100.000,00 TL olduğunu, işverence fatura karşılığı uygulanan sağlık hizmet alım bedelinin gerçeği yansıtmadığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından ihbar öneli ile feshin son çare olması kurallarına riayet edilmeksizin ve yine tazminat ödenmeksizin feshedildiğini, 3153 sayılı ..., ... ve ... Tedavi ve Diğer ... Müesseseleri Hakkındaki Kanun (3153 sayılı Kanun) uyarınca çalışma süresi boyunca her yıl 4 hafta kesintisiz olarak kullanması gereken şua (radyasyon) izinlerini çalışma süresi boyunca hiç kullanmadığını, bu izinlerine ait ücretlerini de iş sözleşmesi feshi sonrasında işverenden alamadığını, fazla çalışma karşılıklarının ödenmediğini iddia ederek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, şua izni, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı hakkında açılan ceza soruşturması sonucu olarak tutukluluğunun ihbar önelini aşması nedeniyle davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple derhâl feshedildiğini, aylık 100.000,00 TL ücret aldığı iddiasının doğru olmadığını, fazla çalışma yaptığını iddia eden davacının bu iddiasını ispatla mükellef olduğunu, bordroların pek çoğunun davacı tarafından ihtirazı kayıt öne sürülmeksizin imzalandığını, kaldı ki yerleşik Yargıtay kararları dikkate alındığında asgari ücretin en az 15 katı ücret alan kişinin fazla çalışma ücreti talebinin yersiz olduğunu, Şirket kayıtlarından ve yerleşik çalışma koşullarından, ücret pusulalarından davacının ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücret alacağının da bulunmadığının tespit edileceğini, davacının uzmanlık alanı kardiyoloji olup, her ne kadar anjiyo yaparken şuaya tâbi olsa da sadece anjiyo yapmadığını, poliklinik, kalp yetmezliği vb. hizmetleri de ifa ettiğini, dolaysıyla 5 saatlik çalışma saatine tâbi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Manavgat İş Mahkemesinin 08.05.2024 tarihli kararı ile; davacının ihbar önelinin 8 hafta yani 56 gün olduğu, buna göre davacının 56 günü aşan gözaltı veya tutukluluk hâlinde iş sözleşmesinin işveren tarafından belirtilen gerekçe ile feshi mümkün olup Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu tarafından ibraz edilen müzekkere cevabı uyarınca davacı 06.08.2016-14.11.2016 tarihleri arasında en az 100 gün tutuklu kaldığından davacının kıdem tazminatına hak kazandığı ancak ihbar tazminatına hak kazanamadığı, davacının tüm hizmet süresi boyunca 3153 sayılı Kanun'a tâbi çalıştığının kabulü ile fazla çalışma ücreti hesaplandığı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacağı hesaplamalarının kayıtlara dayandığı, davacının görevi nedeni ile 3153 sayılı Kanun kapsamında çalışma süresi boyunca her yıl 4 hafta kesintisiz olarak kullanması gereken şua (radyasyon) izinlerini çalışma süresi boyunca hiç kullanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.11.2024 tarihli kararı ile; dava dilekçesinde ve davalı tarafça 07.10.2016 tarihininde gönderilen ihtarnamede fesih tarihinin 04.10.2016 olarak bildirilip davacı tarafça kıdem tazminatı talebi açısından bu tarihten faiz istendiği, kıdem tazminatı talebi açısından fesih tarihi olan bu tarihten itibaren faiz işletilmesi gerekirken talep dahi aşılarak 01.08.2016 tarihinden itibaren faiz işletilmesinin, yine şua izni alacağı açısından talebin aşılmasının hatalı olduğu, ... Kurumunun itibari hizmet tespiti, bilirkişi raporundaki anjiyo tarihleri, davacının Hastanedeki tek kardiyolog olarak anjiyo yapması, radyasyon ölçümleri ile ilgili yazı cevabı gözetildiğinde davacının şua iznine hak kazandığı, fazla çalışma ücreti alacağının da yukarıda belirtilen ilkelere göre belirlenmesinin doğru olduğu, hesaplamalara esas ücretin Yargıtay kararlarında belirtilen ilkelere göre belirlendiği, soyut itirazın yerinde olmadığı, davanın reddedilen kısmına göre hükmedilen vekâlet ücretinde, belirtilen dışında faiz türünde ve başlangıçlarında hata olmadığı, her ne kadar yargılama aşamasında sunulmadığı için dikkate alınamayacaksa da ilk istinaf dilekçesi ekinde sunulan banka kaydı fotokopisinin aylık ücret ödemelerine ilişkin olduğu, hükmedilen alacakların ödendiğinin ispat edilemediği, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağının davalı tarafın kayıtlarına göre ispatlandığı, tanık beyanlarının da bilirkişi raporundaki kayıt incelemesini doğruladığı, istinaf sebebine göre davanın kısmen kabulüne ilişkin Mahkeme kararında başka hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, şua izni yönünden davanın reddi gerektiği, 3153 sayılı Kanun'un ek 1. maddesinde öngörülen haftalık 35 saat çalışma süresi sınırının davacı hakkında uygulanabilirliği olmadığı, davacının haftalık çalışma süresinin 35 saat kabul edilmesi ve saat ücreti de bu kabule göre tespit edilmek suretiyle hesaplanan fazla çalışma ücretinin hüküm altına alınmasının hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda, şua izni ve fazla çalışma ücreti alacaklarının reddi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Şua izni talebinin reddinin hatalı olduğunu,
b. Haftalık çalışma süresi yönünden hatalı değerlendirme yapıldığını,
c. İşçi lehine yorum ilkesinin ihlal edildiğini,
d. Eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. İstinaf aşamasındaki itirazlarının gerektiği gibi değerlendirilmediğini,
b. Davacının kıdem tazminatı talep hakkının bulunmadığını,
c. Davacının iki kez ıslah ve bedel artırım dilekçesi talebinin usule uygun olmadığını,
d. Bilirkişi raporunda yapılan tüm tespit ve değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu,
e. Davacının hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; şua izni, fazla çalışma ücreti alacaklarının ispatı ve hesaplanması hususlarına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.